Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki grup toplantısında Abdullah Öcalan için yaptığı “umut hakkı” çağrısı, kamuoyunda geniş yankı uyandırdı. “Öcalan çıkacak mı?”, “Meclise gelebilir mi?”, “Umut hakkı nedir?”, “Mevcut yasalar buna izin veriyor mu?” soruları yeniden gündeme taşındı.
Abdullah Öcalan, 1999 yılından bu yana İmralı Cezaevi’nde ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını infaz ediyor. Mevcut yasal düzenlemeler dikkate alındığında, bugün itibarıyla koşullu salıverilme hakkından yararlanması mümkün görünmüyor. Ancak olası bir yasal değişiklik ihtimali tartışmaların merkezinde yer alıyor.
5275 Sayılı İnfaz Kanunu 107/16 Ne Diyor, Ağırlaştırılmış Müebbet Koşullu Salıverilme Mümkün Mü?
1 Haziran 2005’te yürürlüğe giren 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 107. maddesinin 16. fıkrası, devletin güvenliğine karşı suçlar kapsamında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası alan hükümlüler için koşullu salıverilme hükümlerinin uygulanamayacağını düzenliyor.
Öcalan’ın mahkûmiyetine esas olan suç, Türk Ceza Kanunu’nda “devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma” başlığı altında yer alıyor. Bu nedenle 107/16 hükmü doğrudan uygulanıyor. Ayrıca Terörle Mücadele Kanunu ve 5218 sayılı düzenlemelerle ağırlaştırılmış müebbet cezasının “ölünceye kadar” devam edeceği açıkça belirtilmiş durumda.
Bu çerçevede mevcut mevzuat değişmeden koşullu salıverilme gündeme gelemiyor.
Umut Hakkı Nedir, AİHM Vinter Kararı ve Öcalan No.2 Kararı Ne Anlama Geliyor?
“Umut hakkı”, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası alan bir hükümlünün belirli bir süre sonra cezasının gözden geçirilmesini ve koşullu salıverilme ihtimalinin değerlendirilmesini ifade ediyor.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), 9 Temmuz 2013 tarihli Vinter – İngiltere kararında, indirilemez müebbet hapis cezasının Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 3. maddesiyle uyumlu olabilmesi için cezanın gözden geçirilebilir olması gerektiğini vurguladı. Mahkeme, belirli bir sürenin ardından koşullu salıverilme ihtimalinin değerlendirilmesi gerektiğine hükmetti.
18 Mart 2014 tarihli Öcalan (No.2) – Türkiye kararında ise AİHM, ağırlaştırılmış müebbet cezasının koşullu salıverilme imkânı olmaksızın infaz edilmesini ve cezaevi koşullarını Sözleşme’nin 3. maddesi kapsamında değerlendirdi.
Ancak bu kararlar, otomatik tahliye anlamına gelmiyor. Türkiye’den “umut hakkını” düzenleyecek bir yasal mekanizma oluşturulması talep ediliyor.
5275 Sayılı Kanun 107/16 Kaldırılırsa Ne Olur, 107/4 Maddesi Ne Diyor?
Hukukçulara göre 107/16’nın yürürlükten kaldırılması halinde 107. maddenin 4. fıkrası devreye giriyor. Bu fıkraya göre ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkûm olanlar, 36 yılını infaz kurumunda geçirmeleri halinde koşullu salıverilmeden yararlanabiliyor.
Öcalan’ın cezası 1999 yılında kesinleşti. Bu hesaplamaya göre 36 yıllık süre 2035 yılında doluyor. Yani yalnızca 107/16’nın kaldırılması durumunda bile tahliye otomatik değil; koşullu salıverilmenin değerlendirilmesi gündeme gelebiliyor.
Öte yandan Anayasa’nın 90. maddesi, temel hak ve özgürlüklere ilişkin uluslararası sözleşmeler ile iç hukuk arasında çelişki olması halinde milletlerarası sözleşmelerin esas alınacağını belirtiyor. Bu hüküm, AİHM kararlarının dikkate alınmasını zorunlu kılıyor. Ancak uygulama için yine Meclis’in yasal düzenleme yapması gerekiyor.
Abdullah Öcalan Meclise Gelebilir Mi, TBMM’de Konuşabilir Mi?
Mevcut hukuk düzeni içinde ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası infaz edilen bir hükümlünün TBMM’ye gelmesi mümkün değil. Böyle bir durumun gerçekleşebilmesi için ya tahliye edilmesi ya da özel bir yasal düzenleme yapılması gerekiyor.
“Meclise gelmesi” yönündeki çağrı, hukuki bir süreçten ziyade siyasi bir öneri olarak değerlendiriliyor. Uygulamaya geçebilmesi için infaz rejiminde değişiklik, yargı kararlarının uyarlanması ve idari izinler dahil çok katmanlı bir süreç gerekiyor.
Siyasi Açıklamalar ve Çözüm Süreci Tartışması
MHP lideri Devlet Bahçeli’nin “umut hakkı” çağrısı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından da “terörsüz Türkiye” vurgusuyla değerlendirildi. DEM Parti cephesinden ise “demokratik müzakere” çağrısı yapıldı. CHP Genel Başkanı Özgür Özel ise toplumsal mutabakat olmadan atılacak adımların sonuç vermeyeceğini ifade etti.
2013-2015 yılları arasındaki çözüm süreci, Öcalan’ın İmralı’dan gönderdiği mesajlarla yürütülmüştü. Ancak sürecin sona ermesiyle birlikte çatışmalar yeniden başlamıştı. Bugün yapılan açıklamalar, yeni bir siyasi tartışma başlatmış durumda.
Sonuç: Öcalan Çıkacak Mı, Meclise Girecek Mi?
Bugünkü mevzuata göre Abdullah Öcalan’ın tahliye edilmesi ya da Meclise gelmesi mümkün değil. Koşullu salıverilme yolu 5275 sayılı Kanun’un 107/16 maddesi nedeniyle kapalı durumda.
Ancak Meclis’te yapılacak bir yasal değişiklikle “umut hakkı” düzenlemesi getirilirse, infazın gözden geçirilmesi ihtimali doğabilir. Bu da otomatik tahliye değil, belirli şartların değerlendirilmesi anlamına gelir.
Kısacası, “Öcalan çıkacak mı, Meclise girecek mi?” sorusunun yanıtı, tamamen olası bir yasal düzenleme ve siyasi iradeye bağlı. Mevcut hukuk çerçevesinde ise böyle bir durum söz konusu değil.




