Kürt dili, edebiyatı ve tarihi üzerine yaptığı öncü çalışmalarla tanınan, modern Kürtçe alfabenin kurucusu olarak anılan yazar, dilbilimci ve çevirmen Mehmet Emin Bozarslan, 9 Şubat 2026 tarihinde İsveç’in Uppsala kentinde, 90 yaşında hayata gözlerini yumdu.
45 yılı aşkın süredir sürgün hayatı yaşayan Bozarslan’ın vefatı, akademik, edebi ve kültürel çevrelerde büyük bir kayıpla karşılandı. Eserleriyle bir dönemin Kürt aydınlanmasına yön veren Bozarslan, hem sürgünde geçirdiği üretken yaşamı hem de dil alanındaki devrimci katkılarıyla hafızalarda yer edindi.
Mehmet Emin Bozarslan kimdir, nerelidir? Hayatı ve eğitimi
Mehmet Emin Bozarslan, 1934 yılında Diyarbakır’ın Lice ilçesinde dünyaya geldi. Geleneksel medrese eğitimi alarak yetişti. Resmî eğitim olanaklarından mahrum kalmasına rağmen, Türkçeyi ve okuma-yazmayı kendi imkânlarıyla öğrenerek, entelektüel birikimini geliştirdi.
Kürt kökenli bir aileye mensup olan Bozarslan, erken yaşlarda gösterdiği ilgiyle hem dini hem de kültürel alanlarda üretmeye başladı. 1950’li yıllarda dışarıdan sınavlara girerek 1956 yılında müftü unvanı kazandı ve Diyarbakır, Malatya gibi illerde müftülük görevleri üstlendi.
Mehmet Emin Bozarslan’ın müftülük yılları ve sürgün süreci
Bozarslan, görev yaptığı dönemlerde yalnızca dini görevleriyle değil, aynı zamanda toplumsal meseleler, Kürt kimliği ve haklar konusundaki eleştirel duruşuyla da dikkat çekti. Yazdığı metinlerdeki fikirler nedeniyle iki kez görevinden uzaklaştırıldı.
1968 yılında, Türkiye’de Latin harfleriyle yayımlanan ilk Kürtçe alfabe olan “Alfabê” kitabını yayımladı. Bu çalışma, dilsel anlamda bir devrim niteliği taşımasına rağmen, yayınlandığı gün toplatıldı ve Bozarslan tutuklandı. Bu olay, hem Kürt dili üzerindeki baskının hem de Bozarslan’ın risk alarak gerçekleştirdiği mücadelenin bir sembolü oldu.
Mehmet Emin Bozarslan neden sürgüne gitti?
1971 askeri muhtırası sonrası yeniden gözaltına alınan Bozarslan, Türkiye'de fikirlerini özgürce ifade edemeyeceğini anlayarak, 1979 yılında İsveç'e iltica etti.
İsveç’te geçirdiği 45 yıllık sürgün hayatı, onun en üretken dönemlerinden biri oldu. Uppsala kentinde yaşamını sürdüren Bozarslan, Deng Yayınevi’ni kurarak, Kürtçeye kazandırılmış klasik eserler, çeviriler ve orijinal metinler aracılığıyla modern Kürt edebiyatı literatürünün inşasına katkı sundu.
Mehmet Emin Bozarslan neden öldü? Ölüm nedeni açıklandı mı?
Mehmet Emin Bozarslan neden öldü? sorusu, onun vefat haberinin ardından en çok merak edilen konulardan biri oldu. Ailesinden yapılan açıklamaya göre, Bozarslan uzun süredir yaşlılığa bağlı sağlık problemleriyle mücadele ediyordu.
9 Şubat 2026 tarihinde, doğal nedenlerle hayatını kaybetti. Vasiyeti doğrultusunda, cenazesi İsveç’in Uppsala kentinde, aile arasında sade bir törenle defnedildi. Kamuya açık bir anma programı düzenlenmedi.
Kürt alfabesinin mimarı: “Alfabê” kitabının önemi neydi?
Bozarslan’ın 1968 yılında yayımladığı “Alfabê” adlı kitabı, modern Kürt dilbilgisi ve yazı sisteminin temellerini atan ilk eserlerden biri olarak kabul ediliyor. Latin harfleriyle yazılmış ilk sistematik Kürtçe alfabe çalışması olması açısından bu kitap, sadece bir dilbilimsel çalışma değil, aynı zamanda bir kimlik manifestosu niteliğindeydi.
Ancak bu eser, yayımlandığı gün yasaklandı, toplatıldı ve Bozarslan tutuklandı. Bu olay, dönemin ifade özgürlüğü kısıtlamalarıyla birlikte Kürtçe üzerindeki baskıcı politikaların da çarpıcı bir örneği olarak kayıtlara geçti.
Deng Yayınevi ve kültürel üretimleri
Sürgün yıllarında kurduğu Deng Yayınevi, Bozarslan’ın sadece yazar değil, aynı zamanda kültürel miras taşıyıcısı ve yayınevi kurucusu olarak da tarih sahnesinde yer almasını sağladı.
Bu yayınevi aracılığıyla onlarca klasik eseri Kürtçeye kazandıran, kaybolma tehlikesiyle karşı karşıya olan kültürel materyalleri modern literatüre dahil eden Bozarslan, diaspora Kürtleri için de kültürel bir merkez işlevi gördü.
Mehmet Emin Bozarslan’ın eserleri ve katkıları
Bozarslan, yalnızca dilbilimsel katkılarıyla değil; aynı zamanda Kürt tarihine, halk edebiyatına, dini metinlerin Kürtçeye çevrilmesine ve felsefi metinlerin aktarılmasına yönelik çalışmalarıyla da bilinir.
Çevirmenlik, editörlük ve yazarlık kimliğini bir arada yürüten Bozarslan, Kürt halkının kültürel belleğini koruma ve yazılı kültür oluşturma çabasında öncü bir figür olarak kabul edilir.





