TCMB'nin faiz kararı sonrası piyasalarda hareketlilik artarken, uzman değerlendirmeleri dikkat çekiyor. Politika faizinin 100 baz puan indirilerek yüzde 37’ye düşürülmesi, parasal gevşemenin kontrollü şekilde sürdüğüne işaret ediyor.

TCMB neden faiz indirdi?

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), 2024 yılının ilk Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısında politika faizini yüzde 38’den yüzde 37’ye indirerek beklentilerin bir miktar altında bir hamle yaptı. En çok merak edilen soru ise şu: Merkez Bankası neden bu kararı aldı? Yapılan açıklamada, enflasyonun ana eğiliminde Aralık ayında bir gerileme yaşandığı, Ocak ayındaki artışın ise sınırlı kaldığı vurgulandı.

Talep koşullarındaki desteğin azalsa da sürdüğü belirtilirken, fiyatlama davranışlarındaki katılığın ve hizmet enflasyonundaki yapışkanlığın halen risk unsuru olmaya devam ettiği açıklandı. Ekonomistler ise bu indirimin kontrollü bir gevşeme sinyali verdiği konusunda hemfikir.

Beklentiler neden 150 baz puandı, neden 100 oldu?

TCMB’nin karar öncesi yapılan anketlerde, 150 baz puanlık bir faiz indirimi beklentisi öne çıkıyordu. Ancak Merkez Bankası, bu beklentinin altında bir adım atarak ihtiyatlı bir yol izlediğini gösterdi. AA Finans Analisti Haluk Bürümcekçi, bu adımın, faiz koridoru üst sınırının hâlen risklere karşı güçlü tutulduğunu ve TL açısından destekleyici olduğunu belirtti.

Kurul’un “şahin” bir duruş sergilediği yorumları yapılırken, bu durumun piyasalara “otomatik bir gevşeme döngüsü olmayacak” mesajı verdiği düşünülüyor.

Faiz indirimleri sürecek mi?

Merkez Bankası’nın faiz indirimlerine devam edip etmeyeceği kritik bir soru olarak gündemdeki yerini koruyor. Uzmanlar, önümüzdeki toplantılarda enflasyon görünümüne göre hareket edileceğini ve her toplantının dinamiğinin farklı olabileceğini vurguluyor.

Kuveyt Türk Yatırım Araştırma Direktörü Kutay Gözgör, Aralık ayı metni ile Ocak ayı metni arasındaki önemli farkın talep koşullarına yapılan vurgu olduğunu belirtiyor. Gözgör’e göre, bu vurgu faiz indiriminin etkisinin hafiflemeye başladığını gösteriyor. Bu da Merkez Bankası'nın tedbirli kalma nedenlerinden biri olarak öne çıkıyor.

Enflasyon beklentileri ne yönde?

İntegral Yatırım’dan Seda Yalçınkaya Özer, karar metninde özellikle enflasyonla ilgili paragrafların güncellendiğine dikkat çekiyor. Aralık ayında gerileyen enflasyon eğilimi, Ocak ayında gıda fiyatları öncülüğünde yeniden yükseliş sinyali vermiş durumda. Ancak bu yükselişin ana eğilimde büyük bir sapma yaratmadığı ifade ediliyor.

Bu tablo, Merkez Bankası'nın sıkı para politikasından kontrollü biçimde vazgeçmeye çalıştığını, ancak süreci çok dikkatli yönettiğini ortaya koyuyor. 2026 sonu politika faizi beklentisi ise yüzde 30 seviyesinde sabit tutuluyor.

Mart ayında ne olabilir?

Piyasalar şimdi Mart ayında yapılacak TCMB toplantısına odaklanmış durumda. Kararın ardından yapılan yorumlara göre, Mart’ta atılacak adımların enflasyondaki eğilime bağlı olarak şekilleneceği ifade ediliyor.

Özellikle gıda enflasyonu ve hizmetlerdeki fiyat yapışkanlığı, TCMB’nin radarında kalmaya devam ediyor. Özer’in de ifade ettiği gibi, kararların sadece mevcut verilere değil, aynı zamanda beklenti kanallarına ve fiyatlama davranışlarına göre belirlendiği bir sürece girildi. Bu da, önümüzdeki dönemde dalgalı ama yönü belli bir para politikasının izleneceğine işaret ediyor.

Bu adım piyasaları nasıl etkiler?

Faiz kararının ardından TL’de kısa vadeli bir değerlenme gözlenirken, Borsa İstanbul tarafında da belirsizliğin ortadan kalkmasıyla birlikte yukarı yönlü hareketler yaşandı. Ancak uzun vadeli etkilerin, enflasyonla mücadelede alınacak sonuçlara ve global para politikası eğilimlerine bağlı olarak değişeceği öngörülüyor.

Yatırımcılar açısından bu karar, Merkez Bankası’nın para politikasında ani ve radikal değişikliklerden kaçınacağı yönünde bir güven unsuru yaratmış durumda.

Kaynak: Haber Merkezi