<p>“Kazandıklarımız ve kaybettiklerimizi para ve dolar cinsinden değil manevi açıdan da hesaplayarak oy kullanmalıyız” diye geçen hafta ki seçim yazımızı bitirmiştik.</p> <p> </p> <p>24 Haziran’da Millet olarak son yılların en önemli kararını verdik.</p> <p> </p> <p>Milletimize, Ülkemize ve bölgemize hayırlı uğurlu olsun.</p> <p> </p> <p>Bu haftaki yazımızda da, kimin kazandığını  yada kaybettiğini değil, bu seçimin bizlere neler öğrettiğini konuşalım istedik:</p> <p> </p> <p>Siyaset bilimcilerin çokta siyaset bilmediklerini, anket şirketlerinin parayı verene göre düdük çaldığını, yazarların sadece yazı yazmayı bildiklerini ama “okumayı” bilmediklerini öğrendik.</p> <p> </p> <p>“Dip dalga” diye bir dalganın olmadığını, var ise bile sadece denizde küçük kıpırdanmalarla sınırlı olduğunu</p> <p>yüzeye çıkıpta “tsunami” oluşturmadığını öğrendik.</p> <p> </p> <p>Ve yine az bir denizcilik bilgisi ile siyaset yapanların o sularda nasıl boğulduğunu öğrendik.</p> <p> </p> <p>Milliyetçi muhafazakar bir partiden ayrılarak kurulan bir partinin hem milliyetçi hem de solcu olamayacağını öğrendik.</p> <p> </p> <p>Anam bacım edebiyatı yaparak yada eşarp fırlatıp yazma toplayarak seçim kazanılmayacağını öğrendik.</p> <p> </p> <p>40 yıllık Müslüman bir gelenekten gelerek solculara, laiklere  akıl hocalığı yapmanın hiçbir getirisinin olmadığını öğrendik.</p> <p> </p> <p>Ve yine 40 yıllık Milli görüş gömleğinin iki ayda nasıl Paçavraya çevrileceğini ve bunu bir “Bilgelik(!)” içerisinde nasıl yapılacağını öğrendik.</p> <p> </p> <p>Sahnede bisiklet sürme ve az bir popülarite ile seçim kazanılamayacağını öğrendik.</p> <p> </p> <p>Her gün cuma namazı kılmanın toplum nazarında çok da faydasının olmadığını öğrendik.</p> <p> </p> <p>Solculuğun Milli Görüş(!) ile apo sevicilik arasında çok geniş bir yelpaze olduğunu öğrendik.</p> <p> </p> <p>Süyükten itmenin nasıl bir “ince” hesap olduğunu öğrendik.</p> <p> </p> <p>Seçimden seçime ver-yansın ederek, Milleti gaza getirdiğini zannederek seçim kazanılamayacağını öğrendik.</p> <p> </p> <p>Fakir fukaraya dağıtılan kömür ve makarna ile dalga geçmenin çokta komik olmadığını öğrendik.</p> <p> </p> <p>Üç değil beş yanlışın dahi bir doğruyu götürmediğini, beş çeşit yanlış bir araya gelse bile tek bir doğru etmeyeceğini öğrendik.</p> <p> </p> <p>Vefa’nın İstanbulda bir semt olmadığını 16 yıllık hizmete karşı bir gönül borçu olduğunu öğrendik.</p> <p> </p> <p>Hepsinden önemlisi Türk toplumunun siyaset mühendislerine, anket manipülasyonlarına, aba altından sopa göstertmelere pabuç bırakmayacağını öğrendik.</p> <p> </p> <p>Seçimi kaybettikten sonra da seçmene cahil muamelesi yapmanın bir “Sosyal Demokratlık” olduğunu öğrendik.</p>