ABD ile Kanada arasındaki ekonomik ve siyasi ilişkilerde yeni bir kırılma noktası oluştu. Trump’ın sert açıklamaları, yalnızca bir altyapı projesini değil, iki ülke arasındaki ticari dengeleri ve karşılıklı güveni de tartışmaya açtı. Köprü projesi, Trump’a göre Kanada’nın ABD’den “haksız avantaj” sağladığı bir sembole dönüştü.
Köprü projesi krize dönüştü
Michigan ile Ontario’yu birbirine bağlayan köprü, Kuzey Amerika’nın en büyük ulaşım yatırımlarından biri olarak görülüyor. Ancak Trump, projenin ekonomik ve stratejik açıdan ABD’ye zarar verdiğini savunuyor. Başkan, köprünün hem Kanada hem ABD tarafının Kanada’ya ait olduğunu ve projede neredeyse hiç Amerikan ürünü kullanılmadığını belirterek sert tepki gösterdi.
Trump’a göre bu durum yalnızca ticari bir mesele değil; aynı zamanda egemenlik ve adil rekabet sorunu. ABD yönetimi, köprü üzerinden Kanada’nın avantaj sağladığını ve Amerikan sanayisinin bilinçli biçimde dışlandığını iddia ediyor.
“Köprünün açılmasına izin vermeyeceğim”
Trump, anlaşmazlığı doğrudan kamuoyuna taşıyarak müzakere kartını masaya koydu. Başkan, Kanada’nın ABD’ye karşı adil davranmadığını savundu ve köprünün açılmasını pazarlık unsuru haline getirdi.
Trump, "Onlara verdiğimiz her şey için ABD tam olarak telafi edilene ve ayrıca, daha da önemlisi, Kanada ABD'ye hak ettiği adalet ve saygıyla davranana kadar bu köprünün açılmasına izin vermeyeceğim. Müzakerelere hemen başlayacağız. Onlara verdiğimiz onca şeyden sonra, bu varlığın en azından yarısı bize ait olmalı" değerlendirmesinde bulundu.
Bu açıklama, köprünün yalnızca bir ulaşım projesi değil, stratejik bir koz olarak görüldüğünü ortaya koydu. Washington yönetimi, müzakerelerde ekonomik pay ve kontrol talebini açıkça dile getiriyor.
Buy American tartışması yeniden alevlendi
Trump, projenin Barack Obama döneminde “Buy American Act” kapsamı dışında bırakıldığını hatırlatarak eski yönetimi de eleştirdi. Bu düzenleme, kamu projelerinde Amerikan üretimini teşvik etmeyi amaçlıyordu.
Trump’a göre bu muafiyet nedeniyle projede Amerikan çeliği ve ABD menşeli ürünler neredeyse hiç kullanılmadı. Başkan, bunun Amerikan işçisine ve sanayisine zarar verdiğini savunuyor. Konu, ABD’de yaklaşan seçim atmosferinde yerli üretim ve ekonomik milliyetçilik tartışmalarını yeniden gündeme taşıdı.
“ABD ne kazanıyor?”
Trump’ın açıklamalarında en dikkat çeken vurgu, karşılıklılık ilkesiydi. Başkan, Kanada’nın köprüden büyük ekonomik kazanç sağlayacağını, buna karşın ABD’nin hiçbir somut fayda elde etmediğini ileri sürdü.
Trump, "Şimdi, Kanada hükümeti, ABD Başkanı olarak, onların Amerika'dan yararlanmasına izin vermemi bekliyor. Peki ABD ne kazanıyor? Kesinlikle hiçbir şey" ifadelerini kullandı.
Bu sözler, Trump yönetiminin ticarette denge ve karşılık beklentisini açık biçimde ortaya koyuyor. Beyaz Saray, müzakerelerde ekonomik telafi ve eşit paylaşım talep etmeye hazırlanıyor.
Ticaret gerilimi genişliyor
Köprü tartışması, daha geniş bir ticaret anlaşmazlığının parçası haline gelmiş durumda. Trump, Ontario’nun ABD menşeli alkollü içecekleri raflarına koymadığını ve bu ürünlerin eyalette yasaklı olduğunu öne sürdü.
Ayrıca Kanada’nın Çin ile ekonomik yakınlaşma arayışını da eleştirdi. Washington, Ottawa’nın Asya ile kuracağı güçlü ticari bağların Kuzey Amerika dengelerini etkileyebileceğini düşünüyor.
Çin uyarısı: Sert söylem
Trump, Kanada’nın Çin ile olası anlaşmalarına yönelik çarpıcı bir dil kullandı. Başkan, Çin’in Kanada’yı ekonomik olarak domine edeceğini savundu.
Trump, "Çin'in yapacağı ilk şey, Kanada'da oynanan tüm buz hokeyini sonlandırmak ve Stanley Kupası'nı kalıcı olarak ortadan kaldırmak olacak" yorumunu yaptı.
Bu sözler diplomatik açıdan sembolik olsa da Trump’ın Çin karşıtı sert tutumunun Kanada politikasına da yansıdığını gösteriyor.
Tarım ve süt ürünleri anlaşmazlığı
ABD Başkanı, Kanada’nın Amerikan süt ürünlerine uyguladığı tarifeleri de gündeme taşıdı. Trump’a göre bu uygulamalar ABD’li çiftçiler için uzun süredir ekonomik baskı oluşturuyor.
Tarım sektörü, ABD-Kanada ticaret ilişkilerinin en hassas başlıklarından biri olmaya devam ediyor. Washington yönetimi, müzakerelerde süt ve tarım ürünlerini de masaya getirmeye hazırlanıyor.
Diplomasi mi ekonomik savaş mı?
Uzmanlara göre köprü krizi, iki ülke arasındaki daha büyük ekonomik rekabetin bir yansıması. ABD ve Kanada geleneksel olarak yakın müttefik olsa da ticaret ve sanayi politikalarında zaman zaman sert gerilimler yaşanıyor.
Önümüzdeki günlerde başlayacak müzakereler, yalnızca köprünün kaderini değil, Kuzey Amerika’daki ticaret ilişkilerinin yönünü de belirleyebilir. Washington’un talepleri ve Ottawa’nın vereceği yanıt, iki ülke arasındaki dengeyi yeniden şekillendirecek.





