Türk iş dünyasının en etkili kurumlarından biri olan TÜSİAD – Türk Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği, 55. Olağan Genel Kurul Toplantısı ile yeni başkanını seçti. 2026-2027 döneminde TÜSİAD Başkanlığı görevini Ozan Diren üstlenecek. Mevcut başkan Orhan Turan, genel kurulda yaptığı kapsamlı veda konuşmasıyla görevini devretti.
Genel Kurul’da dikkat çeken diğer bir isim ise TÜSİAD Yüksek İstişare Konseyi (YİK) Başkanı Ömer Aras oldu. Aras, Türkiye'nin önündeki fırsatlara ve verimliliğe dayalı bir kalkınma modelinin önemine işaret etti.
TÜSİAD’da Ozan Diren dönemi başladı, iş dünyasında beklentiler yükseldi
TÜSİAD’ın yeni başkanı Ozan Diren, daha önce Yönetim Kurulu Başkan Yardımcılığı görevini yürütüyordu. Derneğin kurumsal vizyonunu geleceğe taşımayı hedefleyen Diren, 2026-2027 döneminde görev yapacak. Yüksek katılımla gerçekleşen seçimli genel kurul, iş dünyası temsilcilerinden yoğun ilgi gördü.
Yeni başkan Ozan Diren’in önümüzdeki dönemde dijital dönüşüm, yeşil kalkınma, genç istihdamı, AB ile entegrasyon ve küresel rekabet gücü gibi başlıklara odaklanması bekleniyor.
Orhan Turan'dan veda mesajı: “TÜSİAD, fikirlerle yaşar”
Başkanlık görevini devreden Orhan Turan, genel kurulda yaptığı konuşmada TÜSİAD’ın sadece bir iş dünyası örgütü değil, aynı zamanda “iş dünyasının aklının kurumsallaşmış hali” olduğunu vurguladı.
Görev süresinde ABD, Çin ve Avrupa Birliği ekseninde yürütülen temaslar, yeşil dönüşüm projeleri, TÜSİAD Bu Gençlikte İŞ Var! gibi genç girişimcilik programları, kadın temsiline yönelik çalışmalar ve uluslararası ilişkilerde geliştirilen perspektifler ön plandaydı.
“TÜSİAD, düşündü, çalıştı, zemin kurdu ve bir iz bıraktı” diyen Turan, kurumun gücünün kişilerden değil, taşıdığı fikirlerden geldiğini belirtti.
Ömer Aras’tan kritik uyarı: Verimlilik kalkınmanın anahtarı, Türkiye’nin fırsatları var
TÜSİAD Yüksek İstişare Konseyi Başkanı Ömer Aras, yaptığı kapsamlı konuşmada küresel belirsizliklerin arttığı bu dönemde Türkiye’nin doğru pozisyon alarak büyük fırsatlar yakalayabileceğini söyledi.
“Verimliliğe dayalı kalkınma modeli” vurgusu yapan Aras, bu modelin uygulanması halinde enflasyonsuz refah üretiminin mümkün olacağını ve Türkiye’nin bölgesel avantajlarını stratejik güce dönüştürebileceğini kaydetti.
"Türkiye'nin verimlilik seferberliğine ihtiyacı var"
Aras, 2026 yılının ekonomik gündeminin “verimlilik seferberliği” olması gerektiğini belirterek şu ifadelere yer verdi:
“Daha az kaynakla daha fazla ürün ve hizmet üretmeliyiz. Katma değeri yüksek, kaliteli ve yüksek teknoloji içeren üretime geçmeliyiz.”
Yeni dünya düzeninde sadece fiyatla değil, kalite, teslimat güvenilirliği ve teknolojiye uyumla rekabet edildiğini vurgulayan Aras, Türkiye’nin bu yarışta yer alabilmesi için kurumsal yapılar, sanayi politikaları ve insan kaynağıyla entegre bir büyüme stratejisine geçmesi gerektiğini belirtti.
Türkiye’nin stratejik avantajları: Genç nüfus, coğrafi erişim, üretim çeşitliliği
Aras konuşmasında Türkiye'nin elindeki avantajlara da dikkat çekti. 4 saatlik uçuş mesafesinde 3 milyar kişilik bir nüfusa erişim, güçlü sanayi altyapısı, tarım ve sulama potansiyeli, sağlık turizmi, yenilenebilir enerji kaynakları ve potansiyeli yüksek genç nüfus, Türkiye’yi farklı kılan unsurlar arasında yer aldı.
Ayrıca AB ile entegrasyonun derinleştirilmesi, Gümrük Birliği’nin yeşil ve dijital dönüşüme uygun şekilde modernize edilmesinin de “ortak bir stratejik gereklilik” olduğuna dikkat çekildi.





