Orta Doğu’da altıncı gününe giren savaş, iki yıl önce yapılan dikkat çekici öngörüleri yeniden gündeme taşıdı. Çinli tarihçi ve eğitimci Jiang Xueqin, 2024 yılında verdiği “Predictive History” derslerinde Donald Trump’ın yeniden ABD Başkanı seçileceğini ve İran’la bir savaş yaşanacağını öne sürmüştü. Bu iki tahminin gerçekleşmesi, sosyal medyada “Çin’in Nostradamus’u” olarak anılan akademisyenin üçüncü ve en tartışmalı öngörüsünü de dünya gündemine taşıdı: ABD bu savaşı kaybedecek mi?

Jiang Xueqin Kimdir, Predictive History ve Psikotarih Teorisi Nedir?

Yale Üniversitesi mezunu olan Jiang Xueqin, Pekin merkezli bir tarihçi ve eğitimci olarak biliniyor. Jiang, tahminlerini mistik kehanetlere değil; oyun teorisi, tarihsel kalıplar ve Isaac Asimov’un “Vakıf” serisinde yer alan psikotarih kavramına dayandırdığını belirtiyor.

YouTube’da yayınladığı “Predictive History” derslerinde jeopolitik riskleri, büyük güçlerin davranış kalıplarını ve tarihsel örüntüleri analiz ederek geleceğe dair senaryolar ortaya koyuyor. Özellikle ABD-Çin rekabeti ve Orta Doğu dengeleri üzerine yaptığı yorumlar geniş kitlelere ulaştı.

Trump Seçildi, İran Savaşı Başladı: İlk İki Tahmin Gerçekleşti mi?

Jiang’ın 2024 yılında dile getirdiği ilk öngörü, Donald Trump’ın yeniden ABD Başkanı olacağı yönündeydi. O dönem Biden yönetimi devam ederken yapılan bu tahmin, Trump’ın yeniden seçilmesiyle birlikte gerçekleşmiş oldu.

İkinci öngörü ise daha çarpıcıydı: ABD ile İran arasında doğrudan bir askeri çatışma ihtimali. Jiang, Trump yönetiminin güvenlik ve bölgesel baskılar nedeniyle İran’la bir çatışma riski taşıdığını savunmuştu. 28 Şubat’ta başlayan saldırılar ve Orta Doğu’daki gerilim, bu senaryoyu yeniden gündemin merkezine taşıdı.

ABD Bu Savaşı Kaybedecek mi? 3-4 Milyon Asker İddiası

Jiang Xueqin’in en çok tartışılan üçüncü tahmini ise ABD’nin İran’la gireceği geniş çaplı bir savaşın Washington için stratejik bir tuzağa dönüşeceği yönünde.

Akademisyene göre İran’ın dağlık coğrafyası ve geniş toprak yapısı, tarih boyunca büyük ordular için ciddi bir zorluk oluşturdu. Jiang, bu durumu Antik Yunan’daki Sicilya Seferi’ne benzetiyor ve büyük güçlerin uzak coğrafyalarda yıpratıcı savaşlara sürüklendiğini hatırlatıyor.

En dikkat çekici iddiası ise şu: İran’ın tamamen kontrol altına alınabilmesi için 3 ila 4 milyon asker gerektiğini savunuyor. Bu sayının mevcut ABD askeri kapasitesinin çok üzerinde olduğunu belirten Jiang, uzun süreli bir kara harekâtının Washington için sürdürülebilir olmayacağını öne sürüyor.

Hürmüz Boğazı Kapanır mı, Küresel Enerji Krizi Çıkar mı?

Jiang’ın senaryosuna göre olası bir savaş sadece askeri değil, küresel ekonomik sonuçlar da doğurabilir. Özellikle Hürmüz Boğazı’nın kapanması, dünya petrol ticaretinin önemli bir bölümünü sekteye uğratabilir.

Hürmüz Boğazı, küresel enerji arzı açısından kritik bir geçiş noktası olarak kabul ediliyor. Böyle bir gelişme, petrol fiyatlarında sert yükselişe ve küresel piyasalarda dalgalanmalara yol açabilir.

Çin ABD Tahvillerini Satar mı, ABD Borç Krizi Yaşar mı?

Jiang’ın bir diğer dikkat çekici öngörüsü ise ekonomik cephede. Akademisyen, Çin’in elindeki ABD tahvillerini elden çıkarması durumunda Washington’un ciddi bir borç kriziyle karşı karşıya kalabileceğini iddia ediyor.

Uzun sürecek bir savaşın ABD içinde ekonomik baskıyı artırabileceğini, toplumsal huzursuzluk ve siyasi gerilimleri tetikleyebileceğini öne süren Jiang, askeri bir çatışmanın zincirleme ekonomik etkiler yaratabileceğini savunuyor.

Jeopolitik Senaryo mu, Gerçekçi Risk Analizi mi?

Jiang Xueqin’in öngörüleri, sosyal medyada geniş yankı bulsa da uluslararası ilişkiler uzmanları temkinli bir yaklaşım öneriyor. Her ne kadar ilk iki tahmini gerçekleşmiş olsa da savaşın sonucu ve küresel etkileri konusunda kesin bir tablo çizmek mümkün değil.

Ancak şu gerçek değişmiyor: Orta Doğu’daki gerilim küresel dengeleri etkileme potansiyeline sahip. Enerji güvenliği, büyük güç rekabeti ve ekonomik kırılganlıklar, bu süreci yalnızca bölgesel bir çatışma olmaktan çıkarabilir.

Jiang’ın analizleri, bir kehanetten çok tarihsel örüntülere dayanan bir senaryo olarak değerlendiriliyor. Önümüzdeki süreçte savaşın seyri, yalnızca askeri değil; ekonomik ve diplomatik hamlelerle de şekillenecek.

Kaynak: Haber Merkezi