ABD Adalet Bakanlığı’nın yayımladığı yeni belgeler, Jeffrey Epstein’in İsrail ile olan finansal ilişkilerini gün yüzüne çıkardı. 2005 yılında vergi beyannamesi için sunduğu belgelerde, İsrail ordusunu ve yasa dışı yerleşimcileri destekleyen derneklere bağış yaptığı görülüyor.
Bunlar arasında;
İsrail Savunma Kuvvetleri Dostları Derneği’ne 25 bin dolar,
Yahudi Ulusal Fonu’na 15 bin dolar,
Yahudi Kadınlar Ulusal Konseyi’ne 5 bin dolar gibi dikkat çekici bağışlar yer alıyor.
Söz konusu kurumların, Batı Şeria'daki yasa dışı yerleşimcilere destek verdiği biliniyor. Belgeler, Epstein’in sadece Amerika’da değil, Ortadoğu’daki siyasi ve askeri yapılara da dolaylı şekilde maddi katkı sağladığını gözler önüne seriyor.
Epstein’in Filistin hakkında söylediği skandal sözler hangi belgelerde yer aldı, ne dedi?
Adalet Bakanlığı tarafından paylaşılan belgeler arasında, Epstein’in 20 Mayıs 2012 tarihinde gönderdiği bir e-postanın içeriği özellikle dikkat çekti. Adı açıklanmayan bir kişiye gönderilen e-postada Epstein, Filistin’in tarihsel meşruiyetini sorgulayan ifadeler kullandı.
“7. yüzyıldaki Müslüman işgalinin ardından Arapça halkın dili haline geldi ama Filistin hiçbir zaman tam anlamıyla Arap ülkesi olmadı. Ayrıca, bağımsız bir Filistin Devleti hiç var olmadı,” ifadelerini içeren bu yazışma, Epstein’in siyasi görüşlerini ve Ortadoğu’ya yaklaşımını ortaya koydu.
Bu yorumlar, özellikle Filistin yanlısı çevrelerde tepkilere neden olurken, Epstein’in ideolojik eğilimlerini de yeniden tartışmaya açtı.
Epstein’in cenazesi nasıl gerçekleşti, gizemli detaylar neler, basın nasıl yönlendirildi?
Epstein’in 2019 yılında New York Manhattan Metropolitan Hapishanesi'nde ölü bulunmasının ardından, cenazesiyle ilgili çeşitli iddialar ortaya atılmıştı. FBI tarafından hazırlanan 12 Ağustos 2019 tarihli bir belgede, tanık ifadesi yer alıyor.
İfade veren kişi, cenaze töreni sırasında basının kandırıldığını, içine boş kutular yerleştirilmiş bir aracın medyaya Epstein’in cenazesini taşıyor izlenimi verilerek takip ettirildiğini belirtti. Aynı tanık, gerçek cenazenin başka bir araçla farklı bir yere götürüldüğünü öne sürdü.
Bu detay, Epstein’in ölümü hakkındaki komplo teorilerini ve “örtbas” iddialarını daha da alevlendirdi. Özellikle ölümünün ardından ortaya çıkan yüksek profilli bağlantılar ve belgeler, soru işaretlerini artırıyor.
Jeffrey Epstein kimdi, neyle suçlanıyordu, ölüm süreci nasıl ilerledi?
Jeffrey Epstein, en küçüğü 14 yaşında olmak üzere reşit olmayan onlarca kız çocuğuna cinsel istismarda bulunmak, insan kaçakçılığı ve fuhuş ağı kurmak gibi ciddi suçlamalarla yargılanıyordu. 2019 yılında tutuklandığı Manhattan Metropolitan Cezaevi'nde, 10 Ağustos’ta hücresinde ölü bulundu.
Resmi açıklamada intihar ettiği belirtildi. Ancak Epstein’in kamuya açıklanmayan “müşteri listesi”, üst düzey siyasetçiler, iş insanları ve ünlülerle olan bağlantıları nedeniyle, ölümünün perde arkasında daha derin ilişkiler olduğu yönündeki iddialar gündemden düşmedi.
Epstein dava dosyasında kimlerin adı geçiyor, hangi ünlü isimlerle bağlantılıydı?
Epstein davasına dair sızan belgelerde, dünyaca tanınan çok sayıda isim yer aldı. Bunlar arasında;
Prens Andrew,
ABD Başkanı Donald Trump,
Eski ABD Başkanı Bill Clinton,
İsrail Eski Başbakanı Ehud Barak,
Al Gore,
Kevin Spacey,
Michael Jackson,
David Copperfield,
Alan Dershowitz,
New Mexico Eski Valisi Bill Richardson gibi çok sayıda siyasi ve kültürel figür bulunuyor.
Bu isimlerin Epstein’in özel uçağında veya malikanesinde yer aldığı, bazılarıyla birlikte fotoğraflandığı veya özel yazışmalarının olduğu iddia edildi. Ancak FBI, dava belgelerinde “müşteri listesi”nin bulunduğuna dair yeterli kanıt olmadığını duyurdu.
ABD Adalet Bakanlığı ve FBI Epstein davası hakkında ne açıkladı, örtbas mı edildi?
FBI ve Adalet Bakanlığı tarafından yapılan ortak açıklamada, Epstein’in ölümüne dair yapılan soruşturmada öldürülmesine dair kesin bir bulguya rastlanmadığı, ölümünün intihar olarak kayda geçtiği belirtildi. Ayrıca, medya ve kamuoyunun gündeminde yer alan yüksek profilli “müşteri listesine” dair bir belgeye ulaşılamadığı ifade edildi.
Bu açıklama, kamuoyunun büyük bir kısmında kuşku uyandırmaya devam etti. Özellikle Epstein’in siyasi ve finansal bağlantıları göz önüne alındığında, davanın tam olarak aydınlatılamadığı yönünde eleştiriler sürüyor.




