DEVA Partisi Gaziantep İl Gençlik Politikaları Başkanı Erol Ongur partisinden istifa ettiğini kamuoyuna duyurdu. Sosyal medya hesabından istifasının gerekçelerini uzun bir metinle duyuran Ongur, sitem dolu sözlerle gündeme damgasını vurdu. Ongur, “bir siyasi harekette ve bir liderde olması gerektiğine inandığımız ahde vefayı göremedik” dedi.

Ongur, söz konusu metinde şu ifadeleri kullandı;

“Bu karar benim için hiç kolay olmadı”

“DEVA Partisi’nin kuruluşundan itibaren, sadece bir siyasi partiye üye olmadım. Bir fikre, bir hayale, bir Türkiye idealine inandım. Vicdanen ve ruhen kendimi bu hareketin ilkeleriyle uyumlu hale getirmeye, elimden geldiğince bu anlayışın yaşaması için mücadele etmeye çalıştım. Hukuk dedik. Adalet dedik. Liyakat dedik. İstişare dedik. Şeffaflık dedik. Eleştiri ve öz eleştiri dedik. Ahde vefa dedik. Bugün geldiğim noktada ise büyük bir üzüntüyle söylüyorum. Olmadı. Olduramadık. Oldurmadılar. Bu karar benim için hiç kolay olmadı. Yaklaşık bir yıldır kendi içimde ciddi bir devinim yaşıyorum. Defalarca “Belki düzelir, belki toparlanır, belki yeniden umut verecek bir noktaya geliriz” dedim. Bekledim. Sabrettim. Eleştirdim. İçeride söyledim.

“İnancım ciddi anlamda zedelendi”

En son Genel Merkez’e gittiğimde, Genel Başkan Sayın Ali Babacan’ın karşısında bugüne kadar dile getirdiğim en ağır eleştirileri dahi açıkça ifade ettim. Çünkü benim derdim hiçbir zaman bir kişiyi yıpratmak olmadı. Derdim, inandığım bir siyasi hareketin ayağa kalkmasıydı. Fakat söylediğim eleştirilerin, yaşanan sorunların ve yıllardır biriken sıkıntıların karşılığını göremediğimi hissettiğim noktada, içimde kalan son umut da tükendi. Bugün geldiğim noktada Türkiye’de siyaseten bir şeylerin değişebileceğine dair inancım ciddi anlamda zedelendi. Şu an itibarıyla yüzde yüz inanç ve güvenle arkasında yürüyebileceğim; yerli ve milli bir anlayışla, bu milletin ve bu ülkenin menfaatini önceleyecek bir siyasi parti veya siyasi lider göremiyorum. Bunu söylemek benim için kolay değil. Çünkü ben siyasete hiçbir zaman makam, mevki veya kişisel hesap için bakmadım. Dilimin ve kalemimin keskin olması da hiçbir zaman birilerinin himayesinde olduğum anlamına gelmedi. Benim siyasi hesabım olmadı. Bir makama ulaşmak için susmadım. Bir mevkiyi korumak için eğilip bükülmedim. Birilerinin sırtını sıvazlayarak yol yürümeyi de hiç bilmedim. Belki de bazıları için asıl problem buydu. Ben bu partinin Şehitkamil Gençlik çalışmalarında siyasete başladım. Nerede ihtiyaç varsa oraya koştum. Miting dendi, en ön sıralarda olduk. Bayrak asılması gerekti, bayrak astık. Broşür dağıtılması gerekti, dağıttık. Sahada insanlara ulaşılması gerekti, kapı kapı dolaştık. Kimse bize “Bunun karşılığında ne alacaksınız?” diye sormadı. Biz de sormadık. Çünkü biz bunu bir emanet bildik. Bu partiyi gerçekten çocuklarımız gibi büyüttük. Bir bebek gibi baktık. Bir çocuk gibi büyütmeye çalıştık. Zamanımızı verdik. Emeğimizi verdik. Uykumuzu verdik. Dostlarımızı, ailemizi, işimizi gücümüzü ikinci plana attığımız zamanlar oldu. Ve bütün bunları bir gün bir makam sahibi olmak için değil, Türkiye değişebilir inancıyla yaptık. Ama olmadı.

“Siyaset sadece oy hesabı değildir”

DEVA Partisi yüzde 6’larla başlayan siyasi yolculuğunda, ne yazık ki bugün umutları karşılayamayan, kendi potansiyelinin çok gerisinde kalan bir noktaya geldi. Belki Genel Merkez’deki arkadaşlar bunu değiştirebilirler miydi? Bilmiyorum. Ama bildiğim bir şey var. Eleştiriler duyulmadığında, sorunlar konuşulmadığında ve yanlışlarla yüzleşilmediğinde hiçbir yapı büyüyemez. Biz ise en başından beri istişare dedik. Liyakat dedik. Eleştiri ve öz eleştiri dedik. Fakat bunları bir siyasi kültür haline getiremedik. En önemlisi de, bir siyasi harekette ve bir liderde olması gerektiğine inandığımız ahde vefayı göremedik. İnsani ilişkiler, siyasi ilişkilerin gerisinde kaldı. Oysa siyaset sadece oy hesabı değildir. Siyaset insandır. Siyaset vefadır. Siyaset emektir. Siyaset, zor zamanında yanında duran insanı hatırlamaktır.

“DEVA Partisi’nden istifa ediyorum”

Bir düşünün… Bu partide 1.200 milletvekili aday adayı vardı. Belki içlerinden bazıları bugün siyasetin içinde değil. Belki bazıları küstü. Belki bazıları kırıldı. Belki bazıları bütün umutlarını kaybetti. Ama insan hiç değilse bir telefon açar. “Allah razı olsun.” “Emeğiniz için teşekkür ederiz.” “Bir hakkımız geçtiyse helal edin.” Bunlar çok mu zor? Yine nice il başkanları, ilçe başkanları istifa etti. Bir tanesi dahi aranıp, “Neden istifa ettiniz? Nerede hata yaptık? Sizi kaybetmemizin sebebi ne?” diye sorulmadıysa, dönüp kendimize şu soruyu sormamız gerekmez mi? Bu kadar kibirli olmanın ne anlamı var Allah aşkına? Siyaset insan kazanma sanatıyken, insan kaybetmeyi bu kadar kolaylaştırmanın izahı nedir? Yazık ettiniz beyler. Gerçekten yazık ettiniz. Bu partiye… Bu partiye gönül veren insanlara… Bu partinin kuruluşunda umut taşıyan binlerce insana… Ve belki de en çok, yıllarca bu hareket için karşılık beklemeden mücadele edenlere… Genel Başkan’ın etrafında bulunan bazı arkadaşların sahip oldukları sıfatların, zaman zaman sadece birilerinin sırtını sıvazlamaya ve mevcut düzeni korumaya yettiğini gördüm. Oysa bizim ihtiyacımız olan şey sırtımızın sıvazlanması değil; gerçeğin yüzümüze söylenmesiydi. Ben bugün DEVA Partisi’nden istifa ediyorum.“

Kaynak: Mansur Yalvaç