

MHP lideri Devlet Bahçeli, partisinin grup toplantısında gündeme ilişkin konulara değerlendiriyor...
Bahçeli, Türkiye'nin Ege kıyıları ve Trakya'yı vuran aşırı yağış ve sel baskınlarına değinerek başladı.
Bahçeli, doğal afetlerden etkilenen vatandaşlara hükümetin yardımda bulunması çağrısında bulundu.
DARBE İDDİALARI
2012'nin her açıdan zor geçeceğini söylemek zor değildir. Kutuplaşan siyaset, tarafsızlığını yitiren adalet, çatışmadan beslenen hükümet sorunlardan bazılardır.
Ülkemizde neyin doğru neyin yanlış olduğunun ayırt edilemediği bir ortam yaşanmaktadır. İçi boşaltılan kurumlar, saldırılan milli değerler son günlerde haddiden fazla görünür olmuştur.
Türkiye 2007'den bu yana darbe planı iddialarıyla bir dizi tutuklama ve yargılamalara sahne olmaktadır. Darbe iddialarının soruşturması ve gelişmeler aziz milletimizi meşgul etmiş ve sonuçlanmadığı için oyalamıştır.
AKP kendine tehlikeli gördüğü herkesi değişim karşıtı göstererek insiyatif almaya çalışmaktadır. Millet-Devlet varlığına kast etmek için fırsat gözleyen dış mihraplara fırsat tanımıştır. AKP ileri demokrasi kılıfıyla eziyeti, iftirayı meşrulaştırmıştır.
TSK'YI HEDEF ALAN KUŞATMALAR
TSK'yı hedef alan taciz ve kuşatmalar çok kritik bir aşamaya ulaşmıştır. Türkiye'nin kuruluş ilkelerinden adım adım uzaklaştırılıdğı hususu gelmektedir. Demokrasi dışı müdahalelere karşı tepkiliyiz. Millet iradesinin silahların arkasına gizlenmesine kesinlikle karşıyız. AKP ne zaman bir darbe iddasıyla muhatap kalsa bundan istifade etmiş ve yarar sağlamıştır. 28 Şubat kararının 10 bariz ürünün kim olduğu bellidir, o da AKP zihniyetidir. AKP bu gelişmeleri siyasi çıkar kaynağına dönüşmüştür. Darbe iddialarının asla sonuçlanmasını istememektedir. Darbe iddiaları kendilerine bulunmaz bir fırsat yaratmıştır.
MHP'yi darbecilerle özdeşleştiren fikirleri şiddetle kınıyoruz. MHP'nin darbelerden büyük zarar gördüğüne aziz milletimiz de şahittir. Sözde darbe planlarından fırsat sağlayanlarında, işkenceler çeken, darağaçlarında can veren aziz dava arkadaşlarımdır ve çok şükür hepsi iftiar nedenimizdir.
Bizim demokrasi konusunda öğrenecek hiçbir şeyimiz yoktur. AKP darbelerden faydalanırken, biz can verdik, bedel ödedik. Darbe hazırlığında kim varsa haklarında gerekenler yapılmalı ve TSK'dan bunlar muhakkak ayıklanmalıdır. Buna kimse itiraz etmez. Ancak bireysel anlamdaki suç ve suça hazırlık aşamalarını dikkate alarak TSK'yı darbeci olarak göstermek densizliktir.
4 yıldır darbe iddialarına ilişkin tek bir karar verilmemiştir. Soruşturma dosyalarında bulunması gereken özel bilgiler adice medya üzerinden servis edilmiştir. Kişilerin itibarları, insan hakları yıpratılmış ve hiç de dikkate alınmamıştır.
AKP, özel yetkili mahkemeler aracılığıyla hedef seçtiklerini Silivri'ye göndermiştir. Her hangi bir hukuk devletinde böyle bir garabet görülmemiştir.
Şımarmış ve sağduyusunu kaybetmiş tek başına iktidarların demokrasinin altını oyduğu da dikkate alınmalıdır.
Bugüne kadar ki çatıştırıcı üslup, AKP hükümetinin hoşgörü zihniyetine ne kadar yabancı olduğunu göstermiştir.
Darbe iddialarının sonuca ulaştırılması ve haklı haksız ayrımının kesinleştirilmesi gerekmektedir.
Bizim hukuka saygımız vardır. Ancak AKP'nin borazanını çalan bir yargıyla Türkiye'nin geleceği aydınlık değildir.
Hukukun AKP'nin dümen suyuna girmesinde 12 Eylül referandumunda verilen evetlerin sonucudur.
BAŞBUĞ'UN TUTUKLANMASI
Bu ne ilktir ne de son olacaktır. Bu hadisenin vehamet düzeyi son derece yüksektir.
İki yıl boyunca Genelkurmay Başkanlığı yapan bir şahsa yöneltilen suçlama çok ağırdır. Hiçbir vicdan sahibi tarafından kabul edilemez.
TSK'nın en üst mevkiğine tırmanmış bir kişi 'terör örgütü' kurmaktan dolayı cezaevine konulmuştur. Bu küstah iddia akıl ve mantığın köreldiğinin göstergesidir.
Buradan soruyorum. Şayet genelkurmay başkanı terör örgütü kurduysa örgütü nerededir. Bu terör örgütünün yuvası nerededir. Mehmetçik terörist olmuştur da bizim haberimiz mi yok. Başbuğ terörist ise İmralı'da yatan cani kimdir? Hangi suçtan burada yatmaktadır. 30 Ağustos kutlamalarında Başkomutan sıfatıyla tebrikleri kabul eden Gül, elini sıkan teröristleri tanıyamamamıştır.
İlker Başbuğ'un İmralı'ya götürülmesi düşünülmekte midir?
TSK'nın kötülendiği bir ortamda meclis genel kurulunda bize ters bakmayacaksınız zırvalarını duymak son derece normaldir. Komutanların aşağılanması ve harakete uğraması sıradan bir hal alacaktır. Böyle bir ahlaksızlığın olaması AKP gibi bir zihniyetin sorumluluk alması yeterli olacaktır.
2003 Ağustos ayında Genelkurmay 2. Başkanı olan ve 2008-2010 arasında Genelkurmay Başkanı olan değerli bir şahsın terörist suçlaması başka türlü izah edilemez. O şahsın atamasına onay veren Cumhurbaşkanı bir suç varsa o suça iştirak etmiştir ve ön ayak olmuştur.