Adalet Komisyonu'nda görüşmelerine başlanan Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi hakkında söz alan AK Parti Grup Başkanvekili Abdulhamit Gül, bugün atılan adımların sadece bir yasal düzenlemeden ibaret olmadığını, sürecin doğrudan milletin iradesinin bir yansıması olduğunu vurguladı. Gül, Türkiye’nin huzuru, güvenliği ve müreffeh yarınları için atılan bu adımların bir fırsat penceresi açtığını belirterek, vatan uğruna can veren tüm şehitleri rahmetle, gazileri ise minnetle andı.

“Tarihi Bir Siyasi Mutabakat”
TBMM'ye 5 Ağustos tarihinde 367 imzayla sunulan sürecin, Türkiye siyasi tarihinde emsali pek görülmemiş bir siyasi mutabakatın göstergesi olduğuna dikkat çekildi. Abdulhamit Gül, teklife imza veren Milliyetçi Hareket Partisi, CHP, DEM Parti, Yeniyol, HÜDA PAR, Demokratik Sol Parti, Demokratik Bölgeler Partisi ve bağımsız milletvekillerine tek tek teşekkür ederek, bu geniş katılımlı iradenin bin yıllık kardeşliğin ve ortak geleceğin sesi olduğunu belirtti. Gül, Meclis çatısı altında oluşan bu tablonun Türkiye’nin yeni yüzyılında daha güçlü kapılar açacak bir anahtar olduğunu ifade etti.
"İç Cephe" ve Tarihi Çağrı Vurgusu
Konuşmasında, bugün ulaştığımız tarihi aşamanın, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 26 Ağustos 2024’te Ahlat’ta vurguladığı "iç cephemizi tahkim" vizyonu ve devletin bekası için gösterdiği güçlü liderlik ile şekillendiği ifade edildi. Sürecin kapısını aralayan en önemli dönüm noktalarından birinin ise, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin 22 Ekim 2024 tarihinde TBMM çatısı altında yaptığı tarihi çağrı olduğu hatırlatıldı. Gül, bu cesur ve net duruşun tarihin önemli dönüm noktalarından biri olduğunu belirtti.

“Terör Vesayeti ve Ekonomik Maliyet”
Konuşmasında, terörün Türkiye ekonomisine getirdiği ağır yüke de dikkat çeken Abdulhamit Gül; terör nedeniyle bugüne kadar yaklaşık 2,3 trilyon dolar değerinde doğrudan ve dolaylı maddi kayıp yaşandığını, bu kaybın Türkiye’nin üç kez yeniden inşa edilmesine veya 30 adet 6 Şubat depreminin maliyetine eşdeğer olduğunu belirtti. "Terörsüz Türkiye" hedefinin bir pazarlık değil, toplumun beklentisi olduğunu kaydeden Gül, artık bu milli servetin gençlerin istihdamına, eğitime, bilime, teknolojiye ve sosyal kalkınmaya yönlendirileceğinin altını çizdi.
“Komisyonun Kapsayıcı Yapısı”
Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş'un riyasetinde kurulan Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'nun %95'i aşan bir temsille çalıştığını hatırlatan Abdulhamit Gül, bu yapının çoğulcu niteliğine dikkat çekti. Gül, komisyon sürecinde; şehit aileleri ve gaziler, Diyarbakır Anneleri, Cumartesi Anneleri ve Barış Anneleri başta olmak üzere, barolar, sendikalar, iş dünyası temsilcileri, akademisyenler ve çeşitli sivil toplum örgütlerinden toplam 137 kişinin dinlendiğini belirtti. Teklifin, bu geniş katılımlı istişarelerin ve ortak aklın süzgecinden geçtiğinin altını çizen Gül, komisyon çalışmalarının tam bir demokratik olgunlukla yürütüldüğünü ifade etti. Gül teklif edilen kanunun da çerçevesinin rapor doğrultusunda çizildiğini belirtti.

"Bu Teklif Milletimizin Teklifidir"
Abdulhamit Gül, siyaset kurumunun tarihte ilk kez bu kadar güçlü bir inisiyatif alarak çözümün adresinin TBMM olduğunu gösterdiğini söyledi. Gül, "Biz bugün burada sadece bir yasal düzenleme için bir araya gelmedik; bu süreç, devlet aklıyla millet vicdanını buluşturan ortak akıl ürünüdür. Haliyle bugün konuştuğumuz bu irade, sadece bir grubun veya ittifakın değil, doğrudan doğruya milletimizin teklifidir" ifadelerini kullanarak, tüm siyasi taraflara sorumluluk bilinciyle hareket etme çağrısında bulundu.
"Hepimizin Soyadı Türkiye Cumhuriyeti'dir"
Geçmiş dönemlerde terörün sona erdirilmesi için hem siyasi hem de güvenlik eksenli birçok teşebbüste bulunulduğunu ancak istenen başarıya ulaşılamadığını hatırlatan Gül, bugün ise Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın kararlı liderliğiyle bu kronik sorunu çözmek için tarihi bir fırsat yakalandığını belirtti. Devletin anayasal kırmızı çizgilerinden ve milli birlikten asla taviz verilmeyeceğini vurgulayan Gül, "Bu topraklarda kimse ikinci sınıf vatandaş değildir. Adlarımız, kökenlerimiz, inancımız ne olursa olsun, hepimizin soyadı Türkiye Cumhuriyeti'dir!" diyerek sözlerini tamamladı.





