Peki 28 Şubat darbesi nedir, neden “postmodern” olarak adlandırılır? 28 Şubat’ta kimler görevdeydi, hangi hükümet vardı, Cumhurbaşkanı ve Başbakan kimdi? İşte tarihsel arka planı ve hukuki süreciyle 28 Şubat dosyası…

28 Şubat Nedir? Neden “Postmodern Darbe” Deniyor?

28 Şubat süreci, klasik askeri darbelerden farklı olarak doğrudan yönetime el koyma şeklinde gerçekleşmemiştir. Tankların Meclis’i kapattığı ya da anayasanın askıya alındığı bir tablo yaşanmamıştır. Bunun yerine, askerî bürokrasi öncülüğünde MGK kararları, medya kampanyaları ve sivil toplum baskıları aracılığıyla hükümet üzerinde yoğun bir siyasi baskı kurulmuştur.

Bu nedenle literatürde “postmodern darbe” kavramı kullanılmaktadır. Süreçte, 28 Şubat 1997’de yapılan yaklaşık 9 saatlik MGK toplantısında kabul edilen 18 maddelik karar metni, hükümete “irtica ile mücadele” başlığı altında bir dizi yaptırım dayatmıştır.

Dönemin bazı askerî yetkilileri müdahaleyi “demokrasiye balans ayarı” olarak tanımlamış, sürecin “bin yıl süreceğini” ifade etmiştir. Bu söylemler, 28 Şubat’ın demokrasi tarihindeki yerini daha da tartışmalı hâle getirmiştir.

28 Şubat Hangi Yıl Oldu? Sürecin Kronolojisi

28 Şubat süreci 1997 yılında yaşanmıştır. Ancak olaylar yalnızca tek bir günden ibaret değildir. Süreç öncesinde 4 Şubat 1997’de Ankara Sincan’da tankların yürütülmesi, kamuoyunda büyük yankı uyandırmış ve siyasi atmosferi daha da germiştir.

28 Şubat 1997’deki MGK toplantısı, sürecin resmi başlangıcı kabul edilir. Kararların uygulanması ise 1997 ve sonrasında devam etmiş; Refah Partisi hakkında kapatma davası açılmış ve parti 1998 yılında Anayasa Mahkemesi tarafından kapatılmıştır.

2026 yılı itibarıyla bakıldığında, 28 Şubat’ın üzerinden 29 yıl geçmiş olmasına rağmen, mağduriyet iddiaları, yargılamalar ve tahliyeler nedeniyle konu güncelliğini korumaktadır.

28 Şubat Sürecinde Hangi Hükümet Vardı?

28 Şubat 1997 tarihinde görevde olan hükümet, Türkiye Cumhuriyeti’nin 54. Hükümeti’ydi. Kamuoyunda “REFAHYOL Hükümeti” olarak bilinen bu koalisyon, Refah Partisi (RP) ile Doğru Yol Partisi (DYP) ortaklığında kurulmuştu.

Hükümet 28 Haziran 1996’da göreve başlamıştı. Koalisyonun başbakanı Refah Partisi Genel Başkanı olan Necmettin Erbakan, başbakan yardımcısı ise DYP lideri Tansu Çiller idi.

28 Şubat kararları sonrası artan siyasi baskı ve koalisyon içi dengeler nedeniyle hükümet, 30 Haziran 1997’de istifa etti.

28 Şubat’ta Başbakan Kimdi?

28 Şubat MGK toplantısında Başbakanlık koltuğunda Necmettin Erbakan bulunuyordu. Türkiye Cumhuriyeti tarihinde “Milli Görüş” çizgisinden gelen ilk başbakan olan Erbakan, MGK toplantısında alınan kararlar karşısında hükümetin en üst düzey temsilcisi olarak masadaydı.

Erbakan’ın “Hükümet TBMM’de kurulur, MGK’da kurulmaz” sözleri dönemin hafızalara kazınan ifadeleri arasında yer aldı. Süreç içerisinde artan siyasi baskılar neticesinde Erbakan, Haziran 1997’de istifasını Cumhurbaşkanına sundu.

28 Şubat Döneminin Cumhurbaşkanı Kimdi?

Süreç yaşanırken Türkiye Cumhuriyeti’nin 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel görevdeydi. 16 Mayıs 1993’te Cumhurbaşkanı seçilen Demirel, 28 Şubat krizinde aktif bir rol üstlendi.

Erbakan’ın istifasının ardından hükümeti kurma görevini beklentilerin aksine Tansu Çiller’e değil, ANAP Genel Başkanı Mesut Yılmaz’a verdi. Bu karar, 54. Hükümet’in sona ermesini ve 55. Hükümet’in kurulmasını sağladı.

28 Şubat Darbesini Kim Yaptı?

28 Şubat sürecinin askerî ayağında dönemin Genelkurmay Başkanı İsmail Hakkı Karadayı, Genelkurmay İkinci Başkanı Çevik Bir ve Batı Çalışma Grubu (BÇG) içinde yer alan üst düzey askerler etkili oldu.

Ancak süreç yalnızca askerî bürokrasi ile sınırlı kalmadı. Bazı medya kuruluşları, üniversite rektörleri, yüksek yargı organları ve çeşitli sivil toplum aktörleri de sürecin parçası olarak değerlendirildi.

2012 yılında açılan 28 Şubat davasında aralarında Çetin Doğan ve Çevik Bir’in de bulunduğu çok sayıda sanık “hükümeti devirmeye teşebbüs” suçlamasıyla yargılandı. Yargı süreci sonunda bazı sanıklar müebbet hapis cezası aldı. 2024 ve 2025 yıllarında ise sağlık sorunları ve yaşlılık gerekçeleriyle Cumhurbaşkanlığı kararıyla tahliyeler gerçekleşti.

28 Şubat Kararları Nelerdi? Toplumsal ve Hukuki Etkileri

28 Şubat kararları özellikle eğitim ve kamu yönetimi alanında etkili oldu. Sekiz yıllık kesintisiz eğitim uygulaması yasalaştı. Başörtüsü yasağı üniversitelerde ve kamu kurumlarında daha katı biçimde uygulandı. İmam hatip liselerine yönelik katsayı düzenlemesi, binlerce öğrencinin üniversiteye giriş sürecini doğrudan etkiledi.

Kamu personeli hakkında fişleme iddiaları ve görevden uzaklaştırmalar, insan hakları bağlamında uzun yıllar tartışıldı. Bu uygulamalar, 28 Şubat’ın yalnızca siyasi değil, aynı zamanda toplumsal hafızada da derin izler bırakmasına neden oldu.

28 Şubat’tan Sonra Hangi Hükümet Kuruldu?

Refahyol Hükümeti’nin istifasının ardından 30 Haziran 1997’de Mesut Yılmaz başkanlığında 55. Hükümet kuruldu. ANAP, DSP ve DTP koalisyonundan oluşan bu hükümet, kamuoyunda “ANASOL-D” olarak anıldı.

Yeni hükümet döneminde 28 Şubat kararlarının uygulanmasına yönelik yasal düzenlemeler hız kazandı. Bu dönem, Türkiye siyasetinde asker-sivil ilişkilerinin yeniden tanımlandığı bir ara dönem olarak tarihe geçti.

28 Şubat’ın Tarihsel Önemi Nedir?

28 Şubat süreci, seçilmiş bir hükümetin askerî ve bürokratik baskılar sonucu istifaya zorlanması nedeniyle Türkiye demokrasi tarihinde kritik bir kırılma noktası olarak kabul edilmektedir. 1960, 1971 ve 1980 müdahalelerinden farklı olarak, dolaylı yöntemlerle gerçekleşmesi onu “postmodern darbe” kategorisine yerleştirmiştir.

Bugün 28 Şubat, hem hukuk devleti tartışmaları hem de demokratikleşme sürecinin dönüm noktalarından biri olarak akademik çalışmalarda, siyasi analizlerde ve kamuoyunda gündemde kalmaya devam etmektedir.

Kaynak: Haber Merkezi