Bağışıklık sisteminin enfeksiyonlara karşı koruyucu işlevini yeterince yerine getirememesi ile karakterize olan immün yetmezlikler, erken tanı ve uygun tedavi yaklaşımları ile kontrol altına alınabilen önemli hastalık grupları arasında yer almaktadır.
İmmün yetmezlikler; doğuştan kaynaklanan primer immün yetmezlikler ve sonradan gelişen sekonder immün yetmezlikler olarak iki ana grupta incelenmektedir. Sekonder immün yetmezliklerin en sık nedenleri arasında yetersiz beslenme, HIV enfeksiyonu, kanserler, kemoterapi uygulamaları ve immünsüpresif (bağışıklık sistemini baskılayan) ilaç kullanımı yer almaktadır.
SIK ENFEKSİYONLAR ÖNEMLİ BİR UYARI İŞARETİ OLABİLİR
Klinik pratikte aşağıdaki bulguların varlığı, immün yetmezlik açısından ileri değerlendirme gerektirebilir:
Sık ve tekrarlayan sinüzit, zatüre ve kulak iltihabı atakları
Enfeksiyonların beklenenden uzun sürmesi ve tedaviye dirençli seyretmesi
Enfeksiyonlar nedeniyle hastaneye yatış gereksinimi veya ağızdan antibiyotik tedavisine yetersiz yanıt alınması
Sık antibiyotik kullanım ihtiyacı
Uzamış ishal ve özellikle çocukluk çağında büyüme-gelişme geriliği
Eklem ağrıları ve inflamatuvar eklem hastalıkları
Erken Tanı ve Düzenli Takip Hayati Öneme Sahiptir
İmmün yetmezliği olan bireylerde tanı konulup uygun tedavi başlanmadığı takdirde, tekrarlayan enfeksiyonlar ve organ hasarına bağlı geri dönüşümsüz komplikasyonlar gelişebilmektedir. Bu nedenle hastaların, alerji ve immünoloji uzmanları tarafından düzenli olarak izlenmesi büyük önem taşımaktadır.
Prof. Dr. Tuğba Songül Tat, immün yetmezlik hastalıklarında erken teşhis ve bireyselleştirilmiş tedavi planlarının hastalık kontrolünde belirleyici olduğunu ifade ederek, sık enfeksiyon geçiren bireylerin gecikmeden bir uzmana başvurması gerektiğinin altını çizmektedir.





