<p> “ Bugün George Orwell olsaydı sizi ayakta alkışlardı”... Bu sözler ünlü yazar Alev Alatlı'ya ait, söylendiği yer Cumhurbaşkanlığı Külliyesi ve atıfta bulunduğu kişi ise TC Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan.</p><p>Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülleri töreninde konuşan Alev Alatlı bu cümleyi rastgele seçmemiştir. Özellikle George Orwell'in geçmişini ve yaptıklarını en iyi bilen yazarlardan bir tanesidir Alatlı. Erdoğan ile Orwell arasında girift bir bağ keşfeden Alatlı, tüm kriterleri teker teker değerlendirmiş ve nihayetinde Orwell'i ayağa kaldırmış ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı alkışlatmıştır.</p><p>Yüzyılın en büyük sorunlarının başında gelen “ırkçılık” akımları olmuştur. Birinci dünya savaşı sonrası, özellikle Ortadoğu bölgesini parçalara ayırıp, küçülterek sömürü ağlarını geliştirmek için bir metod olarak kullanan Batı dünyası, bunda gayet başarılı olmuş ve bir tek Osmanlı devletinden onlarca yeni devlet türetilerek gaye hasıl olmuştur.</p><p>Yakın tarihimiz içerisinde TC Topraklarında çıkartılan ve toplu katliamlara sebep olan olayların gerekçelerine baktığımızda ya etnik,ya da dinsel veya mezhepsel ırkçılık görürüz. 20 Yıl öncesine kadar “ Kürt” ırkının resmi ideoloji tarafından inkar edilmesi ve bunun toplumun bir kesimi tarafından desteklenmesi ırkçılığın boyutlarını gözler önüne sermekteydi.</p><p>2002 Yılında “ Biz etnik ve dini milliyetçiliği ayaklarımızın altına alarak geldik” diyen dönemin Başbakanı Erdoğan, üzerinde yaşadığı coğrafyanın ve hatta bölgenin geçmişte düştüğü cenderenin ne olduğunu ve kurtuluşun hangi yollardan geçtiğini gayet iyi bilyordu. Toplumsal bir uyanış ve “ Bölgeden lik” aidiyatının nesepsel ve mezhepsel ırkçılıkla değil, ancak “ Adil ve özgür dünya” idealiyle bütünleştiğinde bütünlük oluşturacağını da çok iyi biliyordu.</p><p>Kimilerinin, siyasi bir manevra veya iç politika oluşturma çabası olarak nitelendirdiği “ One munit” çıkışı, aslında yüreğinde biriktirdiği “Mazlum” yanının tezahüründen başka bir şey değildi. Bunu takip eden “ Dünya beşten büyüktür” sözünün, Somaliye tarihinin en büyük desteğini verdiği ve Dünya kamuoyunun gündemine “ Siyah çocuğu” getirdiği günlere denk gelmesi de, yeryüzündeki ezilen milletlerin içerisinde bulunduğu duruma ruhunun acıyan yanından gelen bir başkaldırı ve, “ İşte şimdi birisi çıkıp hakikatleri söylemelidir” dürtüsünün dışa yansımasıydı.</p><p>Tarihinin hiç bir döneminde göremediği kadar özgürlük ve haklarla tanıştı Kürtler. “ Gerekirse baldıran zehiri içerim” Diyen Erdoğan, sözünü tuttu ve baldıran zehrinden daha tehlikeli olan, ırkçılığa savaş açtı! “ Biz kardeşiz” diyerek ümmet bilincini ortaya attı ve Kürt halkının haklarını iade etti. İade etti diyorum zira Cumhurbaşkanının getirdiği özgürlükler, Osmanlı döneminde Kürt halkının sahip olduğu haklardı. Ne var ki, Faşist bir temel üzerine yapılandırılan sistem, müslümanların olduğu gibi, Kürt halkınında haklarını gasp etmiş ve ancak kendisinin izin verdiği kadar var olabilmişlerdir.</p><p>Asıl kıyamet bundan sonra koptu ya işte! Bu bölge de hiç bir zaman barış olmasını istemeyen güçler hemen devreye girdi. Petrol ve diğer zenginlikleriyle Batı dünyasının iştahını kabartan, buradan kendi kasalarına akacak olan para ve güçle yüz yıllık gelecek hesapları planlayan batı dünyası elbette Ortadoğu'da barış istemiyordu. Aksine burada kan gövdeyi götürmeliydi! Onlar için bu bölgede yaşayan her bir insan sadece dünya nüfus sayımında istatistiklere geçecek bir rakamdan ibaretti.</p><p>Nitekim bölgede kirli savaş başlatıldı ve yüzbinlece insanın acımasızca katledildi ve katledilmeye devam edilmekte.. Vahşet ve dram içi içe yaşıyor!..</p><p>Dünya konjönktürünü en iyi bilen bir lider Erdoğan, Batı dünyasının gücünü en iyi bilen bir lider ve tüm bunları bildiği halde bu güce karşı “ Dur” diyen bir lider Erdoğan!.</p><p>Yeryüzü büyük komutanlar görmüştür şüphesiz, dahi liderler ve çok zeki devlet adamları! Ancak şu bir gerçek ki, son yüzyılda tüm dünyayı ve kendi ülkesinde ki işbirlikçileri, en önemlisi küresel meknizmayı karşısına alarak ayakta kalabilen tek liderdir Erdoğan!</p><p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan bu yönüyle yüzyılın en büyük devrimcisidir. Kendilerini ideolojik yönleriyle tanıdığımız “che” veya “Fidel castro” gibi devrimci addedilenler kendi fikirleri ekseninde bir dünya oluşturdukları için belki de tarih onlardan devrimci olarak bahsedebilir. Ancak idealleri ve davası “cihanşumül” olan Erdoğan, güttüğü davanın tüm insanlığı kapsaması ve ezilen dünyanın sesi, sözü ve dili olması hasebiyle hakiki bir devrimcidir.</p>