Analist Jordan Roy-Byrne, altının önümüzdeki yıllarda değer kazanmaya devam edebileceğini öne sürerken, bu görüşünü destekleyen dört temel yapısal nedeni sıraladı.
HİSSE SENETLERİNDE DÜŞÜŞ BEKLENTİSİ
Analize göre altının uzun vadeli yükselişini destekleyen en önemli unsur, hisse senedi piyasalarında henüz tamamlanmamış olası bir uzun vadeli ayı piyasası olduğu belirtildi.
Tarihsel örneklere dikkat çeken Roy-Byrne, 1929, 1968 ve 2000 yıllarında hisse senedi piyasalarının zirve yaptıktan yıllar sonra altın ve değerli metallerin güçlü yükselişler yaşadığını belirtiyor.
TAHVİL PİYASASINDAKİ AYI TRENDİ ALTINI DESTEKLİYOR
Roy-Byrne'in ikinci dayanağı ise Covid-19 sonrasında başladığını savunduğu uzun vadeli tahvil ayı piyasası.
Tahvillerdeki zayıflık ilk aşamada sermayeyi hisse senetlerine yönlendirse de zamanla hisse piyasalarını da baskı altına alabilir.
Böyle bir senaryoda yatırımcıların güvenli liman arayışıyla altın ve diğer reel varlıklara yönelmesi bekleniyor.
ABD'NİN BORÇ YÜKÜ ARTIYOR
Analize göre üçüncü temel unsur, ABD kamu maliyesindeki bozulma.
Roy-Byrne, ABD'nin borç/GSYH oranının ve faiz ödemelerinin tarihsel olarak çok yüksek seviyelere ulaştığını belirtiyor.
Yüksek faizlerin borç yükünü daha da artıracağını savunan analist, bu nedenle düşük faizleri korumaya yönelik politikaların ve enflasyonun borç yükünü zaman içinde azaltmak için kullanılabileceğini öne sürüyor.
Bu ortamın da altın açısından destekleyici olabileceği değerlendiriliyor.
MERKEZ BANKALARI ALTIN ALMAYA DEVAM EDİYOR
Roy-Byrne'in dikkat çektiği son unsur ise merkez bankalarının altın talebi.
Merkez bankaları; artan ABD borcu, tahvil piyasasındaki zayıflık ve çok kutuplu küresel düzene geçiş sürecini dikkate alarak altın rezervlerini artırmayı sürdürüyor.
Altının küresel rezervler içindeki payının geçmişte yüzde 40-65 seviyelerinde bulunduğu, güncel verilere göre ise yaklaşık yüzde 27 seviyesinde olduğu belirtiliyor.
4 FAKTÖR BİRBİRİNİ DESTEKLİYOR
Roy-Byrne'e göre bu dinamikler birbirinden bağımsız olmadığı belirtildi.
Tahvil piyasasındaki uzun vadeli zayıflık, ABD'nin mali görünümünü daha da bozarken; bu durum merkez bankalarını daha fazla altın almaya yöneltebilir.
Analist, tahvil piyasasındaki baskının ilerleyen dönemde hisse senetlerine de yayılması halinde yatırımcıların altına daha güçlü bir yöneliş gösterebileceğini öngörüyor.