<p>Hepimizin geçmişi vardır. Hiç birimiz geçmişimizi elbette söküp atamayız. Çünkü geçmişinle var olursun. Yalnız ayırt etmemiz gereken önemli bir husus vardır ki; o da bizi biz yapan geçmişle, bizi bizden alan geçmişin farkında olmaktır. Muhtemelen herkes geçmişine şöyle bir baktığı zaman “keşke ve acaba'larla dolu bir yığın hayıflanma yaşar.</p>
<p>Geçmişe takılıp kalmak, her gün aynı şeyleri kendinize yaşatmanın ne büyük bir zarar ve kayıp olduğunu bir bilseniz... Neden mi? Sürekli mutsuz olduğunuz ânlara, gelecekle ilgili kaygılarınıza, bir anda her şey yolunda giderken kendinizi mutsuz hissetmenize, zihninizde sürekli konuşmanıza sebep olur. Ve kocaman bir çözümsüzlükle , bir yumak halinde kendinizi bulursunuz. Çünkü nerden başlayacağınızı bilmiyorsunuz. Bunun akabinde gelen tek bildiğiniz şey , size hatıra olarak kalan mutsuz olduğunuzdur.</p>
<p>Bunları yaparak var olan taze, ışıl, adı güzel “Gün-Aydın' ı kaçırmanızdır. Yani şu an, yepyeni bir gün... Geçmişle yaşaman demek , her soluğu kaçırman demek. Var olduğun ânı kaçırman demek. Gelecekle ilgili kaygı duyman demek. Gergin yaşaman demek. Şimdi neden mutsuz olduğunu anlayabiliyor musun?</p>
<p>Geçmişimizde ne yaşamış olursak olalım, olanları bir hata olarak değil, bir tecrübe olgusu olarak kabul etmemiz gerek. Eğer o tecrübeler olmasaydı şu an geriye baktığımızda hayıflanmazdık. Ne ise oydu, ne olacaksa o, ne olduysa o oldu. Biz her gün biraz daha tazelendik. Yaşadığımız şu ân ve onun hakkını vererek yaşamak lâzım. Ânı yaşamak demek, gelip geçici düşünce ve duygu müptelası olmak demek değildir. Ânı yaşamak, var olan güzel ânların devamını getirebilmektir.</p>
<p>Buraya kadar her şey yolunda gidiyor ise sonrasında atacağınız adımlar, yaşayacağınız duygular, düşünceler ve akabinde devam edecek olan hepsinin bir bütünü olan davranışlarımız nasıl ilerleme gösterir; gelecek kaygılarımızı bir kenara bırakıp, bulunduğumuz saniyenin, saatin, dakikanın ve yaşadığımız ân be ân güne odaklanarak hareket eder.</p>
<p>Geleceğimizi hangimiz bilebiliriz, öyle değil mi! İnsanoğlu yaşadığı sürece, her şeyin her zaman belli bir zamanı olduğu tecrübesini de deneyimlemiştir. Öyleyse geçmişi affedip kocaman bir kuyuya gönderme vakti. Ânımızı verimli geçirme vakti, geleceğimizle el sıkışma vakti.</p>