Türkiye Kritik Minerallerde Söz Sahibi Olabilir

Sabancı Üniversitesi İstanbul Uluslararası Enerji ve İklim Merkezi (IICEC) Direktörü Bora Şekip Güray, yayınlanan Türkiye Kritik Enerji Mineralleri Görünümü raporu çerçevesinde değerlendirmelerde bulundu. Güray, kritik minerallerin yalnızca enerji sektörüyle sınırlı olmadığını; yarı iletkenler, ileri malzeme teknolojileri, robotik ve savunma sanayisi gibi alanlarda da yoğun şekilde kullanıldığını belirtti.

Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) verilerine dikkat çeken Güray, stratejik kabul edilen 20 mineralin 19’unda Çin’in yaklaşık %70 üretim ve rafinaj payına sahip olduğunu vurguladı. Bu durumun küresel tedarik zincirlerinde ciddi bir yoğunlaşmaya yol açtığını belirten Güray, alternatif üretici ülkelerin öneminin her geçen gün arttığını ifade etti.

Katma Değerli Madencilik ve Yatırım Fırsatları

Güray, Türkiye’nin madencilik potansiyelinin büyük olduğunu, asıl kazancın ham maden ihracatından ziyade rafinaj ve ileri teknoloji ürünlerine geçişle elde edileceğini söyledi.

“Madenlerin ülke içinde işlenerek ara ve nihai ürünlere dönüştürülmesi, ekonomik büyüme, dış ticaret dengesi ve cari açık açısından kritik öneme sahip,” diyen Güray, uzun vadeli bir strateji ve sektör bazlı yol haritalarının oluşturulmasının önemine dikkat çekti. Doğru planlama ve yatırımlarla Türkiye, hem bölgesel hem de küresel ölçekte güçlü bir konuma ulaşabilir.

Nadir Toprak Elementlerinde Stratejik Avantaj

Elektrikli araç motorları, rüzgar türbinleri ve deniz üstü rüzgar santrallerinde kullanılan kalıcı mıknatısların üretimi, nadir toprak elementleri olmadan mümkün değil. Güray, bu alandaki arzın büyük ölçüde Çin’in kontrolünde olduğuna dikkat çekti.

Beylikova’daki 694 milyon tonluk rezerv, Türkiye için stratejik bir fırsat sunuyor. Güray, “Madenden başlayıp kalıcı mıknatıs üretimine kadar uzanan değer zincirinin Türkiye’de kurulması, hem ekonomik hem de stratejik değeri katlayacaktır,” diyerek potansiyelin altını çizdi.

Türkiye’nin yalnızca iç pazara değil, bölgesel ve küresel pazarlara da odaklanabileceğini ifade eden Güray, doğru iş birlikleriyle tedarik güvenliğinin artırılabileceğini ve küresel arz güvenliğine katkı sağlanabileceğini sözlerine ekledi.

Editör Hakkında