<p>Kabus gibi bir gündü. Önce elektrikler sanki bir daha hiç gelmeyecekmiş gibi yurdu terk etti, ardından korkunç eylem ve bir Savcının şehadeti ile sonuçlanan operasyon. Sahi bu operasyon başarılı bir operasyon olmuş mudur dersiniz? Rehine sağ salim kurtarılmış olsaydı bu soruyu neden soraydım ki? Devletlerin bu nevi terör eylemlerinde, rehin alınma durumları için çeşitli stratejileri olur, öncelikle ikna yöntemi, olmadı, zaman kazanmaya yönelik manipülasyonlar v.s…</p><p>Sorgulanacak, eleştirilecek o kadar çok şey var ki bu olay hakkında! Hele soru işaretleri bölümüne hiç girmeyin çıkamazsınız.</p><p>Mesela şuradan başlayalım, “teröristler içeriye silahları ve onca doküman ı, pankartları nasıl soktular? Bunu yaparken içerden destek aldılar mı? Savcıların oda girişlerinde bir korumaları ve özel kalemleri olmaz mı? Berkin Elvan davası gibi riskli bir davaya bakan ve muhtemelen onlarca ölüm tehdidi alan bir savcının her türlü olası saldırı ihtimalleri göz önünde bulundurularak korunması gerekmez miydi, buna adliye binasında yapılabilecek bir saldırı da dahil? Elektriklerin gitmesiyle bu eylem arasında bir bağlantı var mıdır?..</p><p>Seçimlerin yaklaşmasıyla birlikte, paralel kumpasların ve artacağı yönünde her gün onlarca haberler yapılıp, yüzlerce komplo teorileri konuşulurken, Devletin istihbarat ve güvenlik birimlerinin bu eylemleri önceden haber alması ve engellemesi gerekmez miydi? Bir olay vuku bulduktan sonra “istihbarat” denilen şey ne anlama geliyordu ki? PKK ile yapılan barış süreci, şer odaklarının DHKPC ve benzeri “taşeron” örgütlere olan ilgisini elbette arttıracaktı, bu ve benzeri eylemlerin olabileceğini sıradan vatandaş bile öngörürken, Devletin “refleksleri” neden öngöremedi?</p><p>Elektriklerin top yekun gitmesiyle ilgili, hala tatmin edici bir açıklama yapamayan bir Enerji Bakanlığımızın bulunması şahsen beni tedirgin etti. Siber saldırı ihtimalinden bahsediliyor. Peki, siber saldırıya karşı “bilişim” savunmamız bu kadar zayıf mı? Kafası bozulan üç beş “hacker” Acaba bugün ne yapsak ta kendimize bir eğlence peydahlasak! Deyip, koskoca ülkenin elektriğini 10 saat boyunca kesebilecek mi? Dahası, “beyler biz “ muz” Cumhuriyet imiyiz?...</p><p>Bir yıldan bu yana, her gün yeni bir kumpasa uyanıp, komplo teorileriyle yatağa girmekten usandık. Biz biliyoruz ki, paralel ihanet şebekeleri var! Ülkemiz, hatta bölgemiz üzerinde işgal projeleri için hain emelleri olan dış güçler var! Ülke menfaatinden öte kendi menfaatini gözeten muhalefetimiz var! Ülkeyi ateşe vermek isteyen, hatta birçok kereler bunu deneyen taşeron terör örgütleri var! Yakıp yıkan ve bunun adına da “hak arama mücadelesi” diyen gezi taifesi var! Karanlığı aydınlık, karayı ak gören “renk körü” aydınlarımız! var!..</p><p>İyi, bunlar var da, peki bizim birde tüm bunların üstesinden gelmesi gereken bir Devletimiz yok mu? Bu devletimizin yıllarca eğitip, okuttuğu ve getirip türlü makamlarda oturttuğu ve tek görevi “halkın can ve mal güvenliğini korumak” olan etkili ve yetkili zevatları yok mu?</p><p>Her kumpasın ardından geyik muhabbeti yaparak “ biz büyük devletiz, bizi yıkamazsınız, ne yaparsanız yapın ayaktayız, yıkılmayacağız” türünden söylemlerle daha kaç masumun cenazesini kalabalıklarla defnedeceğiz söyler misiniz? Biz, artık 80 li yıllarda futbolumuzla ilgili söylediğimiz o meşhur “Yenildik ama ezilmedik” “eze eze yenildik” repliklerinden hakikaten bıktık!</p><p>Sevgili Devletim, biliyorum çok müşfiksin, hele son 10 yılda halkınla bütünleştin ve güzel bir gelecek vaat ediyorsun halkına, bunu samimiyetle istediğinden ve söylediğin her sözü inanarak söylediğinden hiç şüphemiz yok. Lakin söylemek yetmiyor ki! Halkın seni seviyor, seviyor ki, haksızca şehit edilen bir savcının cenazesinde milyonlar buluşuyor! O halde, yumruklarını adaletin topuzu gibi zalimin tepesine indir! İndir ki mazlumların ve masumların yüreği soğusun…</p><p>İhanet şebekelerini teker teker çökert! Sen kudretli bir Devletsin, Devletimizsin ve babamızsın bizim! Masum evlatlarını zalim katillerin zulmünden koruman için ne gerekiyorsa onu yap. Kimse bu tezgah ları yapan, kimse bu kumpasları kuran ve kimse bu pusuya yatan? al, bul ve hesaba çek! Gerekiyorsa idam cezasını yeniden getir, katiller güruhunu yağlı urganda sarkıt ki, alçaklara ibret, masumlara gönül serinliği olsun…</p><p>Ey devletimiz! Söz bitmeli artık, elindeki güç ve kudret kirli oyunları bozacak büyüklüktedir. Üç buçuk çapulcunun hakkından gelecek kadar güçlüsün sen. İyilere müşfik olduğun kadar, zalimlere karşı da şedid olma vakti geldi de geçiyor bile… Şehit savcımıza haktan rahmet diliyorum, başımız sağ olsun…</p>