Panelde söz alan TUSAF eski Başkanı, Özmen Un Yönetim Kurulu Başkanı Erhan Özmen, Türkiye sanayisinin karşı karşıya olduğu maliyet baskılarına dikkat çekerek dikkat çeken bir soru yöneltti.

Özmen, 2026 yılı itibarıyla finansman maliyetlerinin yüzde 40 seviyelerinde seyrettiğini belirterek, “Türkiye sanayisi çok ağır bir finansman yükü altında. Ucuz iş gücü avantajımızı kaybettik, ucuz girdi avantajını kaybettik. Buna karşılık Çin’de yüksek teknoloji ihracatının payı yüzde 35’e çıkmış durumda. Bizde ise bu oran yüzde 3 seviyelerinde. Bu şartlarda rasyonel politikaların seçim sürecinde irrasyonel uygulamalara dönme riski var mı?” sorusunu yöneltti.

“2027 KİMSENİN KONUŞMAK İSTEMEDİĞİ YIL”

Whatsapp Image 2026 02 13 At 14.02.02

Soruyu yanıtlayan panelist Prof. Dr. Hakan Kara, 2027 yılına dikkat çekerek uluslararası yatırımcıların ve finans kuruluşlarının raporlarında bu döneme ilişkin net projeksiyonların yer almadığını söyledi.

“2027 yılına dair net bir tablo çizmek kolay değil. Herkes bir diğerini bekliyor” diyen Kara, mevcut ekonomi politikasının temelinin kur istikrarı ve makul reel faiz üzerine kurulu olduğunu vurguladı.

“MERKEZ BANKASI FAİZİ SEÇİM İÇİN FEDA EDİLMEZ”

Kara, 2021–2022 dönemindeki gibi aşırı düşük faiz politikasına dönüşün zor olduğunu belirterek şu değerlendirmede bulundu:

“Mevcut sistem tamamen döviz kuru istikrarı ve enflasyon beklentileri üzerine kurulu. Merkez Bankası üzerinden seçim öncesi agresif bir gevşeme yapılması, Ortodoks programın çökmesi anlamına gelir.”

Ekonomide olası bir genişlemenin Merkez Bankası yerine maliye politikası ve kamu destekli kredi mekanizmaları üzerinden yapılabileceğini belirten Kara, KGF ve ihracat kredilerinin ön plana çıkabileceğini ifade etti.

REZERVLER VE KONTROLLÜ GEÇİŞ SENARYOSU

Whatsapp Image 2026 02 13 At 14.02.02 (1)

Kara, 208 milyar dolarlık rezervin gerektiğinde geçiş sürecinde kullanılabileceğini, ancak bunun uzun vadeli çözüm olmayacağını belirtti.

2027 seçim yılına girilirken enflasyonu kontrol altında tutmak için yönetilen ve yönlendirilen fiyatlarda artışların sınırlı tutulabileceğini ifade eden Kara, enerji ve kamu fiyat ayarlamalarının yavaşlatılabileceğini dile getirdi.

“ASIL SORUN YAPISAL”

Whatsapp Image 2026 02 13 At 14.02.03 (1)

Prof. Dr. Kara’ya göre asıl mesele, Türkiye’nin yüksek teknoloji ihracat payının düşüklüğü.

“Yüzde 3’lük yüksek teknoloji payıyla bu maliyet yapısını taşımak zor. Kalıcı çözüm, üretim kompozisyonunun değişmesi ve verimlilik artışıdır.”

Panelde yapılan değerlendirmeler, 2027 seçim yılına giderken ekonomi politikalarında ince bir denge sürecinin yaşanacağına işaret etti.

Kaynak: Haber Merkezi