İnsanların hayatta kalabilmesi veya hayatlarını sürdürebilmesi için bazı ihtiyaçları vardır ve bu ihtiyaçlarını karşılamak zorundadır.
Günümüz dünyasında tüm ihtiyaçları tek başına üretmek veya ürettiği ürünleri takas usulüyle değiştirip ihtiyaçlarını karşılamak mümkün değildir. Bundan dolayı hem kendi ihtiyaçlarını hem de bakmakla yükümlü olduğu bireylerin ihtiyaçlarını karşılamak için üretilen veya satılan yerlerden alabilmesi için paraya ihtiyacı vardır.
Peki, Müslüman kişilerin parayla münasebeti nasıl olmalı?
Modern dünyada sınırlı kaynaklar sınırsız ihtiyaçlar hiyerarşisinde Müslümanların verdiği mücadele...
Buradaki can alıcı nokta Müslümanların diğer insanlara göre daha dikkatli olması ve Müslüman’a yakışacak şekilde ilerlemesi gerekiyor.
Müslüman insanın her alanda olduğu gibi bu alanda da Müslüman olmayan insanlardan bir farkı olmalı.
Ne israf ne de cimrilik yapmamalı; çoluk çocuğunu rezil etmemeli;
Maddi değerlerde ALLAH'IN bizlere verdiği lütuflar olmakla birlikte bunların bize verilmesi tamamen ALLAH'IN tasarrufunda olduğu da unutulmamalı ne kadar cırmalarsak cırmalayalım, ne kadar çalışırsak çalışalım, ne kadar akıllı olursak olalım ne kadar kabiliyetimiz olursa olsun hiç önemli değil hayatımızda olan her şey de olduğu gibi bunlarda birer imtihandır. ALLAH (cc) istediğine verecek. Bunlar ne övünme meselesi ne de üstünlük kabul edilmemelidir. Üstünlük ancak takvadadır.
Zengin olan herkes çok zeki değil fakir olan herkes de kesinlikle çok aptal değil.
İhtiyaç ve isteklerimizi karşılamak adına tabii ki çalışmalıyız.
Yaşamımızı sürdürebilmemiz için paraya ihtiyacımız var. Evet, ama mal için yaşıyorsak malımızı elimizde olanı din kardeşlerimizle rahatça paylaşamıyorsak asıl sıkıntı burada.
Para paylaştıkça bereketlenir. İslam ve Kur’an paranın, servetin, malın belli ellerde toplanmasını değil topluma yayılmasını ister. Veren el alan elden hayırlıdır.
Her kim Allah için bir borç verirse Allah onu kat kat kendisine öder. İşte bereket orada
Müslüman kişi zengin olabilir.
Aşırı zengin de olabilir.
Ama bunlar mal, mülk, makam, mevki bunların hepsi birer araçtır.
Tüm bu elindeki imkânları kullanabildiğin zaman araçtır.
Yanlış kullanım ve tasarrufta araç değil de amaç olduğunda,
Malın için yaşar ve onlar olmazsa olmazların arasına girerse o zaman sana lütfedilmiş olan helal olan şeyleri harama çevirmiş olursun.
Aynı durum fakirlik ve imkânsızlık için de geçerli.
Müslüman kişi pasif umutsuz ve tembel olmayacak yeri ve zamanı geldiğinde RABBİM misli karşılığını gerek dünya hayatında gerekse ahiret hayatında verecek bu tamamen RABBİM'İN tasarrufunda olan bir şey.
Zengin olan bir adam düşünün! Kullandığı ev, araba, kıyafet, parfüm, saat, telefon ne olursa olsun seçim yaparken elinde imkânlar dâhilinde gerek sağlamlığından gerek işlevinden gerekse masraf çıkarmamasından dolayı kalitelisini abartmadan israfa kaçmadan tercih edebilir. Caizdir ama aynı imkânlara sahipken daha iyisini kullanabilecek durumu varken işini görecek uygunluğundan dolayı ona ayrı bir meşguliyet kazandırmayacak onu uğraştırmayacak seviyede en asgarisini kullanması zühd'dür. Takvadır.
Yine elimizde olan bizlere lütfedilmiş olan tüm imkânlardan dolayı hesaba çekileceğimizi de unutmayalım.
Misal olarak altında iyi veya kötü bir aracın var ve sen sadece kendin kullanıyorsun başkasının ihtiyacını görmek bir kenara eşin, dostun, kardeşin, komşun senin o mala bağlılığından dolayı vermeyeceğini bildiği için istemeye bile çekiniyor ve olmazsa olmazların arasına giriyor ve sen gözün gibi bakıyorsan kesinlikle bu aracın başına bela olacak. Cebindekini ihtiyaç sahibine hesapsızca veremiyorsan 10 defa düşünüp taşınıyor ve elin vermeye gitmiyorsa bundan da sorulacaksın. Ben kazandım ben çalıştım diyorsan hem bundan imtihan olunacak hem de hesaba çekileceksin.
Evin, aracın, gayrimenkullerin var ve senin etrafında kirasını ödeyemeyecek kadar durumu olmayan insanlar var ve sen halen başka bir ev daha iyisi daha büyüğü en iyisi en büyüğü diyorsan geçmiş olsun kardeşim.
Kendiniz için istediğinizi din kardeşiniz için de istemedikçe iman etmiş olamazsınız, iman etmedikçe cennete giremezsiniz! Demiyor muydu PEYGAMBER(sav) .
Birde bahanelerimiz var tabi çıkarlarımıza uymayan kişiler için; yardım edeceğim de kardeşim bu adam değmiyor ki bu o adam değil diyoruz. Bırak buna ALLAH karar versin.
Varsa elinde imkân en yakınından başlamak üzere ailen, akraban, komşuların, arkadaşların, elemanların kim olursa olsun vermek zorundasın.
Hz.Ali ( r.a. )'nın tam adamı öldürecekken adam'ı yüzüne tükürdüğü için öldürmediğini. O kıssayı herkes biliyor sanırım aynı şeyler aslında peki biz neden nefsi davranmamak adına özellikle nefsimize hoş gelmeyen kişilere yardım etmiyoruz ALLAH rızasından dolayı.
Başka bir konu yasal olan her şey helaldir diye bir kaide yok dinimizde.
Yanımızda çalışan eleman'a piyasa bu herkes bunu veriyor yok askeri ücret yok istiyorsa çalışsın işçi çok gibi saçma sapan nedenlerle adamın aciziyetinden faydalanıp adamın zor durumda olduğunu bile bile adamı kullanmak ne etik bir ne de Müslüman ahlakıdır.
Velhasıl hiç bocalamaya kendimizi başka bir şekilde servis etmeye gerek yok ALLAH hepimizin ciğerini biliyor. Kendimizde nefsi olarak akşam başımızı yastığa koyduğumuz da o gün akşama kadar ne taklalar attığımızı ne için çalıştığımızı çok iyi biliyoruz. İnsanların alkış ve takdirleri dünya hayatında işe yarayıp bizleri bir yerlere getirebilir belki ama ALLAH'IN takdiri için yaşayıp o uğurda ölelim gerisi boş RABBİM ayaklarımızı sabit kılsın hatalarımızı fark ettirsin inşallah...