Zor bir ilişkiden çıktıktan sonra sık duyulan bir cümle vardır:
“Şu an kimseyle uğraşacak hâlim yok.” Bu cümle çoğu zaman yanlış anlaşılır. Dışarıdan bakıldığında bir kaçış, bir soğuma ya da bağlanma korkusu gibi görülür. Oysa çoğu zaman bu, sevgiden vazgeçmek değil; kendini korumaya alma hâlidir.
Zorlayıcı ilişkiler insanı yalnızca yormaz. Aynı zamanda içten içe şunu öğretir. Sevgi, bedel ödenerek sürdürülen bir şey olabilir ve işte tam bu noktada, ilişki bitse bile etkisi bitmez.
DUYGUSAL YORGUNLUK: “YENİDEN BAŞLAMAK” GÖZ KORKUTUR
Uzun süre emek verilen, açıklanan, sabredilen ilişkilerden sonra kişi sadece partnerini değil, kendi iç kaynaklarını da tüketmiş olur.
Yeni bir ilişki fikri; yeni bir tanışma heyecanından çok, yeniden anlatma, yeniden sınır koyma, yeniden hayal kırıklığı yaşama ihtimali gibi algılanır. Bu bir isteksizlik değildir. Bu, ruhun “biraz durmam gerekiyor” deme biçimidir.
Güvenin Sessizce Zedelenmesi
Zor ilişkilerde en çok zarar gören şeylerden biri güvendir.
İnsan bir noktadan sonra şunu öğrenir:
“Ne kadar açık olursam olayım, bu beni korumuyor.”
Bu öğrenme, yeni bir ilişkide yakınlaşmayı değil; mesafeyi güvenli kılar. Kişi kalpten bağlanmaktan vazgeçmez belki ama temkinli olmayı hayatta kalma stratejisi haline getirir.
Sorumluluk, Kendinden Vazgeçmek Gibi Hissedebilir
Özellikle sınırların ihlal edildiği ilişkilerden sonra “ilişki sorumluluğu” kelimesi ağır gelir. Çünkü bilinçdışında şöyle bir eşleşme oluşmuştur:
İlişki = Kendimi geri plana atmak.
Bu yüzden kişi, yeni bir ilişkiye girmekten çok; kendi alanını, ritmini, sessizliğini korumaya yönelir. Bu bir bencillik değil; yeniden kaybolmama çabasıdır.
“YA YİNE AYNI ŞEY OLURSA?” KAYGISI
Zor ilişkiler tekrar etme korkusu bırakır.
Zihin şu soruyu sessizce sorar:
“YA YİNE AYNI DÖNGÜYE GİRERSEM?”
Yeni bir ilişki, umut kadar risk de barındırır ve bazen insan, iyileşmek için umudu bir süreliğine askıya almayı seçer.
İYİLEŞME İLE KAÇINMANIN KARIŞTIĞI YER
Bazı insanlar için iyileşmek; kimseye bağlanmamak, kimseye yük olmamak, kimseye ihtiyaç duymamak gibi yaşanır. Oysa bu hâl, iyileşmenin kendisi değil; iyileşmenin ara durağıdır. Bir süre yalnız kalmak, ilişkiden uzak durmak; ruhun kendini yeniden toplama biçimidir.



