<p>Yaşadığımız bu karantina sürecinde kendimize, hayatımıza kattığımız çok fazla şey olduğuna inanıyorum. Öncelikle yaşamımızın ne kadar değerli ve kısa olduğunu anladık. Değil mi? Zamanın aslında ne kadar değerli olduğunu, doğanın varlığının bizler için aslında ne ifade ettiğini anladık. Sevdiklerimizin hayatımızdaki önemini, ruhumuza iyi gelenlerin hep olması gerektiğini, ara ara yorulup şikâyet ettiğimiz koşturmacalarımızın aslında bedenimize ve zihnimize neler kattığını düşündük, gördük, anladık.</p>
<p>Anlık bir sohbetin , bir kahvenin kırk yıl değil,sözüm ona bin kırk yıl hatırı olduğunu, değerli olduğunu anladık. “Bu hayatta ne monoton” demememiz gerektiğini, yüzümüzü en ufak şeylerde bile gülümsemeye kapatmamayı bir kez daha öğrenmiş olduk. Bir defa değil, bin şükür etmeyi, inancımızın kaybolmaması gerektiğini öğrendik.</p>
<p>Sadece bu süreçte değil, her zaman hayatımızda hijyenin ne kadar önemli olduğunu anladık . Biz çok şey öğrendik. İyi veya doğru bildiklerimizin aslında öyle olmayabileceğini de öğrenmiş olduk.</p>
<p>Hayat bir anda değişebiliyormuş demek ki. Bazı şeyleri ertelememek gerekmiş. Kafamıza taktığımız en ufak bir sorunu çöpe atmamız gerekmiş oysa. Kendi kendimizi tanıma ve tanımlama fırsatı bulduk. Doğru olarak bildiğimiz şeylerin aslında hayatımızın içinde sınama fırsatı bulup ona göre kararlar aldık. Kendimizi dinledik, etrafımıza baktık ve göremediğimiz bazı gerçeklerle yüzleşmiş olduk.</p>
<p>Yaşamımız boyunca inanca tutunarak yürümenin en güzel yanı huzurun hiç bitmemesi oluyor. Ayakların yere sağlam basıyor. Umudun yükseldikçe yükseliyor. Sana, bana, ona, hepimize kattığı şeyler bin kat değerle dönüyor. Ne yaşarsak yaşayalım bin kat daha güçlü bir şekilde çıkıyoruz. İnsanlığın önemi, nefes alışındaki güzellikte saklıdır. Nefes alabildiğin sürece hayatla bağların kuvvetleniyor.</p>
<p>Yeter ki içiniz güzel olsun, ruhunuz mavi olsun.</p>