<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Referans Gazetesi</title>
    <link>https://www.referansgazetesi.com.tr</link>
    <description>Gaziantep Son Dakika Haberleri, en güncel ve tarafsız haberler için Referans Gazetesi'ni takip edin.</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.referansgazetesi.com.tr/rss/saglik" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2023. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Wed, 20 May 2026 05:54:13 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.referansgazetesi.com.tr/rss/saglik"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Mantar tüketirken sağlığınızdan olmayın! Uzman isim uyardı…]]></title>
      <link>https://www.referansgazetesi.com.tr/mantar-tuketirken-sagliginizdan-olmayin-uzman-isim-uyardi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.referansgazetesi.com.tr/mantar-tuketirken-sagliginizdan-olmayin-uzman-isim-uyardi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Prof. Dr. Abdülkadir Gündüz, bahar yağışlarıyla birlikte doğada mantar oluşumunun arttığını belirterek kontrolsüz yabani mantar tüketiminin ciddi zehirlenmelere yol açabileceği uyarısında bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Gündüz, Türkiye'nin iklim yapısı ve bitki örtüsü nedeniyle yabani mantarların yetişmesi açısından oldukça uygun bir ülke olduğunu ifade ederek yağışların arttığı ilkbahar ve sonbahar aylarında mantar zehirlenmesi vakalarında artış olduğuna dikkat çekti.</p>

<p>Mantar zehirlenmelerinde belirtilerin tüketilen mantarın türüne göre değişebildiğini kaydeden Prof. Dr. Abdülkadir Gündüz, bazı türlerde şikâyetlerin ilk birkaç saat içinde ortaya çıktığını, bazı ölümcül türlerde ise belirtilerin 6 ila 24 saat sonra başlayabildiğini söyledi.</p>

<p>Zehirlenme durumlarında geç başlayan belirtilerin daha tehlikeli olabileceğini vurgulayan Gündüz, "Özellikle geç başlayan bulgular ciddi karaciğer hasarıyla ilişkili olabilir. Bazı hastalarda ise belirtiler geçici olarak düzelebilir ancak bu yalancı iyilik hali sonrasında ağır organ yetmezlikleri gelişebilir" dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>"ÖLÜM MELEĞİ MANTARI"</strong></p>

<p>Gündüz, ölümcül zehirlenmelere en sık "ölüm meleği mantarı" olarak bilinen 'Amanita phalloides' türü mantarın neden olduğunu ve bu türün zehirsiz mantarlarla çok kolay karıştırılabildiğini belirterek doğadan bilinçsiz mantar toplama, halk arasındaki yanlış inanışlar ve mantarların görüntüsüne bakılarak ayırt edilmeye çalışılmasının riski artırdığını kaydetti.</p>

<p><strong>"ÜLKEMİZDE MANTAR ZEHİRLENMELERİ SIK KARŞILAŞTIĞIMIZ BİR DURUM"</strong></p>

<p>"Ülkemizde mantar zehirlenmeleri sık karşılaştığımız bir durum. Özellikle ilkbahar ve sonbahar aylarında daha fazla görüyoruz. İlkbahar aylarında fazla görülmesinin en önemli nedeni, yağış ve nem oranının yükselmesidir. Bu ortam, mantar yetişmesi için uygun bir iklim oluşturuyor. Orman altlarında ve meralarda ciddi şekilde mantar yetişmesi oluyor. İnsanlarımız da kültürel olarak komşuları ve akrabalarıyla mantar toplama alışkanlığına sahip. Dolayısıyla ortak toplanan mantarlar nedeniyle, aile bireyleri ya da komşular arasında özellikle kümelenme şeklinde zehirlenmelerle karşılaşıyoruz. Mesela bir aileden 4-5 kişi aynı anda zehirlenmiş olabiliyor. Çünkü beraber mantar toplamışlar, eve getirmişler ve akşam pişirip yemişler. Bu durum toplu, aile içi kümelenme şeklinde zehirlenme olarak karşımıza çıkıyor. Bu tür zehirlenmeleri özellikle sonbahar ve ilkbaharda sık görüyoruz" dedi.</p>

<p><strong>"MANTAR ZEHİRLENMELERİNDE BELİRTİLERİN BAŞLAMASI, MANTARIN TÜRÜNE GÖRE DEĞİŞEBİLİYOR"</strong></p>

<p>"Mantar zehirlenmelerinde belirtilerin başlaması, mantarın türüne göre değişebiliyor" diyen Gündüz, "Mantar zehirlenmelerinde belirtilerin başlaması, mantarın türüne göre değişebiliyor. Birkaç saat içinde belirti veren mantar türleri olduğu gibi, 6 saat ya da 24 saat sonra belirti veren türler de var. Erken belirti verenler genellikle daha az tehlikeli olsa da geç dönemde belirti veren mantar zehirlenmeleri daha tehlikeli olabiliyor. Bunlar karaciğer ve böbrek yetmezliği gibi çok ciddi sorunlarla karşımıza gelebiliyor. İlk dönemde zehirlenme belirtileri normale dönebiliyor, kişi kendini iyi hissedebiliyor; ancak sonrasında tekrar kötüleşme görülebiliyor. Özellikle zehirli türlerde bu durum daha sık yaşanıyor. Geç dönem belirti veren mantar zehirlenmelerinde daha dikkatli olmamız gerekiyor. Çünkü bunlar daha ölümcül sonuçlarla karşımıza çıkabiliyor. Ormanlık ve yeşillik alanların daha fazla olduğu bölgelerde risk artıyor. En çok Karadeniz Bölgesi'nde görülüyor. Karadeniz Bölgesi ilkbahar ve sonbaharda çok yağış alıyor. Yaylalar ve orman altları oldukça nemli oluyor. Bu nemli ve yağışlı ortam, mantarlar için çok uygun bir yetişme alanı oluşturuyor. Bölgemizde ciddi bir mantar çeşitliliği bulunuyor. Karadeniz Bölgesi'nde yüz yıllardır süregelen bir mantar toplama kültürü ve etkinliği var. Ancak mantarların toplanması uzmanlık gerektiriyor. Çünkü zehirli mantarı ayırt etmek bazen uzmanların bile zorlandığı bir durum olabiliyor. Bu nedenle doğadan topladığımız mantarları uzman kontrolünden geçirmeden tüketirsek ciddi zehirlenme riskiyle karşılaşabiliriz. Özellikle Amanita phalloides olarak bilinen "ölüm meleği" türü mantar, masum ve zehirsiz mantarlarla karışma riski çok yüksek olan bir türdür. Karadeniz Bölgesi'nde de bulunabilen bir mantardır. Bu nedenle çok dikkatli olmak gerekiyor. Uzman kontrolü olmadan doğadan toplanıp tüketilen mantarların tamamı zehirlenme riski taşır. Bu konuda çok dikkatli olmamız gerekiyor" ifadelerini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.referansgazetesi.com.tr/mantar-tuketirken-sagliginizdan-olmayin-uzman-isim-uyardi</guid>
      <pubDate>Tue, 19 May 2026 15:44:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://referansgazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/referansgazetesi-com-tr/uploads/2026/05/a-w708073-01.jpg" type="image/jpeg" length="20771"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sağlık raporlarında yeni dönem! Resmi Gazete’de yayımlandı…]]></title>
      <link>https://www.referansgazetesi.com.tr/saglik-raporlarinda-yeni-donem-resmi-gazetede-yayimlandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.referansgazetesi.com.tr/saglik-raporlarinda-yeni-donem-resmi-gazetede-yayimlandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık Bakanlığı tarafından hazırlanan "Sağlık Raporları Yönetmeliği" Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>‘Sağlık Raporları Yönetmeliği’ Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Düzenleme ile sağlık raporlarının düzenlenme süreçlerine ilişkin kurallar belirlenirken sahada uygulama birliği hayata geçirildi.</p>

<p>Yönetmelik kapsamında tüm raporların başvuru sürecinde yazılı dilekçe ve benzer uygulamaların sona erdirildiği yönetmeliğe göre başvuru süreçleri bundan sonra e-Nabız üzerinden kişisel beyan formunun doldurulmasıyla başlatılacak.</p>

<p>Ayrıca düzenleme ile; ‘tek hekim raporları’ öncesinde bir karar destek sistemi oluşturuldu. Tanı, ilaç ve malzeme kullanımı ile ilgili kişisel beyan sorularına verilen yanıtlara göre sistem bir değerlendirmede bulunacak. Bu kapsamda; Kişinin sağlık raporu başvurusunda engel bir tanı, ilaç kullanımı ya da sağlık sorunu beyanı yoksa E-Nabız üzerinden ‘Sağlık Durum Belgesi’ düzenlenebilecek.</p>

<p>Kişinin beyanıyla e-Nabız bilgilerinin eşleşmediği durumlarda sağlık raporu için hekime yönlendirme yapılacak.</p>

<p>Lisansa tabi olmayan sporlar ve sosyal aktiviteler için de rapor düzenlenmesine gerek kalmadan e-Nabız üzerinden ‘Sağlık Durum Belgesi’ alması mümkün olabilecek.</p>

<p><strong>DÜZENLEMEDE 2 TEMEL SAĞLIK KURULU TANIMLANDI</strong></p>

<p>Yönetmelikte ‘durum bildirir sağlık kurulu raporu’ süreçleri de yeniden tanımlandı; tam teşekküllü sağlık kurulu ve 3 hekimli sağlık kurulu olmak üzere 2 temel sağlık kurulu oluşturuldu.</p>

<p>Bu kapsamda; vatandaşların sağlık kurulu raporu alma süreçleri kolaylaştırıldı; Bakanlık tarafından belirlenen istisnalar dışında raporların 3 hekim tarafından düzenlenebilmesine de imkan tanındı.</p>

<p><strong>HASTANELERDE ‘RAPOR BAŞVURU MERKEZİ’ KURULACAK</strong></p>

<p>Ayrıca, 2’nci ve 3’üncü basamak sağlık hizmetlerinde sağlık raporu işlemlerinin tek bir noktadan başlatılması, takip edilmesi ve sonuçlandırılması sağlandı ve kişilerin hastanede devam eden rapor süreçlerine ilişkin bilgiye kolay erişimi mümkün hale getirildi. Bu amaçla; sağlık kurumlarında ‘Rapor Başvuru Merkezleri’ oluşturulacak ve süreç bu merkezler üzerinden takip edilebilecek.</p>

<p><strong>SAĞLIK KURULU RAPOR SÜREÇLERİ KOLAYLAŞTIRILDI</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bakanlık tarafından belirlenen sağlık raporu formatları dışında başka bir formatta rapor düzenlenmesinin de önüne geçildi. Raporların ilgili kişiler tarafından daha kolay değerlendirilmesi sağlanmış ve ülke standardı oluşturuldu. Raporlara İngilizce dil desteği eklenerek uluslararası kullanım imkanı da sağlandı.</p>

<p>Düzenlemeyle ayrıca; 50’den az çalışanı bulunan ve az tehlikeli iş yerlerinde çalışacak olan kişilerin işe giriş raporlarının, Çalışan Sağlığı Merkezi (ÇAŞMER), aile hekimleri ve diğer kamu sağlık hizmeti sunucularında görevli tüm hekimler tarafından düzenlenebilmesinin de önü açıldı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.referansgazetesi.com.tr/saglik-raporlarinda-yeni-donem-resmi-gazetede-yayimlandi</guid>
      <pubDate>Tue, 19 May 2026 15:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://referansgazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/referansgazetesi-com-tr/uploads/2026/05/saglik-raporlarinda-yeni-donem-basladi-artik-her-sey-e-devletten.webp" type="image/jpeg" length="92172"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Çocukluk çağı obezitesi alarm veriyor! Uzman isim uyardı….]]></title>
      <link>https://www.referansgazetesi.com.tr/cocukluk-cagi-obezitesi-alarm-veriyor-uzman-isim-uyardi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.referansgazetesi.com.tr/cocukluk-cagi-obezitesi-alarm-veriyor-uzman-isim-uyardi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzman Dr. Ahmet Yıldırım çocukluk çağı obezitesi ve alınması gereken önlemler hakkında bilgi verdi. Uzm. Dr. Ahmet Yıldırım, "Çocukluk çağı obezitesi alarm veriyor" dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Çocukluk çağı obezitesi, hem Türkiye’de hem de dünyada giderek artan önemli sağlık sorunları arasında yer alıyor. Uzmanlar, erken yaşta edinilen yanlış beslenme alışkanlıkları ve hareketsiz yaşamın çocuklarda obezite riskini artırdığına dikkat çekerken, ailelerin bu konuda bilinçli hareket etmesinin büyük önem taşıdığını belirtiyor. Uzman Ahmet Yıldırım, çocukluk çağı obezitesi ve korunma yöntemlerine ilişkin açıklamalarda bulundu.</p>

<p>"ŞİŞMAN ÇOCUK SAĞLIKLIDIR DÜŞÜNCESİNDEN VAZGEÇİLMELİDİR"</p>

<p>Çocukluk çağı obezitesinin Türkiye ve dünya genelinde hızla artan ciddi bir halk sağlığı sorunu haline geldiğini belirten Yıldırım, "Erken dönemde önlenmezse yetişkinlikte diyabet, hipertansiyon, kalp hastalıkları ve psikososyal sorunlara zemin hazırlamaktadır. Çocukluk çağı obezitesi büyük ölçüde önlenebilir bir sorundur. Aileler, okullar ve toplumlar ile erken yaşta sağlıklı alışkanlıklar kazandırılması, gelecek nesilleri olası hastalık risklerinden koruyacaktır. ‘Şişman çocuk sağlıklıdır’ yanılgısından vazgeçip, düzenli kontroller ve dengeli yaşam tarzıyla hareket edilmelidir" dedi.</p>

<p>"OBEZİTENİN EN SIK NEDENLERİ YANLIŞ BESLENME VE HAREKETSİZLİK"</p>

<p>Çocuklarda obeziteye neden olan etkenlere değinen Yıldırım, "Aşırı kalorili ve işlenmiş gıda tüketimi, şekerli içecekler, fast food ve paketli atıştırmalıklar obezitenin en sık görülen nedenleri arasında yer almaktadır. Bunun yanında yetersiz fiziksel aktivite, uzun ekran süresi, aile beslenme alışkanlıkları, genetik yatkınlık, uyku düzeninin bozulması ve psikososyal faktörler de obeziteyi tetiklemektedir" ifadelerini kullandı.</p>

<p>"TEDAVİ EDİLMEYEN OBEZİTE CİDDİ HASTALIKLARA YOL AÇABİLİR"</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Obezitenin çocuklarda erken dönemde fark edilmesinin büyük önem taşıdığını vurgulayan Yıldırım, "Obez çocuklarda erken müdahale ile büyüme ve gelişme olumsuz etkilenmeden sağlıklı kiloya dönmek mümkündür. Tedavi edilmeyen obezite ise ilerleyen yaşlarda Tip 2 diyabet, karaciğer yağlanması, eklem sorunları ve özgüven kaybı gibi komplikasyonlara yol açabilir" diye konuştu.</p>

<p>"SAĞLIKLI YAŞAM ALIŞKANLIKLARI ERKEN YAŞTA KAZANDIRILMALI"</p>

<p>Çocuklarda obeziteden korunmak için ailelere önemli görevler düştüğünü ifade eden Yıldırım, "Günde en az 5 porsiyon sebze ve meyve tüketilmelidir. Şekerli ve gazlı içecekler yerine su, ayran veya süt tercih edilmelidir. Çocukların ekran süresi sınırlandırılmalı, günlük en az 60 dakika fiziksel aktivite yapmaları sağlanmalıdır. Ayrıca ailelerin sağlıklı yaşam konusunda çocuklarına örnek olması büyük önem taşımaktadır" dedi.</p>

<p>Uyku düzeninin de obezite riskini etkilediğini belirten Yıldırım, "Yaşa uygun yeterli ve kaliteli uyku obezite riskini azaltmaktadır. Çocukta kilo artışı fark edildiğinde vakit kaybetmeden çocuk doktoru ve diyetisyene başvurulmalıdır" ifadelerini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.referansgazetesi.com.tr/cocukluk-cagi-obezitesi-alarm-veriyor-uzman-isim-uyardi</guid>
      <pubDate>Mon, 18 May 2026 09:59:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://referansgazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/referansgazetesi-com-tr/uploads/2026/05/i-m-g-3053-1.jpeg" type="image/jpeg" length="58047"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Tanı yanlışlığı hastaların hayatını riske atıyor]]></title>
      <link>https://www.referansgazetesi.com.tr/tani-yanlisligi-hastalarin-hayatini-riske-atiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.referansgazetesi.com.tr/tani-yanlisligi-hastalarin-hayatini-riske-atiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzmanlar, özellikle kola yayılan ağrılarda sadece boyun fıtığı ihtimaline odaklanılmasının ciddi sağlık sorunlarını gözden kaçırabileceğine dikkat çekiyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p></p>

<p></p>

<p>Beyin, Sinir ve Omurilik Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Orhan Şen, kola vuran her ağrının boyun fıtığı kaynaklı olmadığını belirterek, yanlış tanı nedeniyle bazı hastaların kalp krizi riskiyle karşı karşıya kaldığını söyledi. Şen, aylarca boyun fıtığı tedavisi gören bir hastasının yapılan tetkikler sonucu kalp ana damarında yüzde 90 darlık tespit edildiğini anlattı.</p>

<p>Benzer şikayetlerle uzun süre fizik tedavi gören veya farklı yöntemlerle ağrısını gidermeye çalışan bazı hastalarda, asıl sorunun kalp damar hastalıkları olduğu sonradan ortaya çıkabiliyor. Özellikle eforla artan kol ağrılarında detaylı değerlendirme yapılması gerektiği belirtilirken, yanlış tanının ölümcül sonuçlar doğurabileceği ifade ediliyor.</p>

<p><strong>"HER KOLA VURAN AĞRI BOYUN FITIĞI DEĞİLDİR"</strong></p>

<p>Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan Beyin, Sinir ve Omurilik Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Orhan Şen, toplumda kola yayılan ağrıların çoğu zaman boyun fıtığıyla ilişkilendirildiğini ancak bunun ciddi sonuçlara yol açabileceğini söyledi. Prof. Dr. Şen, "Bu ağrılar sağ kolda da olabilir. Özellikle efor sırasında artıyorsa dikkat edilmesi gerekir. Merdiven çıkarken, yürüyüş yaparken ya da ağır spor sırasında kol ağrısı artıyorsa bu durum kalp kaynaklı olabilir. Boyun fıtığında ise ağrı genellikle sürekli olur, eforla belirgin şekilde artmaz" dedi.</p>

<p><strong>"NÖROLOJİK TESPİT YOKSA DİKKATLİ OLUNMALI"</strong></p>

<p>Boyun fıtığına bağlı ağrılarda nörolojik muayenede kuvvet ve duyu kaybı görülebileceğini ifade eden Şen, kalp kaynaklı ağrılarda ise bu tespitlerin ortaya çıkmadığını söyleyerek, "Kola vuran ağrıda ilk akla gelen boyun fıtığı olmamalı. Bunun kalp krizinin habercisi olabileceği unutulmamalı. Bu tespitler, beraberinde kalp krizinin bir habercisi olabilir" diye konuştu.</p>

<p><strong>"HER KOL AĞRISINI BOYUN FITIĞI OLARAK DEĞERLENDİRMEK CİDDİ RİSK"</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Prof. Dr. Şen, yaklaşık 6-7 ay boyunca boyun fıtığı tanısıyla takip edilen bir hastanın yaşadıklarını da anlatarak, şunları söyledi:</p>

<p>"Hastamız bize gelmeden bir gece önce şiddetli kol ağrısı yaşamış. Ailesi ameliyat için bize başvurdu. Filmlerine baktığımızda boyun fıtığı vardı ancak ameliyat gerektirecek düzeyde değildi. Muayenesinde kuvvet kaybı ve duyu kaybı da yoktu. Bunun üzerine kardiyoloji değerlendirmesi istedik. Yapılan koroner anjiyoda hastanın kalp ana damarında yüzde 90 darlık tespit edildi ve aynı gün stent takıldı. Kardiyoloji uzmanı meslektaşım, 'Bir iki gün daha gecikseydi hastayı kalp krizinden kaybedebilirdik' dedi. Kalp krizine bağlı ölümlerin nedenlerinden biri de tanı yanlışlığıdır. Hastayı yeterince sorgulamamak ve her kol ağrısını boyun fıtığı olarak değerlendirmek ciddi risk oluşturuyor."</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.referansgazetesi.com.tr/tani-yanlisligi-hastalarin-hayatini-riske-atiyor</guid>
      <pubDate>Mon, 18 May 2026 09:22:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://referansgazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/referansgazetesi-com-tr/uploads/2026/05/a-w707162-01.jpg" type="image/jpeg" length="38792"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Hipertansiyon, dünya genelinde milyonlarca kişiyi etkileyen ciddi sağlık sorunudur]]></title>
      <link>https://www.referansgazetesi.com.tr/hipertansiyon-dunya-genelinde-milyonlarca-kisiyi-etkileyen-ciddi-saglik-sorunudur</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.referansgazetesi.com.tr/hipertansiyon-dunya-genelinde-milyonlarca-kisiyi-etkileyen-ciddi-saglik-sorunudur" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[SANKO Üniversitesi Tıp Fakültesi Kardiyoloji Anabilim Dalı’nda görev yapan Uzm. Dr. Beyhan Tiryaki, hipertansiyonun dünya genelinde milyonlarca kişiyi etkileyen ve ciddi sağlık sorunlarına yol açabilen önemli bir hastalık olduğunu söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p></p>

<p></p>

<p>Uzm. Dr. Tiryaki, “Dirençli hipertansiyon ise uygun yaşam tarzı değişikliklerine ve birden fazla tansiyon ilacı kullanılmasına rağmen tansiyonun halâ yüksek seyretmesi durumudur” dedi.</p>

<p>17 Mayıs Dünya Hipertansiyon Günü nedeniyle açıklamalarda bulunan Uzm. Dr. Tiryaki, dirençli hipertansiyonun özellikle “Doktorun verdiği üç farklı tansiyon ilacını düzenli kullanıyorum ancak tansiyonum yine de düşmüyor” diyen kişilerde görülebildiğini belirtti.</p>

<p>Normal şartlarda tansiyonun ilaçlarla kontrol altına alınabildiğini ifade eden Uzm. Dr. Tiryaki, “Ancak bazı kişilerde tansiyon sürekli 140/90 mmHg’nin üzerinde seyrediyor, gün içinde sık sık yükseliyor ve ilaçlara rağmen düşmüyorsa bu durum ‘dirençli hipertansiyon’ olarak tanımlanır” diye konuştu.</p>

<p><strong>DİRENÇLİ HİPERTANSİYONUN GÖRÜLME NEDENLERİ</strong></p>

<p>Dirençli hipertansiyonun birçok nedeni olabileceğini ifade eden Uzm. Dr. Tiryaki, en sık karşılaşılan nedenlerini şöyle sıraladı:</p>

<p>İlaçların düzensiz veya yanlış kullanılması</p>

<p>Fazla tuz tüketimi</p>

<p>Böbrek hastalıkları</p>

<p>Hormon bozuklukları</p>

<p>Uyku apnesi (gece nefes durması)</p>

<p>Kullanılan bazı ilaçlar</p>

<p><strong>DİRENÇLİ HİPERTANSİYON NEDEN TEHLİKELİDİR?</strong></p>

<p>Uzun süre yüksek seyreden tansiyonun organlara zarar verdiğini belirten Uzm. Dr. Tiryaki, yüksek tansiyonun etkilerini şu şekilde özetledi:</p>

<p>Kalbi yorar; kalp büyümesi ve kalp yetmezliğine yol açabilir.</p>

<p>Beyni etkiler; felç ve beyin kanaması riskini artırır.</p>

<p>Böbrek fonksiyonlarını bozarak böbrek yetmezliğine neden olabilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Göz sağlığını etkileyerek görme kaybına yol açabilir.</p>

<p>Damar sertliğine neden olabilir.</p>

<p><strong>DİRENÇLİ HİPERTANSİYONDA NE YAPILMALI?</strong></p>

<p>Uzm. Dr. Tiryaki, dirençli hipertansiyon durumunda dikkat edilmesi gerekenleri şöyle sıraladı:</p>

<p>1. Tansiyon ölçümünün doğru yapılıp yapılmadığı kontrol edilmeli.</p>

<p>2. Kullanılan ilaçlar yeniden değerlendirilmeli.</p>

<p>3. Yaşam tarzı değişiklikleri uygulanmalı.</p>

<p>4. Altta yatan hastalıklar araştırılmalı.</p>

<p>Hasta bilgilendirmesinin önemine vurgu yapan Uzm. Dr. Tiryaki, sözlerini şöyle tamamladı:</p>

<p>“Tansiyonun kontrol altına alınamamasının nedeni yalnızca ilaçlar değildir. Tuz tüketimi, kilo, böbrek sağlığı, hormonlar ve uyku düzeni de tansiyonu etkiler. Tüm bu faktörlerin birlikte değerlendirilmesiyle tansiyon kontrol altına alınabilir.</p>

<p>Sonuç olarak dirençli hipertansiyon, çoğu zaman nedeni belirlendiğinde uygun tedaviyle kontrol altına alınabilen bir durumdur. Umutsuz bir tablo değildir ancak sabır ve düzenli takip gerektirir.”</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK, YEREL HABERLER</category>
      <guid>https://www.referansgazetesi.com.tr/hipertansiyon-dunya-genelinde-milyonlarca-kisiyi-etkileyen-ciddi-saglik-sorunudur</guid>
      <pubDate>Fri, 15 May 2026 11:16:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://referansgazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/referansgazetesi-com-tr/uploads/2026/05/hipertansiyon-dunya-genelinde-milyonlarca-kisiyi-etkileyen-ciddi-saglik-sorunudur.jpg" type="image/jpeg" length="47628"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Rinoplastiye ilgi artıyor: Doğal görünüm ve sağlıklı nefes ön planda]]></title>
      <link>https://www.referansgazetesi.com.tr/rinoplastiye-ilgi-artiyor-dogal-gorunum-ve-saglikli-nefes-on-planda</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.referansgazetesi.com.tr/rinoplastiye-ilgi-artiyor-dogal-gorunum-ve-saglikli-nefes-on-planda" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Medical Point Gaziantep Hastanesi Kulak Burun Boğaz Uzmanı Doç. Dr. İsmail Aytaç, burun estetiğinde doğal görünüm trendinin ön plana çıktığını belirtti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p></p>

<p></p>

<p>En çok tercih edilen uygulamalar arasında yer alan rinoplasti (burun estetiği), hem estetik hem de fonksiyonel faydaları nedeniyle yoğun ilgi görmeye devam ediyor.</p>

<p>Doç. Dr. İsmail Aytaç, rinoplastinin yalnızca estetik bir işlem olmadığını vurgulayarak, “Burun estetiği operasyonları; kişinin yüz hatlarına uygun doğal bir görünüm sağlarken aynı zamanda nefes alma problemlerinin giderilmesine de katkı sunuyor. Günümüzde hastalar abartılı değişimlerden çok, yüz yapısıyla uyumlu ve doğal sonuçlar talep ediyor” dedi.</p>

<p>Teknolojik gelişmeler sayesinde ameliyat süreçlerinin daha güvenli ve konforlu hale geldiğini ifade eden Aytaç, kişiye özel planlamanın başarılı sonuçlar açısından büyük önem taşıdığını söyledi. Ameliyat öncesinde detaylı değerlendirme yapılmasının gerekliliğine dikkat çeken Aytaç, operasyon sonrası süreçte doktor önerilerine uyulmasının iyileşme sürecini olumlu etkilediğini belirtti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Sosyal medyanın etkisiyle estetik operasyonlara yönelik farkındalığın arttığını kaydeden Doç. Dr. Aytaç, rinoplasti operasyonlarının özellikle genç yetişkinler arasında yaygınlaştığını, erkek hastaların da son yıllarda bu operasyonlara daha fazla ilgi gösterdiğini ifade etti.</p>

<p>Rinoplastinin estetik kaygıların yanı sıra travma sonrası deformasyonlar ve solunum problemleri nedeniyle de tercih edildiğini belirten Doç. Dr. İsmail Aytaç, Türkiye’nin sağlık turizmi kapsamında burun estetiği alanında uluslararası hastalar tarafından yoğun talep gören ülkeler arasında yer aldığını sözlerine ekledi.</p>

<p>Doç. Dr. İsmail Aytaç, modern sağlık altyapısıyla bölge halkına ileri düzey sağlık hizmeti sunmaya devam ediyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK, YEREL HABERLER</category>
      <guid>https://www.referansgazetesi.com.tr/rinoplastiye-ilgi-artiyor-dogal-gorunum-ve-saglikli-nefes-on-planda</guid>
      <pubDate>Fri, 15 May 2026 10:59:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://referansgazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/referansgazetesi-com-tr/uploads/2026/05/rinoplastiye-ilgi-artiyor-dogal-gorunum-ve-saglikli-nefes-on-planda.jpg" type="image/jpeg" length="80092"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Obezite kanser riskini artırabilir! Uzman isim uyardı…]]></title>
      <link>https://www.referansgazetesi.com.tr/obezite-kanser-riskini-artirabilir-uzman-isim-uyardi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.referansgazetesi.com.tr/obezite-kanser-riskini-artirabilir-uzman-isim-uyardi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gastroenteroloji Cerrahisi Uzmanı Opr. Dr. Salih Can Çelik, Obezitenin yalnızca kilo artışıyla sınırlı olmadığına dikkat çekti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>16 Mayıs Avrupa Obezite Günü dolayısıyla açıklamalarda bulunan Gastroenteroloji Cerrahisi Uzmanı Opr. Dr. Salih Can Çelik, obezitenin yalnızca estetik bir sorun olmadığını, tüm vücut sistemlerini etkileyen kronik bir hastalık olduğunu vurguladı. Obezitenin, vücutta aşırı yağ birikiminin sağlığı bozacak düzeye ulaşmasıyla ortaya çıktığını belirten Op. Dr. Çelik, "Bu durum metabolik, hormonal ve sistemik birçok sorunu beraberinde getirir. Tanı koymada en sık kullanılan yöntem vücut kitle indeksi (VKİ) hesaplamasıdır. Ancak sadece VKİ'ye bakmak yeterli değildir. Bel çevresi ölçümü, vücut yağ oranı ve kişinin mevcut hastalıkları birlikte değerlendirilmelidir. Özellikle karın bölgesinde yağlanma, kalp ve metabolik hastalıklar açısından daha yüksek risk anlamına gelir" şeklinde konuştu.</p>

<p><strong>"OBEZİTE ARTIŞI YAŞAM TARZIYLA İLİŞKİLİ"</strong></p>

<p>Obezitenin günümüzde giderek yaygınlaştığını ifade eden Çelik, bu artışın tesadüf olmadığını belirterek, "Fiziksel aktivitenin azalması, masa başı çalışma düzeni ve uzun süre ekran başında kalmak günlük hareketi ciddi şekilde kısıtlıyor. Bunun yanında yüksek kalorili, işlenmiş ve katkı maddesi içeren gıdaların kolay ulaşılabilir olması da kilo artışını hızlandırıyor. Fast-food tüketimi, şekerli içecekler ve düzensiz beslenme alışkanlıkları obezitenin en önemli nedenleri arasında yer alıyor. Ayrıca stres, uyku düzensizliği ve hormonal değişiklikler de iştah mekanizmasını etkileyerek kilo artışına yol açabiliyor" ifadelerine yer verdi.</p>

<p><strong>"BİRÇOK HASTALIĞIN ZEMİNİNİ HAZIRLIYOR"</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Obezitenin yalnızca kilo artışıyla sınırlı olmadığını vurgulayan Opr. Dr. Çelik, "Tip 2 diyabet, hipertansiyon, kalp-damar hastalıkları, uyku apnesi, eklem hastalıkları ve karaciğer yağlanması gibi pek çok hastalıkla doğrudan ilişkilidir. Bunun yanı sıra meme, kolon ve pankreas kanseri gibi bazı kanser türlerinin görülme riskini de artırabilir. Obezite, aynı zamanda bireyin yaşam kalitesini düşürür, hareket kabiliyetini kısıtlar ve psikolojik sorunlara zemin hazırlayabilir" diye konuştu.</p>

<p><strong>"VKİ RİSK HAKKINDA ÖNEMLİ İPUÇLARI VERİYOR"</strong></p>

<p>Vücut Kitle İndeksi'nin (VKİ) pratik bir değerlendirme aracı olduğunu belirten Opr. Dr. Çelik, "18.5'in altı zayıf, 18.5-24.9 arası normal, 25-29.9 arası fazla kilolu, 30 ve üzeri obez olarak sınıflandırılır. VKİ yükseldikçe diyabet ve kalp hastalıkları riski de artar. Ancak özellikle kas kütlesi yüksek bireylerde tek başına yeterli olmayabilir, bu nedenle kişiye özel değerlendirme önemlidir" dedi.</p>

<p><strong>"SAĞLIKLI BESLENME VE DÜZENLİ SPOR, GENETİK RİSKLERİ AZALTABİLİR"</strong></p>

<p>Ailesinde obezite öyküsü bulunan bireylerde riskin daha yüksek olduğuna dikkat çeken Opr. Dr. Çelik, "Genetik bir zemin söz konusu olsa da sonucu belirleyen daha çok yaşam tarzıdır. Sağlıklı beslenme alışkanlıkları kazanmak ve düzenli egzersiz yapmak, genetik riskleri önemli ölçüde azaltabilir" ifadelerine yer verdi.</p>

<p><strong>"TEDAVİ SÜRECİ ÇOK YÖNLÜ ELE ALINMALI"</strong></p>

<p>Obezite tedavisinin tek bir yöntemle çözülemeyeceğini vurgulayan Opr. Dr. Çelik, "Diyetisyen eşliğinde planlanan beslenme programları, düzenli fiziksel aktivite ve davranış değişikliği tedavinin temelini oluşturur. Gerekli durumlarda ilaç tedavileri de devreye alınabilir. Ancak ileri düzey obezite hastalarında cerrahi yöntemler etkili ve kalıcı çözümler sunabilmektedir" şeklinde konuştu</p>

<p><strong>"CERRAHİ YÖNTEMLER DOĞRU HASTADA ETKİLİ SONUÇLAR VERİYOR"</strong></p>

<p>Opr. Dr. Çelik, bariatrik cerrahinin belirli kriterlere göre uygulandığını ifade ederek, "Vücut kitle indeksi 40 ve üzeri olan ya da 35'in üzerinde olup diyabet, hipertansiyon gibi ek hastalıkları bulunan bireyler cerrahi için uygun adaylar arasında yer alır. Tüp mide ve gastrik bypass gibi ameliyatlar, yalnızca kilo kaybı sağlamakla kalmaz, aynı zamanda metabolik hastalıkların kontrol altına alınmasına da yardımcı olur" dedi.</p>

<p><strong>"HIZLI KİLO VERME YÖNTEMLERİNE KARŞI UYARI"</strong></p>

<p>Hızlı kilo verme vaat eden yöntemlere karşı dikkatli olunması gerektiğini söyleyen Çelik, şu ifadelere yer verdi:</p>

<p>"Şok diyetler ve bilinçsiz uygulamalar kas kaybına, vitamin ve mineral eksikliklerine ve metabolizma hızının düşmesine yol açabilir. Bu durum, verilen kiloların kısa sürede geri alınmasına neden olur. Sağlıklı kilo kaybı haftada ortalama 0.5-1 kilogram olmalıdır. Önemli olan hızlı değil, kalıcı kilo vermektir."</p>

<p><strong>"KALICI BAŞARI YAŞAM TARZI DEĞİŞİKLİĞİYLE MÜMKÜN"</strong></p>

<p>Sürdürülebilir kilo kontrolünün ancak yaşam tarzı değişikliğiyle sağlanabileceğine değinen Opr. Dr. Çelik, "Dengeli ve düzenli beslenme alışkanlığı kazanmak, porsiyon kontrolü yapmak, düzenli egzersiz alışkanlığı edinmek ve uyku düzenine dikkat etmek büyük önem taşır. Kişinin motivasyonunu koruması ve gerektiğinde profesyonel destek alması da sürecin başarısını artırır" diyerek sözlerini tamamladı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.referansgazetesi.com.tr/obezite-kanser-riskini-artirabilir-uzman-isim-uyardi</guid>
      <pubDate>Fri, 15 May 2026 10:06:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://referansgazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/referansgazetesi-com-tr/uploads/2026/05/a-w705201-01.jpeg" type="image/jpeg" length="29211"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yanlış beslenme çölyak riskini artırıyor]]></title>
      <link>https://www.referansgazetesi.com.tr/yanlis-beslenme-colyak-riskini-artiriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.referansgazetesi.com.tr/yanlis-beslenme-colyak-riskini-artiriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Van Eğitim ve Araştırma Hastanesi Gastroenteroloji Uzmanı Dr. Yusuf Kayar, özellikle market ürünleri ve yüksek glüten içerikli gıdalarla gelişen yanlış beslenme alışkanlıklarının çölyak hastalığı görülme sıklığını geçmişe oranla 100 kat artırdığını söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p></p>

<p></p>

<p>Uluslararası Çölyak Farkındalık Günü çerçevesinde, toplumda bu kronik rahatsızlığa karşı duyarlılığın artırılması hedefleniyor. Uzmanlar, özellikle genetik yatkınlığı olan bireylerin ve benzer belirtileri gösteren vatandaşların farkındalık düzeyinin yükseltilmesinin, hastalığın yönetimi açısından kritik rol oynadığını ifade ediyor.</p>

<p>İHA muhabirine konuşan Gastroenteroloji Uzmanı Dr. Yusuf Kayar, çölyak hastalığının bir glüten duyarlılığı olduğunu belirtti. Dr. Kayar, "İçinde glüten ihtiva eden herhangi bir gıda aldığında vücudunun buna karşı alerjik bir reaksiyon vermesi durumudur. Aslında böyle özetleyebiliriz; tabii öncelikle bağırsaklarda bir iltihaplanma söz konusu oluyor. Bağırsaklardaki iltihaplanma sonrası, hastalar emilimle ilgili ciddi sorunlar yaşayabiliyor. Tabii bu durum sadece bağırsaklarla sınırlı kalmıyor ve zamanla bütün vücuda yayılarak neredeyse bütün organları etkisi altına alabiliyor. Hastalığın hem genetik hem de çevresel birçok nedeni söz konusu. Özellikle 1950'li yıllardan itibaren baktığımızda, hastalıkta ciddi manada bir artış görülmektedir. O zamanla kıyas yaparsak yaklaşık 100 kat civarında bir artıştan bahsedebiliyoruz. Bunun da en büyük nedeni maalesef yanlış beslenme. Özellikle market ürünleri ve içeriğinde fazla miktarda glüten barındıran gıdalar tüketildiğinde, maalesef çölyak hastalığı ortaya çıkabiliyor. Tabii ki diğer bir neden genetik yatkınlıktır. Genetik etkenlere baktığımızda; özellikle ikiz kardeşinde çölyak hastalığı olan bir kişide, bu hastalığın görülme ihtimali yaklaşık 10 kat artış göstermektedir" dedi.</p>

<p><strong>"ÇÖLYAK HASTALIĞININ TEDAVİSİ BASİTTİR"</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Çölyak hastalığının kişinin sağlığı açısından çok önemli olduğunu ve tedavisinin de bir o kadar basit olduğunu dile getiren Kayar, "Kişi eğer glütensiz beslenmeye devam ederse hiçbir sorun kalmıyor; yani normal popülasyondaki bir insandan hiçbir farkı olmuyor. Ama eğer diyetine dikkat etmezse, başta bağırsaktaki iltihapla beraber bu durumun bütün vücuda yayıldığını ve zamanla hastaların kansere bile eğilim gösterdiğini görebiliyoruz. Bu noktada farkındalık oluşturmak gerekir. Eğer bir kişide kilo kaybı, karın ağrısı, ishal, şişkinlik, reflü veya anemiyle ilgili şikayetler, kemik bozuklukları gibi durumlar varsa muhakkak bir doktora başvurması gerekir. Doktorun da çölyak hastalığı ihtimalini göz önünde bulundurup bu açıdan detaylı bir araştırma yapması şarttır" diye konuştu.</p>

<p><strong>"HASTALARIN GLÜTENSİZ BİR ŞEKİLDE BESLENMELERİ GEREKİR"</strong></p>

<p>Hastaların glütensiz ürünlere ulaşması konusunda gerekli çalışmaların yapılması gerektiğini ifade eden Kayar, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>

<p>"Günümüzde glüten birçok ürünün içinde var; ancak özellikle market ürünlerindeki ve üretilen ekmeklerdeki glüten oranı çok fazla olduğu için hastalar zaman içerisinde bu hastalığa daha yatkın hale gelebiliyor. Hastalığın tek tedavisi diyettir; hastaların glütensiz bir şekilde beslenmeleri gerekir. Ancak maalesef günümüzde kamu kurum ve kuruluşlarının bu yöndeki desteğinin çok zayıf olduğunu görüyoruz. Bu nedenle kamu kurum ve kuruluşlarının bu yönde bir eğilim göstermesini ve hastaların bu gıdalara daha rahat ulaşması için ellerinden geleni yapmasını istiyoruz. Bu konu gerçekten çok önemli."</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.referansgazetesi.com.tr/yanlis-beslenme-colyak-riskini-artiriyor</guid>
      <pubDate>Fri, 15 May 2026 09:17:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://referansgazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/referansgazetesi-com-tr/uploads/2026/05/a-w705193-01.jpg" type="image/jpeg" length="20003"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bakan Memişoğlu'ndan Hantavirüs açıklaması: "Risk yok"]]></title>
      <link>https://www.referansgazetesi.com.tr/bakan-memisoglundan-hantavirus-aciklamasi-risk-yok</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.referansgazetesi.com.tr/bakan-memisoglundan-hantavirus-aciklamasi-risk-yok" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, bir televizyon kanalında katıldığı canlı yayında sağlık gündemine dair açıklamalarda bulundu.  Memişoğlu, "Hantavirüs konusunda herkes bilsin ki şu anda böyle bir salgın riski yok. Toplumumuz bu konuda müsterih olsun. Spekülasyonlar değil, Sağlık Bakanlığımızın açıklamaları dikkate alınmalıdır" dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p><br />
Bakan Memişoğlu, "Hantavirüs konusunda herkes bilsin ki şu anda böyle bir salgın riski yok. Toplumumuz bu konuda müsterih olsun. Spekülasyonlar değil, Sağlık Bakanlığımızın açıklamaları dikkate alınmalıdır. Türkiye, COVID-19 pandemisinde sağlık sisteminin direncini ve kapasitesini dünyaya ispat etmiş bir ülke. Bunu en iyi şekilde yöneten ülkelerden bir tanesi olduk. Şu anda da sağlık sistemimiz ve insan gücümüzle her türlü salgını önlemeye ve takip etmeye muktediriz. Bu tip risklere karşı paydaşlarımızla birlikte hazırlıklıyız" dedi.<br />
Hantavirüs testi yapılan 5 vatandaşın test sonuçlarının negatif olduğunu açıklayan Memişoğlu, "İki vatandaşımız gemiden daha önce ayrılmıştı, onları da karantinaya aldık. Üç vatandaşımızı kendi uçağımızla gemiden indikleri andan itibaren izole şekilde aldık. Bu beş kişinin Hantavirüs testleri negatif çıktı, 42 günlük karantina süreci devam ediyor" diye konuştu.<br />
<br />
"Türkiye sağlık sistemiyle dünyada en iyi sağlık hizmeti sunan ülkelerden biri olmuş durumda"<br />
Türkiye’nin sağlık sistemiyle dünyada en iyi sağlık hizmeti sunan ülkelerden biri olduğunu söyleyen Memişoğlu, "Bizim atalarımız ve medeniyetimiz sağlık sistemini hep ön planda tutmuş. Şimdi biz 2002’den beri Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde, Sağlıkta Dönüşüm Projesi ile sağlık alanında inanılmaz bir gelişim süreci yaşadık. Türkiye sağlık sistemiyle dünyada en iyi sağlık hizmeti sunan ülkelerden biri olmuş durumda" şeklinde konuştu.<br />
<br />
"TÜSEB son bir senede 2 bin projeyi destekledi"<br />
TÜSEB’in son bir senede 2 bin projeyi desteklediğini aktaran Bakan Memişoğlu, "Türkiye esasında sağlık alanında üretim yapma konusunda TÜSEB’in, USHAŞ’ın kurulmasıyla son 10-15 yıl içinde önemli adımlar attı. Bu çalışmalar, bir buçuk sene evvel Sayın Cumhurbaşkanımızın ‘Sağlıklı Türkiye Yüzyılı’ vizyonunu ‘Koruyan, Geliştiren ve Üreten Sağlık’ modeliyle ortaya koymasıyla çok daha yoğunlaşmaya başladı. Biz ‘Üreten Sağlık’ modelinin merkezine Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığını koyduk. TÜSEB son bir senede 2 bin projeyi destekledi" ifadelerini kullandı.<br />
CAR-T hücre tedavisindeki uygulamaların aralık ayından beri yapıldığı vurgulayan Bakan Memişoğlu, şunları kaydetti:<br />
"Üreten Sağlık Portalı’nı oluşturduk. Bu portal vasıtasıyla, Türkiye Sağlık Enstitüsü Başkanlığında fikri, finansı ve üreticiyi bir araya getiriyoruz. Yani esasında yaptığımız şu; bilim insanının, fikir insanının fikrini, bilgisini alıp bunu finansla ve üreticiyle buluşturmak ve onu ticari ürün hâline getirmek. Ticari ürün haline getirme aşamasından itibaren Ticaret Bakanlığı ile Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının desteğiyle de büyük bir sağlık üretim sistemi, ekosistemi oluşturmaya çalışıyoruz. Biz yaklaşık bir hafta evvel, yerli renkli doppler ultrasonografi cihazının üretim ve geliştirme süreçleri için imzaları attık. Böylece Türkiye iki sene sonra kendi doppler ultrasonografi cihazını üretebilir hâle gelecek. Hematolojik kanser, kan kanseri tedavileriyle ilgili 4-5 yere TÜSEB vasıtasıyla destek verdik. Yerli CAR-T hücre tedavisinde ilk üretim ve uygulamamızı aralık ayında Ankara Etlik Şehir Hastanemizde gerçekleştirdik ve birçok hastamıza başarıyla uyguladık. Antalya, İstanbul, Kayseri gibi başka illerde de başlıyor"<br />
<br />
"Türkiye’nin yerli üreticisine ve bilim insanına çok büyük katkısı var"<br />
Türkiye’nin yerli üreticisine ve bilim insanlarına katkısının yüksek olduğunu söyleyen Bakan Memişoğlu, "Türkiye’de 985 tane çok kapsamlı klinik çalışma var, bunların 10’u yerli fikirle üretilmiş. Biz istiyoruz ki bu sayıyı artıralım. Sağlık Bakanlığı ve TÜSEB olarak Türkiye’ye faydası olacak yerli bir fikrin klinik çalışmalarını birlikte yürütüyorsak bu klinik çalışmalardaki hastalarımızın maliyetini Sosyal Güvenlik Kurumunun karşılayacağı şekilde bir düzenleme yaptık. Bunun Türkiye’nin yerli üreticisine ve bilim insanına çok büyük katkısı var" dedi.<br />
<br />
"Yerli kalp-akciğer makinesini ASELSAN’la beraber ürettik"<br />
TÜSEB aracılığıyla 8 aşı için "Yerli Aşı Çağrısı"na çıkıldığını ve Hepatit A aşısını yerli üretim olarak yapıldığını söyleyen Bakan Memişoğlu, Hepatit A aşısının hastanelere verildiğini söyledi. Yutulabilir tablet şeklindeki endoskopi cihazını, dünyada birkaç ülkenin yapabildiğini ifade eden Bakan Memişoğlu, Türkiye’nin preklinik çalışmasını yaptığını açıkladı. Bakan Memişoğlu, "Yerli kalp-akciğer makinesini ASELSAN’la beraber ürettik. İlk olarak Bilkent Hastanesine teslim ettik. Önümüzdeki günlerde ilk defa kullanacağız. Biz yerli üretilen, gerçekten millî değerleriyle yeni şeyler söyleyen her türlü girişimi ve teknolojik yatırımı destekliyoruz. Böylece Türkiye esasında sağlıkla ilgili yeni büyük bir yol kat etmeye başladı. Türkiye; sağlık turizmi dâhil, ilaç sanayisi dâhil, malzeme ve cihaz üreticisi dâhil, altyapısıyla sağlık sektörü olarak büyük bir potansiyele sahip. Bunu her zaman ifade ediyorum; bizim hedefimiz 5 yılda 10 milyar dolar, 10 yılda 50 milyar dolarlık ihracat yapmaktır" diye konuştu.<br />
<br />
"Bin 700 tane kendi sağlık üreticimiz var"<br />
Bakan Memişoğlu, "Bu ihracat hedefini başarabilecek bir altyapı ve insan gücüne, artı şu anda bunu yapabilecek kapasiteye sahip bir ülke Türkiye. Bin 700 tane kendi sağlık üreticimiz var bizim. 800 tane ilaç fabrikamız, 200’ü kendi ilacını üreten fabrikamız var. Bunlara baktığınız zaman bilim insanlarıyla, şehir hastaneleriyle, TÜSEB’in desteğiyle biz bunu rahatlıkla başarabilecek bir kapasiteye sahibiz. Ama şu anda baktığınızda yaklaşık 2 milyar dolarlık bir ilaç ihracatımız, 2-3 milyar dolar arasında bir sağlık turizmi kapasitemiz var ama bu bize artık yetmez. Biz bunun çok daha üstüne çıkabilecek altyapıya sahibiz" dedi.<br />
<br />
"SMA ilacımızı kendimiz üretiyoruz artık"<br />
SMA ilaçlarının Türkiye tarafından üretildiğini ifade eden Bakan Memişoğlu, "Bilim insanımız, mühendisimiz, sağlık üreticimiz üretsin. Biz Sağlık Bakanlığı olarak bunları sağlık sistemimizde kullanmaya hazırız. Yeter ki onlar üretsinler. Baktığınız zaman 2.000 tane proje destekliyoruz. SMA ilacımızı kendimiz üretiyoruz artık. Klinik çalışmalar başladı. SMA ilacının özel sektör ve onlarla beraber TÜSEB’in desteğiyle, TİTCK’nin ruhsatını verdiği preklinik çalışmasının son aşamasına gelerek insanlarımıza kullandırdığımız kendi SMA ilacımızı üretiyoruz. Ben bunu uluslararası alanda da söylüyorum; Türkiye artık sağlıkta sadece bir pazar gibi gözükmesin. Türkiye sağlıkta artık teknolojisinde, üretiminde bir ortaktır, bir rol ortaya koyucudur diyoruz" şeklinde konuştu.<br />
<br />
"Son bir sene içinde 7 milyon insanımızı taradık"<br />
‘Koruyan Sağlık’ kapsamında yapılan çalışmalardan bahseden Memişoğlu, "‘Koruyan Sağlık’ kapsamında kanserle ilgili; biz ücretsiz olarak belli yaş grubundaki insanlara Aile Hekimliklerinde ve Sağlıklı Hayat Merkezlerinde kanser taraması yapıyoruz. Esasında tedaviden önce korunmayı ön plana tutmamız gerekiyor. Son bir sene içinde 7 milyon insanımızı taradık. Bunlardan 276 binini kanser şüphesiyle hastanemizden randevu alarak ikinci ve üçüncü basamaklarda takip ettik. Ve ileri tetkiklerle destekleyerek 28 bin kişiye erken kanser teşhisi koyduk. Böylece kanseri hem tedavi ettik hem de insanların yaşamını yeniden kazandırdık. ‘Kanserden korkmayın, geç kalmaktan korkun’ diyoruz. Bu erken taramaları, ücretsiz taramaları Aile Hekimliklerinde ve Sağlıklı Hayat Merkezlerinde toplumumuzun özellikle gidip yaptırmasını istiyoruz" dedi.<br />
Sezaryen ameliyattan bahseden Bakan Memişoğlu, şunları kaydetti:<br />
"Vatandaşımızın sağlıklı kalmak için de sağlık hizmetlerinden faydalanmasını istiyoruz. Sadece hastalık için bizden hizmet almasınlar. Sağlıklı kalmak, sağlıkla yaşamlarını sürdürmek için biz onları Sigara Bırakma Polikliniklerine, Sağlıklı Hayat Merkezlerine, Aile Sağlığı Merkezlerine bekliyoruz. Ben Sağlık Bakanıyım. İnsanlara sağlıklı olmayı ve nasıl sağlıklı kalınacağını da anlatmakla mükellefim. Nasıl sigara içmeyin diyorsam, sigara sağlığa zararlıdır diyorsam, sigara insanları öldürür, akciğer kanseri yapar, kalp krizi geçirme riskini artırır, damar hastalıklarına neden olur diyorsam; sezaryenin de bir ameliyat şekli olduğunu, zorunlu kalmadıkça sezaryen yapılmaması gerektiğini, fizyolojik olanın yani doğal olanın normal doğum olduğunu, vajinal doğum olduğunu, hem anne sağlığı açısından hem de çocuk sağlığı açısından normal olanın doğal doğum olduğunu söylüyorum."<br />
<br />
"Türkiye’de ilk defa geçen sene sezaryen oranı düşme meyline girdi"<br />
Türkiye’de sezaryen oranının ilk defa geçen sene düşme meyline girdiğini ifaden Bakan Memişoğlu, şu ifadeleri kullandı:<br />
"Bu ameliyat türü (sezaryen) ne zaman gerekli? 10 doğumdan en fazla bir buçuğunda; yani 1 ile 1,5 arasında. Ama biz şu anda Türkiye’de 10 doğumdan 6’sını, yarısından çoğunu sezaryen yapıyoruz. 59,7 şu anda sezaryen oranımız. İlk doğumda sezaryen oranımız yüzde 30,4; yani 3 doğumdan 1 tanesi. Halbuki Dünya Sağlık Örgütü tıbbi olarak 10 doğumdan 1 tanesinin sezaryen olması gerektiğini söylüyor. Şimdi eğer siz 10 doğumdan 6’sını sezaryen yapıyorsanız demek ki en az 4’ünü isteğe bağlı sezaryen yapıyorsunuz. Biz her hastanede koordinatör ebeler görevlendirdik. Ebelerin doğuma girmesini ve onu koordine etmesinin mevzuatının altyapısını oluşturduk. İlk kez anne olacak anne adaylarına gebeliğinin son üç ayında ebelerimiz eşlik edecek. ‘Annelik Yolculuğu’ diye bir telefon uygulaması yaptık. Hastanelerimizde, Aile Hekimliklerimizde ve Sağlıklı Hayat Merkezlerimizde Gebe Okulları oluşturduk." "Ben anne adaylarımızla ve hekimlerimizle hep beraber sezaryen oranlarımızı sağlıklı hale getirmek istiyorum. Şu anda Türkiye’de ilk defa geçen sene sezaryen oranı düşme meyline girdi yıllar sonra. Bunu biz hep beraber daha da düşüreceğiz."<br />
 </p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.referansgazetesi.com.tr/bakan-memisoglundan-hantavirus-aciklamasi-risk-yok</guid>
      <pubDate>Thu, 14 May 2026 23:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://referansgazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/referansgazetesi-com-tr/uploads/2025/12/bakan-memisoglundan-acikl-298-2-41.webp" type="image/jpeg" length="23619"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Akıllı mercek uygulaması gözlük ihtiyacını azaltabiliyor]]></title>
      <link>https://www.referansgazetesi.com.tr/akilli-mercek-uygulamasi-gozluk-ihtiyacini-azaltabiliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.referansgazetesi.com.tr/akilli-mercek-uygulamasi-gozluk-ihtiyacini-azaltabiliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Göz Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Mehmet Fatih Karadağ, akıllı mercek uygulamalarının özellikle katarakt ve yaşa bağlı yakın görme problemi yaşayan hastalarda tercih edildiğine değindi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p></p>

<p></p>

<p>Göz Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Mehmet Fatih Karadağ, "Akıllı mercekler, göz içerisine yerleştirilen ve görme kalitesini artırmayı hedefleyen özel lenslerdir. Bu uygulama sayesinde hastalar uzak, yakın ve orta mesafede daha kaliteli bir görüş elde edebilmektedir. Günlük yaşam aktiviteleri gözlüğe daha az ihtiyaç duyularak sürdürülebilmektedir" dedi.</p>

<p>Teknolojinin gelişmesiyle birlikte göz kusurlarının tedavisinde kullanılan yöntemler de değişiyor. Özellikle 40 yaş sonrası ortaya çıkan yakın görme problemleri ve katarakt hastalarında uygulanan "Akıllı Mercek" tedavisi, hem görme kalitesini artırmayı hem de gözlük ihtiyacını azaltmayı hedefliyor. Liv Hospital Gaziantep Göz Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Mehmet Fatih Karadağ, akıllı mercek tedavisinin doğru hasta seçimiyle başarılı sonuçlar sağlayabildiğini belirterek önemli açıklamalarda bulundu.</p>

<p><strong>"HEM UZAK HEM YAKIN GÖRME SORUNLARINA ÇÖZÜM SAĞLAYABİLİYOR"</strong></p>

<p>Akıllı mercek uygulamalarının özellikle katarakt ve yaşa bağlı yakın görme problemi yaşayan hastalarda tercih edildiğini ifade eden Op. Dr. Mehmet Fatih Karadağ, "Akıllı mercekler, göz içerisine yerleştirilen ve görme kalitesini artırmayı hedefleyen özel lenslerdir. Bu uygulama sayesinde hastalar uzak, yakın ve orta mesafede daha kaliteli bir görüş elde edebilmektedir. Günlük yaşam aktiviteleri gözlüğe daha az ihtiyaç duyularak sürdürülebilmektedir" diye konuştu.</p>

<p><strong>"TEDAVİ KİŞİYE ÖZEL PLANLANMALI"</strong></p>

<p>Her hastanın göz yapısının farklı olduğunu vurgulayan Op. Dr. Karadağ, "Kornea yapısından retina sağlığına, hastanın mesleğinden günlük yaşam beklentilerine kadar birçok faktör değerlendirilmelidir. Her hasta akıllı mercek tedavisi için uygun olmayabilir. Bu nedenle ameliyat öncesinde yapılan detaylı göz muayenesi ve tetkikler büyük önem taşır" şeklinde konuştu.</p>

<p><strong>"OPERASYON KISA SÜREDE GERÇEKLEŞTİRİLİYOR"</strong></p>

<p>Ameliyat sürecine ilişkin bilgi veren Op. Dr. Karadağ, "Akıllı mercek operasyonu genellikle damla anestezisi altında gerçekleştirilmektedir. İşlevini kaybetmiş doğal göz merceği alınarak yerine özel lens yerleştirilir. Hastalar çoğu zaman aynı gün taburcu olabilmekte ve kısa sürede günlük yaşamlarına dönebilmektedir" açıklamasında bulundu.</p>

<p><strong>"40 YAŞ SONRASI GÖRME ŞİKÂYETLERİ İHMAL EDİLMEMELİ"</strong></p>

<p>Yaşa bağlı yakın görme problemlerinin toplumda oldukça yaygın görüldüğünü belirten Op. Dr. Karadağ, "40 yaş sonrası ortaya çıkan bulanık görme, yakın okuma zorluğu, ışık hassasiyeti veya görmede azalma gibi şikâyetler dikkate alınmalıdır. Erken teşhis ve uygun tedavi planlamasıyla başarılı sonuçlar elde edilebilmektedir" dedi.</p>

<p><strong>"DÜZENLİ GÖZ MUAYENESİ ÖNEMLİ"</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Düzenli göz kontrollerinin önemine dikkat çeken Op. Dr. Karadağ, "Göz hastalıklarının erken dönemde tespit edilmesi hem görme sağlığının korunması hem de uygun tedavi seçeneklerinin zamanında planlanabilmesi açısından önemlidir. Özellikle 40 yaş sonrası düzenli göz muayenesi ihmal edilmemelidir" ifadelerini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK, YEREL HABERLER</category>
      <guid>https://www.referansgazetesi.com.tr/akilli-mercek-uygulamasi-gozluk-ihtiyacini-azaltabiliyor</guid>
      <pubDate>Thu, 14 May 2026 15:39:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://referansgazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/referansgazetesi-com-tr/uploads/2026/05/akilli-mercek-uygulamasi-gozluk-ihtiyacini-azaltabiliyor.jpg" type="image/jpeg" length="76435"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Çocuklarda hemanjiyoma dikkat: Erken takip önem taşıyor]]></title>
      <link>https://www.referansgazetesi.com.tr/cocuklarda-hemanjiyoma-dikkat-erken-takip-onem-tasiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.referansgazetesi.com.tr/cocuklarda-hemanjiyoma-dikkat-erken-takip-onem-tasiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Medical Point Gaziantep Hastanesi Çocuk Hematolojisi ve Onkolojisi Uzmanı Prof. Dr. Ekrem Ünal, bebeklik döneminde sık görülen hemanjiyomların çoğunlukla iyi huylu damar tümörleri olduğunu ancak bazı durumlarda uzman takibi gerektirdiğini belirtti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p></p>

<p></p>

<p>Toplum arasında “çilek beni” olarak da bilinen hemanjiyomların genellikle doğumdan sonraki ilk haftalarda ortaya çıktığını ifade eden Prof. Dr. Ekrem Ünal, özellikle hızlı büyüyen, göz çevresi, ağız, burun veya solunum yollarına yakın bölgelerde bulunan lezyonların dikkatle değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.</p>

<p>Çoğu hemanjiyomun zamanla kendiliğinden küçülebileceğini belirten Prof. Dr. Ekrem Ünal, “Ancak bazı vakalarda görme, beslenme veya solunum gibi hayati fonksiyonları etkileyebilecek durumlar gelişebilir. İlk bir yıl ve özellikle de ilk 6 ay içerisinde hemanjiyomlarrın hızlı büyüdüğü dönemde ağızdan kullanılan propnolol içeren ilaçlar ile başarılı şekilde tedavi edilmektedir. Bu fırsatın kaçırılmaması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Ekrem Ünal erken tanı ve düzenli takip büyük önem taşımaktadır” dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Günümüzde gelişmiş tedavi yöntemleri sayesinde hemanjiyomların kontrol altına alınabildiğini vurgulayan Prof. Dr. Ekrem Ünal, ailelerin ciltte fark edilen kırmızı renkli kabarıklıkları ihmal etmemesi gerektiğini ifade etti.</p>

<p>Prof. Dr. Ekrem Ünal, özellikle hızlı büyüyen veya kanama eğilimi gösteren hemanjiyomlarda vakit kaybetmeden uzman değerlendirmesi yapılmasının önemli olduğuna dikkat çekiyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK, YEREL HABERLER</category>
      <guid>https://www.referansgazetesi.com.tr/cocuklarda-hemanjiyoma-dikkat-erken-takip-onem-tasiyor</guid>
      <pubDate>Thu, 14 May 2026 12:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://referansgazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/referansgazetesi-com-tr/uploads/2026/05/cocuklarda-hemanjiyoma-dikkat-erken-takip-onem-tasiyor-1.jpg" type="image/jpeg" length="55151"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Anne ve bebek sağlığı için erken tanı büyük önem taşıyor]]></title>
      <link>https://www.referansgazetesi.com.tr/anne-ve-bebek-sagligi-icin-erken-tani-buyuk-onem-tasiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.referansgazetesi.com.tr/anne-ve-bebek-sagligi-icin-erken-tani-buyuk-onem-tasiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gebelik süreci boyunca anne adaylarının en çok merak ettiği konuların başında prenatal tarama testleri geliyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p></p>

<p></p>

<p>Anne karnındaki bebeğin gelişiminin değerlendirilmesi ve bazı genetik hastalık risklerinin erken dönemde belirlenebilmesi amacıyla uygulanan ikili, üçlü ve dörtlü tarama testleri; günümüzde gebelik takibinin önemli bir parçasını oluşturuyor.</p>

<p>Medical Point Gaziantep Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Gonca Göksu Bulgan, gebelikte uygulanan tarama testleri hakkında önemli bilgiler verdi.</p>

<p><strong>“BU TESTLER TANI KOYMAZ, RİSKİ BELİRLER”</strong></p>

<p>Op. Dr. Gonca Göksu Bulgan, gebelikte yapılan ikili, üçlü ve dörtlü testlerin tanı testi değil, tarama testi olduğuna dikkat çekerek şu bilgileri paylaştı:</p>

<p>“Bu testlerin temel amacı; Down sendromu başta olmak üzere bazı kromozomal anomaliler ve doğumsal riskler açısından bebeğin risk durumunu değerlendirmektir. Sonuçlar kesin tanı anlamına gelmez. Risk yüksek çıktığında ileri tanı yöntemlerine başvurulabilir.”</p>

<p><strong>İKİLİ TEST NEDİR?</strong></p>

<p>Gebeliğin 11 ile 14. haftaları arasında yapılan ikili tarama testi; ultrason değerlendirmesi ile annenin kan değerlerinin birlikte analiz edilmesiyle uygulanıyor. Bu testte bebeğin ense kalınlığı ölçülürken, anneden alınan kan örneğinde belirli biyokimyasal değerler inceleniyor.</p>

<p>İkili test sayesinde özellikle:</p>

<p>Down Sendromu (Trizomi 21)</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Edwards Sendromu (Trizomi 18)</p>

<p>gibi kromozomal hastalıkların risk oranı hesaplanabiliyor.</p>

<p>Op. Dr. Gonca Göksu Bulgan, erken dönemde yapılan bu testin gebelik takibinde önemli bir yol gösterici olduğunu belirtti.</p>

<p><strong>ÜÇLÜ TEST HANGİ DURUMLARDA YAPILIYOR?</strong></p>

<p>Üçlü tarama testi ise genellikle gebeliğin 16 ile 20. haftaları arasında uygulanıyor. Anne adayından alınan kan örneğinde üç farklı biyokimyasal parametre değerlendirilerek bebeğe ait olası riskler hesaplanıyor.</p>

<p>Bu test ile:</p>

<p>Down Sendromu</p>

<p>Nöral tüp defektleri</p>

<p>Bazı kromozomal anomaliler</p>

<p>açısından risk değerlendirmesi yapılabiliyor.</p>

<p><strong>“DÖRTLÜ TESTİN GÜVENİLİRLİĞİ DAHA YÜKSEK”</strong></p>

<p>Dörtlü testin, üçlü teste ek olarak bir biyokimyasal parametre daha içermesi nedeniyle risk hesaplamasında daha güçlü sonuçlar sunduğunu ifade eden Op. Dr. Gonca Göksu Bulgan şu açıklamada bulundu:</p>

<p>“Dörtlü test, özellikle bazı kromozomal anomalilerin belirlenmesinde daha yüksek doğruluk oranına sahiptir. Ancak hiçbir tarama testi yüzde 100 kesin sonuç vermez. Bu nedenle test sonuçlarının uzman hekim tarafından değerlendirilmesi gerekir.”</p>

<p><strong>ANNE ADAYLARININ DÜZENLİ TAKİBİ ÖNEMLİ</strong></p>

<p>Gebelik sürecinde düzenli doktor kontrollerinin hem anne hem de bebek sağlığı açısından büyük önem taşıdığını vurgulayan Bulgan, prenatal tarama testlerinin zamanında yapılmasının olası risklerin erken değerlendirilmesine katkı sağladığını belirtti.</p>

<p>Op. Dr. Gonca Göksu Bulgan, “Her gebelik özeldir. Bu nedenle yapılacak testler ve takip süreci anne adayının yaşına, sağlık durumuna ve gebelik öyküsüne göre planlanmalıdır” dedi.</p>

<p>Toplumda bilinçli gebelik takibinin artırılması gerektiğine dikkat çeken Op. Dr. Gonca Göksu Bulgan, anne adaylarının süreç boyunca hekim kontrolünde hareket etmelerinin sağlıklı bir gebelik için büyük önem taşıdığını ifade ediyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK, YEREL HABERLER</category>
      <guid>https://www.referansgazetesi.com.tr/anne-ve-bebek-sagligi-icin-erken-tani-buyuk-onem-tasiyor</guid>
      <pubDate>Wed, 13 May 2026 10:13:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://referansgazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/referansgazetesi-com-tr/uploads/2026/05/51-1.jpg" type="image/jpeg" length="49246"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmanından Gazianteplilere mide kanserinde erken teşhis uyarısı]]></title>
      <link>https://www.referansgazetesi.com.tr/uzmanindan-gazianteplilere-mide-kanserinde-erken-teshis-uyarisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.referansgazetesi.com.tr/uzmanindan-gazianteplilere-mide-kanserinde-erken-teshis-uyarisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Medical Point Gaziantep Hastanesi Tıbbi Onkoloji Uzmanı Doç. Dr. Gökmen Aktaş, mide kanserinin dünyada ve Türkiye’de en sık görülen kanser türlerinden biri olduğuna dikkat çekti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p></p>

<p></p>

<p>Özellikle uzun süren mide şikayetlerinin ihmal edilmemesi gerektiğini belirten Aktaş, erken tanının tedavi başarısını önemli ölçüde artırdığını ifade etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Mide kanserinin erken evrede çoğu zaman belirti vermeden ilerleyebildiğini belirten Doç. Dr. Gökmen Aktaş, hastalığın ilerleyen dönemlerde mide ağrısı, iştahsızlık, kilo kaybı, hazımsızlık, şişkinlik, bulantı ve yutma güçlüğü gibi belirtilerle kendini gösterebildiğini söyledi. Özellikle aile öyküsü bulunan kişilerin daha dikkatli olması gerektiğini vurgulayan Aktaş, düzenli sağlık kontrollerinin ihmal edilmemesi gerektiğini kaydetti.</p>

<p>Mide kanserinin oluşumunda çevresel ve genetik faktörlerin etkili olduğuna dikkat çeken Aktaş, “Sigara kullanımı, aşırı tuzlu ve işlenmiş gıdalarla beslenme, düzensiz yaşam alışkanlıkları ve Helicobacter pylori enfeksiyonu mide kanseri riskini artıran önemli etkenler arasında yer alıyor. Sağlıklı beslenme, düzenli egzersiz ve rutin kontroller ise hastalığa karşı koruyucu rol oynuyor” dedi.</p>

<p>Toplumda kanser farkındalığının artırılmasının büyük önem taşıdığını ifade eden Doç. Dr. Gökmen Aktaş, özellikle mide şikayetlerini uzun süre yaşayan bireylerin vakit kaybetmeden uzman hekime başvurması gerektiğini belirtti. Erken teşhis sayesinde tedavi sürecinin daha başarılı ilerlediğini vurgulayan Aktaş, “Kanserde erken tanı hayat kurtarır. Düzenli kontroller sayesinde hastalık erken evrede tespit edilerek tedavi şansı önemli ölçüde artırılabiliyor” diye konuştu.</p>

<p>Medical Point Gaziantep Hastanesi Tıbbi Onkoloji Uzmanı Doç. Dr. Gökmen Aktaş toplum sağlığını korumaya yönelik bilinçlendirme çalışmalarının devam edeceğini belirterek vatandaşlara düzenli sağlık kontrollerini aksatmama çağrısında bulundu.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK, YEREL HABERLER</category>
      <guid>https://www.referansgazetesi.com.tr/uzmanindan-gazianteplilere-mide-kanserinde-erken-teshis-uyarisi</guid>
      <pubDate>Tue, 12 May 2026 09:39:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://referansgazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/referansgazetesi-com-tr/uploads/2026/05/7-2.jpg" type="image/jpeg" length="74885"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Gaziantep’te bir ilk! 5 yıldır devam eden ağrıya modern çözüm]]></title>
      <link>https://www.referansgazetesi.com.tr/gaziantepte-bir-ilk-5-yildir-devam-eden-agriya-modern-cozum</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.referansgazetesi.com.tr/gaziantepte-bir-ilk-5-yildir-devam-eden-agriya-modern-cozum" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gaziantep’te gerçekleştirilen özellikli bir operasyonla, yıllardır şiddetli kronik ağrı nedeniyle yaşam kalitesi ciddi şekilde etkilenen 61 yaşındaki hasta, uygulanan ağrı pili tedavisi sayesinde yeniden rahat uyumaya başladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p></p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yaklaşık 3-4 yıldır kronik ağrı şikâyeti bulunan hastanın daha önce bel bölgesinden 6 kez ameliyat geçirdiği, toplamda 20 vida uygulandığı, 4 kez algolojik tedavi aldığı ve defalarca fizik tedavi gördüğü öğrenildi. Yoğun ağrıları nedeniyle üçlü narkotik ağrı kesici tedavisi kullanan hasta, yapılan ileri ağrı tedavisi sonrasında belirgin rahatlama yaşadı.</p>

<p>Hastaya, sırt bölgesinden yaklaşık 4-5 santimetrelik kesi ile yerleştirilen elektrotlar aracılığıyla, pil destekli sistem sayesinde omuriliğe elektriksel uyarı verilerek ağrı hissinin azaltılması amaçlandı.</p>

<p>Operasyonu gerçekleştiren Beyin ve Sinir Cerrahisi Kliniği’nden Op. Dr. Abdullah Duman, “Hastamız daha önce 6 kez ameliyat geçirmiş ve toplam 20 adet vida uygulanmıştı. Ağrıları oldukça şiddetliydi ve Algoloji Uzmanımız Uzm. Dr. Ayşe Bahşi tarafından takip ediliyordu. Algoloji, fizik tedavi ve psikiyatri hekimlerimizden oluşan konsey değerlendirmesi sonucunda ağrı pili takılmasına karar verdik. Operasyonu başarıyla gerçekleştirdik. Hastamızı bir gün sonra şifa ile taburcu ediyoruz.” Dedi.</p>

<p>Tedavi sonrası duygularını paylaşan hasta Saniye Kal, “Çok ameliyat geçirdim, ağrılarım çok fazlaydı ve geçmiyordu. Yaklaşık 3-4 yıldır bu durumdaydım. Şimdi çok şükür iyiyim. Geceleri uyuyamıyordum, sürekli belim ve ayaklarım ağrıyordu. Günde 6-7 hap içiyordum, şu an sadece 1 tane kullanıyorum. Emeği geçen herkese çok teşekkür ederim.” İfadelerini kullandı.</p>

<p>Başhekim Prof. Dr. Ahmet Uluşan da “Bu ameliyat Gaziantep’te ilk defa uygulanıyor, ileri teknoloji ve multidisipliner yaklaşım ile gerçekleştirilen bu özellikli işlemleri başarıyla gerçekleştirerek bölgemize ve halkımıza hizmet etmeye devam ediyoruz.” dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK, YEREL HABERLER</category>
      <guid>https://www.referansgazetesi.com.tr/gaziantepte-bir-ilk-5-yildir-devam-eden-agriya-modern-cozum</guid>
      <pubDate>Tue, 12 May 2026 09:34:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://referansgazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/referansgazetesi-com-tr/uploads/2026/05/d-s-c-f8840-j-p-g.jpeg" type="image/jpeg" length="80300"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sağlık Bakanlığı'ndan Hantavirüs açıklaması]]></title>
      <link>https://www.referansgazetesi.com.tr/saglik-bakanligindan-hantavirus-aciklamasi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.referansgazetesi.com.tr/saglik-bakanligindan-hantavirus-aciklamasi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık Bakanlığı, hantavirüs vakası görülen uluslararası bir seyahat gemisinde olan son 3 vatandaşın da ambulans uçak ile Türkiye'ye getirildiğini bildirdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>IHAAW172255-SAG/11-05-2026<br />
Sağlık Bakanlığı, uluslararası bir seyahat gemisinde bulunan son 3 vatandaşın da Türkiye'ye getirildiğini belirterek, "Yapılan izlemelerde şu ana kadar 5 kişide herhangi bir klinik belirti veya semptoma rastlanmamıştır. Süreç, Bakanlığımız tarafından titizlikle ve yakından takip edilmektedir" açıklamasında bulundu. Bakanlık açıklamasında gelen vatandaşların yakın takip ve izolasyon süreçlerinin başlandığı belirtilerek "Daha önce ülkeye giriş yapan 2 kişide olduğu gibi, bu kişilerden de gerekli numuneler alınmıştır. Sonuçlarının negatif olduğu saptanmış olup; önerilen süre boyunca karantinada tutulacaktır. Sağlık Bakanlığı ekipleri tarafından klinik durumları sürekli değerlendirilmekte ve sağlık durumları yakından takip edilmektedir. Yapılan izlemelerde şu ana kadar 5 kişide herhangi bir klinik belirti veya semptoma rastlanmamıştır. Süreç, Bakanlığımız tarafından titizlikle ve yakından takip edilmektedir" ifadeleri kullanıldı.<br />
 </p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.referansgazetesi.com.tr/saglik-bakanligindan-hantavirus-aciklamasi</guid>
      <pubDate>Mon, 11 May 2026 17:44:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://referansgazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/referansgazetesi-com-tr/uploads/2026/05/a-w702430-01.jpg" type="image/jpeg" length="91159"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bahar mevsiminde astım ve alerjik hastalıklara dikkat]]></title>
      <link>https://www.referansgazetesi.com.tr/bahar-mevsiminde-astim-ve-alerjik-hastaliklara-dikkat</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.referansgazetesi.com.tr/bahar-mevsiminde-astim-ve-alerjik-hastaliklara-dikkat" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[SANKO Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı’nda görev yapan Uzm. Dr. Haşim Karakuş, polen yoğunluğunun arttığı bahar mevsiminde astım ve alerjik hastalıklara bağlı şikâyetlerin de artış gösterdiğini söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p></p>

<p></p>

<p>Özellikle polenlerin havada yoğun olarak bulunduğu bu günlerde dikkatli olmanın, hastalık kontrolü açısından büyük önem taşıdığını belirten Uzm. Dr. Karakuş, bahar mevsiminde şikayetlerin artma nedenlerini şöyle sıraladı:</p>

<p>“Ağaç, çimen ve yabani ot polenleri bahar aylarında hızla artmaktadır. Bu polenler solunum yollarına girerek bağışıklık sistemini uyarır ve hassas bireylerde öksürük, nefes darlığı, hırıltı, burun akıntısı ve gözlerde kaşıntı gibi şikâyetlere yol açar.”</p>

<p><strong>KİMLER RİSK ALTINDA? </strong></p>

<p>Uzm. Dr. Karakuş, risk gruplarını şöyle özetledi:</p>

<p>“- Astım hastaları,</p>

<p>- Alerjik rinit (Saman nezlesi) olan bireyler,</p>

<p>- Ailesinde alerji öyküsü bulunan çocuklar,</p>

<p>- Daha önce polen alerjisi tanısı almış kişiler.”</p>

<p><strong>NELERE DİKKAT EDİLMELİ? </strong></p>

<p>Uzm. Dr. Karakuş, dikkat edilmesi gerekenler konusunda şu bilgileri paylaştı:</p>

<p>“- Polen yoğunluğunun yüksek olduğu sabah saatlerinde dışarı çıkmamaya özen gösterin,</p>

<p>- Dışarıdan geldikten sonra kıyafetlerinizi değiştirin ve mümkünse duş alın,</p>

<p>- Ev ve araba pencerelerini kapalı tutun,</p>

<p>- Maske kullanımı polen temasını azaltabilir,</p>

<p>- Ev temizliğinde HEPA filtreli süpürgeler tercih edilebilir.”</p>

<p><strong>TEDAVİ VE TAKİP ÖNEMLİ </strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>“Astım ve alerjik hastalığı olan bireyler ilaçlarını düzenli kullanmalı, doktor kontrolü olmadan tedavilerini kesmemelidir” diyen Uzm. Dr. Karakuş, gerekli durumlarda koruyucu tedavilerin bahar başlamadan önce planlanması gerektiğine dikkat çekti.</p>

<p><strong>ÇOCUKLARDA DAHA DİKKATLİ OLUNMALI </strong></p>

<p>Çocukların alerjenlere karşı daha hassas olabileceğini kaydeden Uzm. Dr. Karakuş, “Özellikle gece öksürüğü, eforla nefes darlığı ve sık üst solunum yolu enfeksiyonu geçiren çocuklar açısından değerlendirme önemlidir” dedi.</p>

<p><strong>NE ZAMAN DOKTORA BAŞVURMALI? </strong></p>

<p>Uzm. Dr. Karakuş, doktora ne zaman başvurulması gerektiği ile ilgili şu bilgileri verdi:</p>

<p>“- Nefes darlığında artış,</p>

<p>- Gece uykudan uyandıran öksürük,</p>

<p>- İnhaler ilaçlara rağmen rahatlamama,</p>

<p>- Sık acil başvuru gereksinimi.”</p>

<p>Astım ve alerjik hastalıkların doğru tedavi ve önlemlerle kontrol altına alınabildiği söyleyen Uzm. Dr. Karakuş, “Baharın keyfini sağlıklı bir şekilde çıkarabilmek için belirtilerinizi ciddiye alın ve gerekli önlemleri ihmal etmeyin” diye konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK, YEREL HABERLER</category>
      <guid>https://www.referansgazetesi.com.tr/bahar-mevsiminde-astim-ve-alerjik-hastaliklara-dikkat</guid>
      <pubDate>Mon, 11 May 2026 11:28:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://referansgazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/referansgazetesi-com-tr/uploads/2026/05/bahar-mevsiminde-astim-ve-alerjik-hastaliklara-dikkat.jpg" type="image/jpeg" length="44512"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Gaziantepliler dikkat! Uzmanlardan yapay zekâ bağımlılığı uyarısı]]></title>
      <link>https://www.referansgazetesi.com.tr/gaziantepliler-dikkat-uzmanlardan-yapay-zeka-bagimliligi-uyarisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.referansgazetesi.com.tr/gaziantepliler-dikkat-uzmanlardan-yapay-zeka-bagimliligi-uyarisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Son yıllarda yapay zekâ tabanlı sohbet uygulamalarının yaygınlaşmasıyla birlikte, insanların dijital platformlarla kurduğu duygusal bağlar psikolojik açıdan dikkat çekici bir noktaya ulaşmaya başladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p></p>

<p></p>

<p>Özellikle yalnızlık, sosyal izolasyon ve duygusal destek ihtiyacı yaşayan bireylerin, yapay zekâ sistemlerine karşı yoğun bir bağlılık geliştirebildiğine dikkat çeken Medical Point Gaziantep Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Rıfat İnci ve Klinik Psikolog Selin Seda Koçakgöl, bu durumun uzun vadede ciddi ruhsal sonuçlar doğurabileceğini belirtti.</p>

<p>Uzmanlar, yapay zekâ sistemlerinin insanlarla sürekli iletişim kurabilen, yargılamayan ve her an ulaşılabilir yapıları nedeniyle özellikle duygusal boşluk yaşayan bireylerde güçlü bir aidiyet hissi oluşturabildiğini ifade ederek şu değerlendirmede bulundu:</p>

<p>“İnsan beyni, düzenli ilgi ve iletişim gördüğü her şeye bağ kurma eğilimindedir. Ancak burada unutulmaması gereken en önemli nokta, yapay zekâ sistemlerinin bir bilinç ya da duygu taşımadığıdır. Kişi zamanla kendisini gerçekten anlaşılıyor ve görülüyor hissedebilir; fakat karşısındaki yapı insani bir duygusal bağ kurmaz. Bu durum, özellikle kırılgan psikolojik dönemlerden geçen bireylerde bağımlılık benzeri bir ilişkiye dönüşebilir.”</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Özellikle gençler ve yalnız yaşayan bireylerde bu tür dijital bağların giderek arttığını belirten uzmanlar, gerçek sosyal ilişkilerden uzaklaşmanın psikolojik riskleri artırabileceğini vurguladı.</p>

<p><img alt="T O P L U R E S I M" class="detail-photo img-fluid" height="857" src="https://referansgazetesicomtr.teimg.com/referansgazetesi-com-tr/uploads/2026/05/t-o-p-l-u-r-e-s-i-m.JPG" width="1843" /></p>

<p>“Bazı bireyler zamanla gerçek insan ilişkilerinden uzaklaşıp tüm duygusal paylaşımını dijital sistemlere yöneltebiliyor. Bu bağın kesilmesi, hesabın kapanması ya da erişimin kaybedilmesi gibi durumlar ise yoğun kaygı, panik, terk edilme hissi ve depresif belirtilere neden olabiliyor.”</p>

<p>Medical Point Gaziantep Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Rıfat İnci ve Klinik Psikolog Selin Seda Koçakgöl, dijital teknolojilerin bilinçli kullanımının önemine dikkat çekerek ailelere ve bireylere şu çağrıda bulundu:</p>

<p>“Yapay zekâ araçları faydalı teknolojik sistemlerdir; ancak insan ilişkilerinin yerini alabilecek duygusal yapılar değildir. Özellikle ruhsal olarak hassas dönemlerden geçen bireylerin gerçek sosyal destek mekanizmalarından uzaklaşmaması büyük önem taşıyor. Dijital dünyada geçirilen sürenin dengeli olması ve psikolojik ihtiyaçların gerçek insan ilişkileriyle desteklenmesi gerekiyor.”</p>

<p>Medical Point Gaziantep Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Rıfat İnci ve Klinik Psikolog Selin Seda Koçakgöl, yoğun yalnızlık hissi, sosyal geri çekilme, dijital platformlara aşırı bağlanma ve gerçek hayattan kopma belirtileri yaşayan bireylerin profesyonel psikolojik destek almasının önemine dikkat çekiyor.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK, YEREL HABERLER</category>
      <guid>https://www.referansgazetesi.com.tr/gaziantepliler-dikkat-uzmanlardan-yapay-zeka-bagimliligi-uyarisi</guid>
      <pubDate>Mon, 11 May 2026 09:29:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://referansgazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/referansgazetesi-com-tr/uploads/2026/05/gaziantepliler-dikkat-uzmanlardan-yapay-zeka-bagimliligi-uyarisi.jpg" type="image/jpeg" length="86563"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Prof. Dr. Koca: "Manuel Terapi" ile ameliyatsız tedaviyi anlattı]]></title>
      <link>https://www.referansgazetesi.com.tr/prof-dr-koca-manuel-terapi-ile-ameliyatsiz-tedaviyi-anlatti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.referansgazetesi.com.tr/prof-dr-koca-manuel-terapi-ile-ameliyatsiz-tedaviyi-anlatti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. İrfan Koca, uygun hastalarda uygulanan manuel terapinin ameliyatsız rehabilitasyon yöntemleri arasında önemli bir yere sahip olduğunu söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p></p>

<p></p>

<p>Prof. Dr. İrfan Koca, manuel terapinin bilimsel değerlendirme sonrası uygulanan özel bir rehabilitasyon yöntemi olduğunu belirtti. Prof. Dr. Koca, "Manuel terapi; kas, eklem, bağ dokusu ve omurga üzerine uygulanan bilimsel temelli özel tekniklerden oluşan bir rehabilitasyon yöntemidir. Amaç ağrıyı azaltmak, hareket kısıtlılığını gidermek ve hastanın yaşam kalitesini artırmaktır" dedi.</p>

<p><strong>"HER AĞRININ NEDENİ AYNI DEĞİL"</strong></p>

<p>Prof. Dr. İrfan Koca, toplumda en sık yapılan hatalardan birinin her bel ve boyun ağrısını "fıtık" olarak değerlendirmek olduğunu ifade ederek uygulama öncesinde detaylı değerlendirme yapılmasının önemine dikkat çekerek, "Kas spazmları, postür bozuklukları, eklem problemleri, sinir basıları veya romatizmal hastalıklar benzer şikâyetlere yol açabiliyor. Bu nedenle her hastaya aynı yaklaşım uygulanmaz. Öncelikle ağrının gerçek nedeni ortaya konulmalıdır" şeklinde konuştu.</p>

<p><strong>"AMAÇ SADECE AĞRIYI AZALTMAK DEĞİL"</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Prof. Dr. İrfan Koca’ya göre manuel terapinin temel hedeflerinden biri yalnızca mevcut ağrıyı baskılamak değil; hareket kabiliyetini artırmak, kas-iskelet sistemi dengesini yeniden sağlamak ve günlük yaşam fonksiyonlarını iyileştirmek olduğunu ifade etti. Özellikle; Bel ve boyun ağrıları, Kas spazmları, Hareket kısıtlılıkları, Duruş bozuklukları, Spor yaralanmaları sonrası rehabilitasyon, Omuz ve sırt bölgesi problemleri gibi durumlarda manuel terapiden fayda görülebileceği belirtiliyor.</p>

<p><strong>"BÜTÜNCÜL YAKLAŞIM TEDAVİ BAŞARISINI ARTIRIYOR"</strong></p>

<p>Prof. Dr. İrfan Koca, son yıllarda fizik tedavi ve rehabilitasyon alanında kişiye özel ve bütüncül yaklaşımların daha fazla önem kazandığını ifade etti. Manuel terapinin; Nöral terapi, Proloterapi, Kinezyobant uygulamaları, Kuru iğne uygulamaları ve Medikal egzersiz programları ile birlikte planlanmasının tedavi başarısını artırdığını belirten Koca, "Kas-iskelet sistemi hastalıklarında artık daha bütüncül bir yaklaşım benimsiyoruz. Manuel terapinin nöral terapi, proloterapi, kinezyobant uygulamaları ve egzersiz programlarıyla birlikte planlanması; hem ağrı kontrolü hem de hareket kapasitesi açısından daha etkili sonuçlar sağlamaktadır" ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>"BİLİNÇSİZ UYGULAMALAR RİSK OLUŞTURABİLİR"</strong></p>

<p>Prof. Dr. İrfan Koca, manuel terapi uygulamalarının mutlaka eğitimli sağlık profesyonelleri tarafından yapılması gerektiğini vurgulayarak bilinçsiz müdahalelerin bazı hastalarda mevcut problemleri artırabileceğini söyledi. Özellikle travma sonrası gelişen ağrı, kol veya bacakta güç kaybı, ileri derecede uyuşma ya da idrar kaçırma gibi belirtilerin varlığında vakit kaybetmeden uzman değerlendirmesi yapılması gerektiğini ifade eden Koca, "Doğru hasta seçimi, doğru tanı ve kişiye özel rehabilitasyon planlaması rehabilitasyon sürecinin en önemli basamaklarıdır" diye konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK, YEREL HABERLER</category>
      <guid>https://www.referansgazetesi.com.tr/prof-dr-koca-manuel-terapi-ile-ameliyatsiz-tedaviyi-anlatti</guid>
      <pubDate>Sun, 10 May 2026 14:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://referansgazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/referansgazetesi-com-tr/uploads/2026/05/a-w701467-02.jpg" type="image/jpeg" length="19869"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzman isimden Gazianteplilere ‘Hantavirüs’ uyarısı!]]></title>
      <link>https://www.referansgazetesi.com.tr/uzman-isimden-gazianteplilere-hantavirus-uyarisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.referansgazetesi.com.tr/uzman-isimden-gazianteplilere-hantavirus-uyarisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dünyanın bir çok ülkesinde görülen Hantavirüs, paniğe neden oldu. Henüz bir tedavisi bulunmayan hastalığa karşın Medical Point Gaziantep Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Ömer Evirgen açıklamalarda bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Arjantin’den hareket eden “MV Hondius” isimli gemide doğrulanan ve 3 kişinin ölümüne neden olan hantavirüs vakalarının ardından dünya genelinde “yeni bir pandemi mi geliyor” endişesi gündeme geldi. Medical Point Gaziantep Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Ömer Evirgen ise hantavirüs hakkında bilgi vererek, virüsün farelerin dışkı, idrar ve tükürüğü yoluyla insanlara bulaştığını söyledi. Hastalığın ciddi sağlık sorunlarına ve ölüme yol açabileceğini belirten Evirgen, virüsün şu an için insandan insana bulaşmadığını ifade etti. Özellikle fare ve kemirgen temasının yoğun olduğu alanlarda hijyen kurallarına dikkat edilmesi gerektiğini vurgulayan Evirgen, vatandaşlara önemli uyarılarda bulundu.</p>

<hr />
<p><strong>“Karadeniz Bölgesi’nde zaman zaman rastlanabiliyor”</strong></p>

<p>Hantavirüsün yeni ortaya çıkan bir virüs olmadığını ve Türkiye’de geçmiş yıllarda da özellikle Karadeniz Bölgesi’nde nadiren görüldüğünü belirten Doç. Dr. Ömer Evirgen, “Bu aralar hantavirüs enfeksiyonu sosyal medyada sıkça gündeme geliyor. Hantavirüs enfeksiyonu ülkemizde de geçmişte nadiren görülen bir hastalık. Özellikle Karadeniz Bölgesi’nde zaman zaman rastlanabiliyor. Virüs, farelerin idrarı, dışkısı ve tükürüğünün toprağa veya gıdalara bulaşmasıyla yayılabiliyor. Bu atıkların bulunduğu ortamda oluşan tozun solunması ya da kirli yüzeylere temas ettikten sonra elin ağız, burun veya göze götürülmesiyle insanlara bulaşabiliyor” dedi.</p>

<hr />
<p><strong>“Şu an için hantavirüse yönelik kesin bir tedavi bulunmuyor”</strong></p>

<p>Hastalığın ilk belirtilerinin grip benzeri şikayetlerle başladığını ifade eden Evirgen, “Bu hastalık genellikle ateş, kas ve eklem ağrıları, halsizlik ve ishal gibi belirtilerle başlıyor. İlerleyen süreçte ise iki farklı ağır tablo ortaya çıkabiliyor. Bunlardan biri solunum yetmezliği, diğeri ise böbrek yetmezliği ve kanamayla seyreden formdur. Ciddi ve hayati risk taşıyan bir hastalıktır. Şu an için hantavirüse yönelik kesin bir tedavi bulunmuyor. Hastalara yoğun bakım şartlarında destek tedavisi uygulanıyor” ifadelerini kullandı.</p>

<hr />
<p><strong>“COVID dönemindeki gibi bir kapanma süreci beklemiyoruz”</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Korunma yöntemlerine ilişkin de açıklamalarda bulunan Evirgen, COVİD gibi bir kapanma süreci beklemediklerini de söyleyerek, “Bu virüsten korunmak için özellikle kırsal alanlarda ve farelerin yaşam alanlarının bulunduğu ortamlarda dikkatli olunması gerekiyor. Tozlu ortamlarda maske kullanılmalı, eller yıkanmadan gıdalara temas edilmemeli ve yüz bölgesine dokunulmamalıdır. Bu virüs COVID-19 gibi değil. Yakın temas ve enfekte tozların solunmasıyla bulaşıyor. Şu an için insandan insana bulaştığına dair net bir bilgi bulunmuyor. Bu nedenle COVID dönemindeki gibi bir kapanma süreci beklemiyoruz” diye konuştu.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.referansgazetesi.com.tr/uzman-isimden-gazianteplilere-hantavirus-uyarisi</guid>
      <pubDate>Sat, 09 May 2026 15:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://referansgazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/referansgazetesi-com-tr/uploads/2026/05/hantavirus-uyari.png" type="image/jpeg" length="16401"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Gaziantep Şehir Hastanesi’nden talasemi uyarısı (VİDEOHABER)]]></title>
      <link>https://www.referansgazetesi.com.tr/gaziantep-sehir-hastanesinden-talasemi-uyarisi-videohaber</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.referansgazetesi.com.tr/gaziantep-sehir-hastanesinden-talasemi-uyarisi-videohaber" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gaziantep Şehir Hastanesi Klinik eğitim sorumlusu Doçent Doktor İbrahim Halil Açar, 8 Mayıs Dünya Talasemi Günü dolayısıyla kapsamında önemli açıklamalarda bulundu. Açar yaptığı açıklamada talasemi taşıyıcılık taramasının önemine dikkat çekti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Gaziantep Şehir Hastanesi Klinik eğitim sorumlusu Doçent Doktor İbrahim Halil Açar, talaseminin genetik geçişli bir kan hastalığı olduğunu belirtti. Açar, özellikle evlilik öncesi yapılan taramaların ağır talasemi hastası çocuk doğumunu büyük ölçüde önleyebildiğini ifade etti. Açar, “Bir test, bir ömür boyu sürecek ağır bir hastalığın önüne geçebilir.” dedi.</p>

<p><img height="890" src="https://referansgazetesicomtr.teimg.com/referansgazetesi-com-tr/uploads/2026/05/ddc1bf0c-6f07-4d3a-96e6-d5ca17fd3894.jpg" width="1200" /></p>

<p>Açar: "Ağır Talasemi kader değildir</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Özellikle Akdeniz Bölgesi’nde talasemi taşıyıcılığının daha sık görüldüğünü ve toplum farkındalığının artırılması gerektiğini vurgulayan Açar, Türkiye’de yürütülen tarama programları sayesinde çok sayıda ailenin erken bilgilendirme ile sağlıklı gebelik planlaması yapabildiği belirtti. Doç. Dr. Açar ayrıca düzenli takip ve doğru danışmanlığın önemine değinerek şu ifadeleri kullandı: “ Ağır Talasemi kader değildir. Erken tarama ve bilinçli yaklaşım ile önlenebilir. Toplumda birçok kişi taşıyıcı olduğunu bilmiyor. Anne ve babanın taşıyıcı olması durumunda çocukta ağır talasemi görülme riski ortaya çıkabiliyor. Basit bir kan testi ve hemoglobin analizi ile bu durum önceden tespit edilebilir” dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Bülten</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.referansgazetesi.com.tr/gaziantep-sehir-hastanesinden-talasemi-uyarisi-videohaber</guid>
      <pubDate>Fri, 08 May 2026 17:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://referansgazetesicomtr.teimg.com/crop/1280x720/referansgazetesi-com-tr/uploads/2026/05/b6c69642-20c5-4ce0-9317-0fee3f862177.jpg" type="image/jpeg" length="51620"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
