<p>Bu seçim çok önemli! Hem iktidar hem de muhalefet cephesinden bakıldığında hayati kıymet arz ediyor bu seçim. AK Parti 13 yıldan bu yana, hem hükümet etti hem de iç ve dış politikada devrim niteliğinde projelere imza atarak bir ölçüde risk aldı.</p><p>Cemaziyel evvelimizde seçime girecek olan bir Parti eğer iktidarda ise, türlü yatırımlar yaparak seçim meydanlarını şenlendirirdi. Öyle ki; Halkın büyük çoğunluğu, umutlarını seçim dönemlerinde hükümetin yapacağı “seçim zammı” ve onun peşinden gelecek muhtelif “seçim affına” bağlardı. Maliyeye borcun mu var? Beklet! Nasıl olsa seçimde bir af çıkar! Biri canını mı sıktı? Vur gitsin! Nasıl olsa seçimde genel af olur sende çıkarsın! Olan sadece “emekçi” garibanlara olurdu, zira seçim döneminde aldıkları zam, üç ay geçmeden “enflasyon” karşısında tuz buz olur ve “eti”  yine kasap dükkanı nın camekanından seyrede dururlardı…</p><p>AK Parti hükümeti ciddi söylemlerle iktidara geldi, ciddi şeyler yaptı ve Türkiye Cumhuriyeti tarihinde ilk defa bir hükümet 70 yıl sonrasına dair hedefler belirleyerek bunu “uygulanabilir proje” kapsamına aldı. Vizyon ve ilkesellik açısından bakıldığında, bu halkın AK Parti ve onun tartışmasız lideri olan R. Tayyip Erdoğan’a daha fazla güvenmesine yol açtı. Seçim dönemlerinde oy kapmak için uçuk vaatler yerine “realist” politikaları benimsedi AK Parti.</p><p>Muhalefetin durumunu özetlemek gerekirse, kendi söylediğine kendisi bile inanmayan bir adam görüntüsünden başka bir şey değildir. Hiçbir evresinde “duruş ve ilke” sahibi olamayan, tek marifeti “toplum mühendisliği” olan CHP ve onun lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun asgari ücret üzerinden hükümete yüklenmesi, aslında Türkiye’yi iyileştirecek  hiçbir projesinin olmadığını, hatta bu şekliyle zaten “kendisinin bir proje” olduğunu açık etmektedir.</p><p>MHP ve HDP bu seçimde etnik milliyetçilik yaparak oy devşirmeye çalışan bir madalyonun ön ve arka tarafıdır. Temelde zıt kutuplar olsalar da genel açıdan bakıldığında insanların “mensubiyetleri” üzerinden söylem geliştiriyorlar.</p><p>AK Parti içerisinde yer alan her kesin aynı vatanseverlik duygularıyla hareket etmesini beklemek saflık olur. Kitle partilerinin en büyük zaaf noktaları da burasıdır belki. Kalabalıklar arttıkça, kontrol zorlaşacaktır, AK Parti’nin en büyük sorunlarından birisi de budur. Yeterince “Oto kontrol” sağlayamaması onu zaman, zaman muhalefet bazında zor duruma düşürebilir, ancak bu aynı zamanda Partinin büyüklüğünü deklare eden bir başka gerçeği de gün yüzüne çıkartır.</p><p>Bu seçim çok önemli! Çünkü bu seçim ülkenin kaderine bir karabasan gibi çöken mevcut Parlamenter sistemin değiştirilebilmesi için en büyük şanstır. Geçmiş dönemde bu sistemin, ülkemiz ve coğrafyanın başına örülmüş en büyük tuzak olduğunu kavrayan merhum “Turgut Özal” çoğu kere bu gerçeği ifade ederek,yarı Başkanlık sisteminin gerekliliğinden bahsetti. Şüpheli ölümüyle halen tartışma konusu olan Özal’ın yaşadığı dönem “konjonktür” gereği Başkanlık sistemine geçmeyi mümkün kılmadı, ancak, an itibarıyla bütün “vesayet” odaklarından temizlenmiş, içerisinde kök salmış “paralel” örgütü veya “derin devlet” diye tabir ettiğimiz karanlık güçleri deşifre etmiş bir iktidarın, bu “Haçlı oyununu” bozarak Başkanlık sistemine geçmesi işten bile değildir.</p><p>Sayın Cumhurbaşkanı R. Tayyip Erdoğan’ın, yıllar süren gayreti ve mücadelesi, Türkiye Cumhuriyetinin Başkanlık sistemine geçişiyle birlikte başarıya ulaşacak ve meyvesini verecektir. Bu seçimi en önemli kılan şey budur. Bu gerçeğin farkında olan “Haçlı Batı ve Siyonist İsrail” Ortadoğu ve hatta tüm dünya üzerindeki sömürü ve zulüm düzenlerinin yıkılacağını şimdiden anlamış olmalılar ki, türlü desiseler ihdas ederek, kah içerde satın aldıkları hain işbirlikçiler yoluyla, kah, iktidar vaadiyle amaçlarına hizmet ettirdikleri muhalefet Partilerini kullanarak  “Büyük ve güçlü Türkiye’nin” önünü kesmek istemektedir.</p><p>Aslında her şey gayet açık ve net bir şekilde ortadadır. Tüm işgal güçleri, nazarlarını ve güçlerini R. Tayyip Erdoğan düşmanlığı üzerinde birleştirmişken, düne kadar hasım olan, ülke içindeki irili ufaklı bütün muhalefet partileri, Erdoğan hazımsızlığında “ittifak” ederken, gerçekleri görebilmek için iki göze bile ihtiyaç yoktur ki!</p><p>Mesele şu ki; bu seçim bir hükümet olma yarışı değil, bilakis ülkemizi ve topyekun bölgeyi kuşatan “işgal güçlerinin” hayat damarlarımıza taktıkları “kan alıcı” hortumlarını söküp atma seçimidir.</p><p>Hanımefendiler ve beyefendiler, bu seçim kişisel beklentilerimize cevap aradığımız, şahsi çıkarlarımıza kurban edebileceğimiz bir seçim değildir.</p><p>Hakeza, bu seçim 150 yıldır işgal altında bulunan bu coğrafyanın kaderini belirleyecek olan,  gerçek bağımsızlığına kavuşabilmesi için yapılmış “Referandum” niteliğindedir…</p>