<p>AK parti Aday belirleme sürecinde gayet centilmen bir yarış var. Aday Adayları içerisinde tanıdığım bir çok dost ve arkadaşım var, inanın gönlüm hepsini destekliyor. Onlarında adaylık konusunda hırs yapmadıklarını ve, durumları hakkında bilgi almak istediğimde “hayırlısı olsun” cümlesiyle özet yapmaları, aslında bu işin bir “titr” yarışı olmayıp, bilakis vatan sevdası ve hizmet yarışı olduğunu apaçık ortaya koymaktadır.</p><p>Bu günler Adaylar için en kritik karar alma dönemleri. Heyecan elbette zirvede. Zira yaklaşık bir aydır yürütülen kampanyalar, harcanan zaman ve buna nispetle kampanya için oluşturulan bütçeler v.s…</p><p>Şimdi sonuç alma vakti, zira 120 Aday Adayından yalnızca 12 tanesi Aday olabilecek, belki de Milletvekili olarak TBMM ye katılacak.</p><p>Buraya kadar her şey yolunda. Ancak işin bir diğer kısmı var. Aritmetik olarak tüm siyasi Parti’ler Adayların “katma değer” tarafını da hesaba katmak durumundadır. Nedir bu?</p><p>Bu şu demektir. Aynı kategori de iki aday yarışıyorsa ve bunların her ikisi de kurumun kriterlerine uygun ise, geriye sadece bu iki aday üzerinden bir tercih yapmak kalıyor. Bu tercihi yaparken, akılcı siyaset “oy sayısı” daha çok olacak adayı seçmeyi gerekmektedir.</p><p>Gaziantep’te 300 bin Şanlıurfa’lı vatandaşımızın yaşadığı bilinen bir gerçek ve bildiğim kadarıyla, Şanlıurfa’lıları temsil eden yalnızca bir aday kaldı AK Parti’de. Bazı yerelde ki Parti büyükleri, kendilerine, sebebini henüz çözemediğim şekilde daha sevimli! görünen Mardin kökenli bir Aday için Genel Merkez üzerinden hamleler yapıyorlarmış! Öncelikle Parti menfaatleri açısından ve matematik hesaplarla baktığımız zaman elbette Şanlıurfa’lı vatandaşlarımızın bu şehirdeki mevcudiyeti Mardin’li vatandaşlarımızdan en az 40 kat daha fazladır ( TÜİK verilerini baz aldım)hal böyle olunca “kemmiyet” yönüyle bunun hesaba katılması bir zorunluluktur. Diğer taraftan, her iki Aday Adayının “nitelik” durumu da hemen hemen aynı. Biri STK kökenli bir eğitimci, diğeri ise Parti içerisinde çeşitli görevler almış samimi bir kardeşimiz.</p><p>Ben derim ki, AK Parti İl Teşkilatını ve Büyükşehir Belediyesini yöneten şahıslar bu işe bulaşmamalıdır. Zira bulundukları mevki adil ve tarafsız olmalarını gerektiren bir konumdur. Ayrıca Parti menfaatleri elbette kendilerinin “ego” larından ve gelecek hesaplarından çok daha önemli olmalıdır.</p><p>Şu sorunun cevabı sanırım bu konuya açıklık getirir “ Beyefendiler ve hanımefendiler” Siz AK Parti için mi varsınız, yoksa AK Parti sizin için mi var! ” Eminim ki cevabınız birinci şık olacaktır. O halde, gölge etmeyin başka ihsan istemez. Zira aksi, emek gaspı olur ve hakkaniyete ters düşeceği gibi, adaletin terazisine de mugayir düşer…</p>