Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) yayımladığı 2025 Türkiye Sağlık Araştırması sonuçlarına göre, 15 yaş ve üzerindeki bireylerde obezite oranı yüzde 21,8'e yükseldi. Araştırmaya göre kadınlarda obezite oranı yüzde 24,8, erkeklerde ise yüzde 18,7 olarak belirlendi. Fazla kilolu bireylerin de tabloya eklenmesiyle birlikte yetişkin nüfusun önemli bir bölümünün ideal kilo aralığının üzerinde olduğu görülüyor.

Küresel ölçekte de benzer bir tablo dikkat çekiyor. Dünya Sağlık Örgütü, obeziteyi 21. yüzyılın en önemli halk sağlığı sorunlarından biri olarak tanımlarken, dünya genelinde yüz milyonlarca yetişkinin obeziteyle yaşadığına işaret ediyor. Kurum, obezitenin tip 2 diyabet, hipertansiyon, kalp-damar hastalıkları, uyku apnesi, bazı kanser türleri ve kas-iskelet sistemi hastalıkları açısından önemli bir risk faktörü oluşturduğunu vurguluyor.

Uzmanlara göre obezite artık yalnızca "fazla kilo" olarak değerlendirilmiyor. Günümüzde genetik yatkınlık, hormonal mekanizmalar, çevresel faktörler, beslenme alışkanlıkları, fiziksel aktivite düzeyi ve psikososyal etkenlerin birlikte rol oynadığı kronik bir hastalık olarak ele alınıyor. Bu nedenle tedavi yaklaşımı da son yıllarda önemli ölçüde değişmeye başladı.

Geçmişte yalnızca diyet ve egzersiz önerileriyle sınırlandırılan tedavi modellerinin yerini bugün; beslenme tedavisi, davranış değişikliği programları, fiziksel aktivite planlaması, ilaç tedavileri ve uygun hastalarda metabolik cerrahi seçeneklerinin birlikte değerlendirildiği multidisipliner yaklaşımlar alıyor.

Özellikle son yıllarda hem kilo kontrolüne yönelik ilaçların yaygınlaşması hem de bariatrik cerrahiye ilişkin bilimsel çalışmaların artmasıyla birlikte obezite tedavisinde hangi yöntemin hangi hasta için uygun olduğu konusu daha fazla tartışılmaya başlandı.

Bilimsel kılavuzlar ise tek bir tedavi yönteminin herkes için uygun olmadığını ortaya koyuyor. Hastanın yaşı, vücut kitle indeksi, eşlik eden hastalıkları, daha önce uygulanan tedavilere verdiği yanıt, metabolik durumu ve yaşam tarzı birlikte değerlendirilerek kişiye özel tedavi planı hazırlanması öneriliyor.

Bu noktada kamuoyunda en çok merak edilen uygulamalardan biri de tüp mide ameliyatı oluyor.

Toplumda zaman zaman "hızlı kilo verme yöntemi" olarak algılanan tüp mide ameliyatı, uzmanlara göre yalnızca belirli kriterleri karşılayan hastalarda değerlendirilen cerrahi tedavi seçeneklerinden biri. Uluslararası kılavuzlarda ameliyat kararı; hastanın genel sağlık durumu, obeziteye bağlı hastalıkları ve diğer tedavi yöntemlerinden elde edilen sonuçlarla birlikte ele alınıyor.

Cerrahi tedavinin başarısı ise yalnızca ameliyatla sınırlı görülmüyor. Beslenme düzeninin yeniden planlanması, düzenli fiziksel aktivite, vitamin ve mineral takibi, psikolojik destek ile uzun dönem hekim kontrolü tedavinin ayrılmaz parçaları arasında yer alıyor. Uzmanlar, bu sürecin ihmal edilmesi halinde kilo geri alımı ve beslenme yetersizlikleri gibi sorunların ortaya çıkabileceğine dikkat çekiyor.

Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Muzaffer Al, obezite tedavisine ilişkin değerlendirmesinde, cerrahi kararının yalnızca kilo üzerinden verilmemesi gerektiğini söyledi.

"Obezite çok yönlü ve kronik bir hastalıktır. Bu nedenle tedavi planı hazırlanırken yalnızca tartıdaki rakama bakılmaz. Hastanın metabolik durumu, eşlik eden hastalıkları, daha önce uygulanan tedavilerden aldığı sonuç ve ameliyat sonrası sürece uyum sağlayabilme kapasitesi birlikte değerlendirilir."

Toplumda tüp mide ameliyatına ilişkin yanlış algıların bulunduğunu belirten Al, cerrahinin tek başına bir çözüm olarak görülmemesi gerektiğini ifade etti.

"Tüp mide ameliyatı doğru hastada etkili bir tedavi seçeneği olabilir. Ancak uzun dönem başarının temelini; hastanın yaşam tarzındaki değişiklikler, düzenli takip ve multidisipliner yaklaşım oluşturur. Amaç yalnızca kilo kaybı değil, obeziteye bağlı sağlık sorunlarının azaltılması ve yaşam kalitesinin artırılmasıdır."

Artan obezite oranları, tedavide erken değerlendirme ve kişiye özel yaklaşımın önemini bir kez daha ortaya koyarken, uzmanlar bilimsel kriterlere dayanmayan yöntemler yerine sağlık profesyonelleri eşliğinde planlanan tedavi süreçlerinin hem bireysel hem de toplumsal sağlık açısından kritik rol oynadığı görüşünde birleşiyor.

Kaynak: Haber Merkezi