<p>Televizyonu açıyorum herkes Uzman, herkes Alim, herkes Hoca...</p><p>Sokağa çıkıyorum; esnaf sattığı ürünün profesörü, trafikteki şoför ileri sürüş teknikleri mezunu, kasap veterinerlik ve tıp okumuş, bakkal hangi üründe ne kadar vitamin ve mineral var biliyor.</p><p>İşe  gidiyorsun; herkes siyaset bilimci, ekonomi uzmanı, tıp profesörü , mühendislik ustası;</p><p>Eve geliyorum oğlum bana eğitim ve ögretim hakkında ders veriyor. Kızım yemek yapmanın inceliklerini ve kadın-erkek ilişkilerinin püf</p><p>noktalarını anlatıyor.</p><p>Komşuya gidiyorum; En iyi pastayı kendisi yapıyor, en güzel elbiseyi kendisi giyiyor, en güzel çocuğu kendisi yetiştiriyor.</p><p>Sanal dünyaya bakıyorum, Muhteşem(!) herkes toplum bilimci, psikolojik destek uzmanı, sanat tarihi hocası, edebiyatcı ve diğer bütün bilim dalları alimi.</p><p>Eyvah Eyvah!</p><p>Bu kadar bilgiye hangi ara sahip olduk anlamadım.</p><p>Ne zaman okuduk ne zaman yazdık. Kim verdi bu kadar aklı bize.</p><p>Hangi ara  bu  kadar akıllandık.</p><p>İçinizden</p><p>'Bilmiş' olmak kötümü? diyenler vardır. Evet kötü; en kötü şey insanın ben her şeyi biliyorum demesi ve  akıl vermesidir. Kendini almaya kapatmasıdır.</p><p>Son yılların en büyük hastalığını yaşıyoruz.</p><p>'Ben her şeyi biliyorum hastalığı'. İşi ehline bırakmadan her işin ustası olduğumuzu zannediyoruz. Ve sonuçta gittiğimiz yol yanlış, yaptığımız iş eksik, eğittiğimiz çocuklarımız zayıf, ticaretimiz şaibeli oluyor.</p><p>Ne diyordu Albert Einstein,'Cehalet ne güzel şey her şeyi biliyorsun'...</p>