6 Şubat 2023 Kahramanmaraş merkezli depremlerin ardından kaybolan çocuklara ilişkin sosyal medyada yeniden dolaşıma giren iddialar kamuoyunda tartışma yarattı. Bazı paylaşımlarda çocukların kaçırıldığı, hatta Epstein Adası gibi yerlere götürüldüğü öne sürülürken, resmi kurumlar bu iddiaların gerçeği yansıtmadığını vurguluyor. Deprem sonrası kayıp bildirilen çocuklarla ilgili süreç, afet yönetimi ve çocuk koruma mekanizmaları çerçevesinde yürütülmeye devam ediyor.

Kahramanmaraş depremi ne zaman oldu, nasıl bir yıkıma yol açtı

6 Şubat 2023 tarihinde meydana gelen Kahramanmaraş merkezli depremler, Türkiye’nin yakın tarihindeki en büyük afetlerden biri olarak kayıtlara geçti. Deprem; Kahramanmaraş, Hatay, Gaziantep, Adıyaman, Malatya ve çevre illerde büyük yıkıma neden oldu. On binlerce insan hayatını kaybederken, yüz binlerce kişi evsiz kaldı.

Afetin ilk günlerinde yaşanan kaos ortamı, iletişim kopukluğu ve nüfus hareketliliği nedeniyle kayıp ihbarlarında ciddi artış yaşandı. Özellikle refakatsiz kalan çocukların korunması ve kimliklendirilmesi, devlet kurumlarının öncelikli gündemlerinden biri haline geldi.

Kahramanmaraş depreminde kaybolan çocuklar kaçırıldı mı sorusu neden gündeme geldi

Deprem sonrası sosyal medyada yayılan bazı paylaşımlar, refakatsiz çocukların organize şekilde kaçırıldığı yönünde iddialar içerdi. Bu paylaşımlar kısa sürede geniş kitlelere ulaştı ve kamuoyunda endişe yarattı. Ancak Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, AFAD ve güvenlik birimleri tarafından yapılan açıklamalarda, sistematik bir kaçırılma vakasına dair resmi bir tespit bulunmadığı ifade edildi.

Yetkililer, afet sonrası süreçte çocukların:

geçici bakım merkezlerine alındığını

kimlik tespitlerinin yapıldığını

akraba eşleştirme çalışmalarının sürdürüldüğünü

devlet koruması altına alındığını

belirtti. Resmi açıklamalara göre kayıp ihbarlarının önemli bir kısmı, iletişim kopukluğu ve kayıt eksikliği nedeniyle ortaya çıkan geçici belirsizliklerden kaynaklandı.

Epstein adası iddiası nereden çıktı, resmi kurumlar ne diyor

Sosyal medyada dolaşıma giren en çarpıcı iddialardan biri, depremzede çocukların Epstein Adası’na götürüldüğü yönündeki komplo teorileri oldu. Bu iddia, herhangi bir resmi belgeye, soruşturmaya veya uluslararası rapora dayanmıyor.

Yetkililer bu tür paylaşımların:

asılsız,
kanıtsız,
toplumsal paniği artırıcı

olduğunu vurguladı. Çocukların yurtdışına çıkarılması gibi bir durumun, uluslararası hukuk ve sınır güvenliği açısından gizlenmesinin mümkün olmadığı belirtildi. Resmi kurumlar, deprem mağduru çocukların tamamının devlet kayıt sistemlerinde takip edildiğini açıkladı.

Refakatsiz çocuklar için hangi koruma mekanizmaları devreye alındı

Deprem sonrası Türkiye genelinde acil çocuk koruma protokolleri uygulamaya sokuldu. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı koordinasyonunda:

refakatsiz çocuk kayıt merkezleri kuruldu

biyometrik ve kimlik doğrulama çalışmaları yapıldı

hastaneler ve barınma merkezleri tarandı

DNA eşleştirme süreçleri başlatıldı

geçici bakım evleri oluşturuldu

Bu sistem sayesinde çok sayıda çocuk, akrabalarıyla yeniden bir araya getirildi. Uzmanlar, afet sonrası kayıp çocuk süreçlerinin dünyanın her yerinde karmaşık ilerlediğini ancak Türkiye’de merkezi kayıt sistemi sayesinde takip mekanizmasının sürdüğünü belirtiyor.

Sosyal medyada yanlış bilgi neden hızla yayılıyor

Afet dönemlerinde bilgi kirliliğinin artması, uzmanlara göre psikolojik ve sosyolojik bir refleks. Travmatik olaylar sonrası toplumda:

kontrol kaybı hissi

güvensizlik

korku

belirsizlik

artıyor. Bu ortamda komplo teorileri daha hızlı yayılıyor. Uzmanlar, özellikle çocuklarla ilgili iddiaların duygusal tepkiyi tetiklediğini, bu nedenle doğrulanmamış bilgilerin hızla viral hale geldiğini ifade ediyor.

Yetkililerden vatandaşlara uyarı: Resmi kaynakları takip edin

Resmi kurumlar, depremle ilgili bilgi almak isteyen vatandaşlara yalnızca:

AFAD,
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı,
valilik açıklamaları,
resmi basın bültenleri

üzerinden gelen bilgilerin dikkate alınması çağrısında bulundu.

Yanlış bilgi paylaşımının:

arama kurtarma çalışmalarını zorlaştırdığı

aileleri psikolojik olarak yıprattığı

kamu düzenini etkilediği

vurgulandı.

Deprem sonrası çocuk hakları neden daha kritik hale geliyor

Uzmanlara göre afet dönemlerinde çocuklar en kırılgan grupların başında geliyor. Kimlik kaybı, aileden ayrılma ve travma, uzun vadeli psikolojik etkiler yaratabiliyor. Bu nedenle uluslararası afet protokollerinde:

çocuk güvenliği,
kimliklendirme,
aile birleştirme,
psikososyal destek

öncelikli alanlar arasında yer alıyor.

Türkiye’de deprem sonrası yürütülen çalışmaların, Birleşmiş Milletler çocuk koruma standartlarıyla uyumlu olduğu ifade ediliyor.

Kayıp çocuk iddialarıyla ilgili son resmi tablo

Resmi açıklamalara göre deprem sonrası bildirilen kayıp çocuk vakalarının önemli bölümü:

kimliklendirme sonrası çözüldü

ailelere teslim edildi

devlet korumasına alındı

Yetkililer, halen devam eden dosyaların bulunduğunu ancak bu durumun kaçırılma anlamına gelmediğini, afet sonrası karmaşık kayıt süreçlerinden kaynaklandığını belirtiyor.

Uzmanlardan çağrı: Bilgi kirliliğine karşı toplumsal sorumluluk

Afet psikolojisi uzmanları, sosyal medya kullanıcılarına önemli bir uyarı yapıyor:

Doğrulanmamış bilgiyi paylaşmak da bir sorumluluk ihlalidir.

Yanlış bilgi:

travmayı derinleştirir

ailelerin umutlarını istismar eder

kurumlara güveni zedeler

Bu nedenle özellikle çocuklarla ilgili haberlerde resmi doğrulama beklenmesi gerektiği vurgulanıyor.

Kaynak: Haber Merkezi