Türk sinemasının efsane ismi Yılmaz Güney, ölümünün üzerinden 40 yıl geçmesine rağmen yeniden tartışmaların merkezinde. 22 Ocak 2026 itibarıyla sosyal medyaya sızan şiddet içerikli görüntüler, Güney’in geçmişte bir film setinde genç bir oyuncuya fiziksel saldırıda bulunduğunu ortaya koydu.

Görüntülerde, "Çirkin Kral" lakabıyla tanınan Güney'in megafonla bir oyuncuya bağırdığı ve sonrasında fiziksel müdahalede bulunduğu açıkça görülüyor. Olayın, 1983 yapımı "Duvar" filminin setinde yaşandığı iddia ediliyor. Peki bu görüntüler ne anlama geliyor? Sanat ile şiddet arasındaki çizgi nerede başlıyor, nerede bitiyor?

Sosyal Medyada Yayılan Şok Görüntüler: Megafonla Fiziksel Müdahale

Video görüntülerinde, Yılmaz Güney’in öfke kontrolünü kaybederek oyuncuya bağırdığı ve ardından elindeki megafonla fiziki müdahalede bulunduğu anlar yer alıyor. Arka planda yer alan seslerde Güney’in ekip arkadaşlarına sert şekilde hitap ettiği ve genç oyuncuyu "provokatör" olarak nitelendirdiği duyuluyor.

Henüz saldırıya uğrayan oyuncunun kimliği tespit edilebilmiş değil. Ancak görüntüler, Türk sinema tarihinin arka planında kalan şiddet tartışmalarını tekrar gün yüzüne çıkardı.

"Sanatçının Dehası Şiddeti Gölgeler mi?" Tartışması Alevlendi

Yılmaz Güney'in bu görüntülerle birlikte yeniden “sanatçı mı, zorba mı?” tartışmalarına konu olması, kültür dünyasında yankı uyandırdı. Bir yanda Güney'in Cannes’da Altın Palmiye kazanan “Yol” filmiyle zirveye taşıdığı sanat kariyeri, diğer yanda ise setlerde uyguladığı disiplinin ötesine geçen öfke patlamaları

Sanat camiası adeta ikiye bölünmüş durumda:

Bir kesim, Güney’in sinemasal mirasının bu olayla gölgelenmemesi gerektiğini savunuyor.

Diğer kesim ise, "sanatçının kimliği ne olursa olsun, şiddet meşrulaştırılamaz" görüşünde birleşiyor.

Setlerde Mobbing ve Şiddet: “Usta-Çırak” İlişkisi Sorgulanıyor

Sinema sektöründe genç oyuncuların, “ustalar” karşısında mobbing ve psikolojik baskıya maruz kalması uzun süredir konuşulan bir konu. Bu görüntüler, o dönemde “eğitim” ya da “terbiye” adı altında meşrulaştırılan uygulamaların bugünkü değerlerle ciddi şekilde çeliştiğini bir kez daha hatırlattı.

Sinema emekçileri ve kadın hakları savunucuları sosyal medyada #SetteŞiddeteHayır etiketiyle tepkilerini gösterirken, bu olayın sadece Yılmaz Güney özelinde değil, Türkiye’deki set kültürü ve çalışma koşulları açısından da tartışılması gerektiğine dikkat çekildi.

Yıllar Önceki İddialar Görüntüyle Desteklendi

Yılmaz Güney’in geçmişte setlerde öfkesini kontrol edemediği, ekip arkadaşlarına karşı sert ve aşağılayıcı bir üslup kullandığı yönündeki iddialar, zaman zaman sektörde dile getirilmiş ancak herhangi bir görüntüyle desteklenmemişti.

Bugün ortaya çıkan video, bu sözlü iddiaların görsel bir belgeyle desteklenmesi anlamına geliyor. Bu da sadece magazin veya sosyal medya tartışması değil, sinema tarihçileri ve etik uzmanları için de değerlendirilmesi gereken bir durum oluşturuyor.

Yılmaz Güney Kimdir? Tartışmalı Bir Sanat Hayatı

1937 yılında Adana’da doğdu.

İlk kez 1960’larda sinema dünyasında öne çıktı.

“Umut”, “Sürü”, “Yol” gibi filmleriyle sinemasal devrim olarak kabul edilen yapımlara imza attı.

1974’te bir hakimi öldürme suçundan hapse girdi.

1981 yılında cezaevinden firar ederek Fransa’ya kaçtı.

1984 yılında Paris’te hayatını kaybetti.

Güney’in siyasi görüşleri, mahkûmiyet süreci, sanat anlayışı ve özel hayatı onu çok boyutlu bir figür haline getirdi. Ancak ortaya çıkan yeni görüntülerle birlikte, bu çok boyutluluk yeni bir etik ve toplumsal değerlendirme gerektiriyor.

Görüntüler Arşivleniyor, Yeni Belgeler Gündeme Gelebilir

Sinema tarihçileri, görüntülerin kaynağını, tarihini ve olaya tanıklık eden kişileri tespit etmek üzere arşiv çalışması başlattı. Hedef, olayın detaylarını netleştirmek ve gelecekteki belgesellere, akademik araştırmalara sağlam veri sunmak.

Bu gelişmeyle birlikte başka görüntülerin de ortaya çıkabileceği, Yılmaz Güney’in set davranışlarının yeniden kapsamlı şekilde incelenebileceği ifade ediliyor.

Toplumsal Bellekte Yılmaz Güney: Kahraman mı, Şiddet Figürü mü?

Yılmaz Güney, Türkiye’nin yakın tarihindeki en karmaşık figürlerden biri. Kimine göre bir halk kahramanı, kimine göre sisteme başkaldıran bir sanatçı, kimine göreyse suçlarıyla ve öfkesiyle yüzleşmemiş bir figür.

Bugün sosyal medyaya düşen görüntü, bu figürün geçmişini romantize etmeden, tüm yönleriyle tartışmamız gerektiğini gösteriyor.

Sonuç: Şiddet Görüntüsü Sanatçı Kimliğini Nasıl Etkiler?

Ortaya çıkan megafon saldırısı görüntüleri, sadece bir anı belgelemekle kalmadı, aynı zamanda Yılmaz Güney’in karakteri ve mirası üzerine yeni bir toplumsal tartışmanın kapısını araladı.

Muhabir: Zeki Kılıç