Türkiye’de doğurganlık oranı, son yıllarda hızla düşerek kritik bir eşiğin altına geriledi. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, yaptığı açıklamalarda Türkiye’de doğurganlık hızının 2,1’in altına indiğini vurguladı. Bu gelişme, yalnızca demografik bir veri olarak değil; ekonomik, sosyal ve uzun vadede milli güvenlik boyutlarıyla da değerlendiriliyor. “Türkiye’de doğum oranı yüzde kaç?”, “Türkiye’nin yıllara göre doğurganlık oranı nasıl değişti?”, “Nüfus neden azalıyor?” gibi sorular, kamuoyunda en çok aranan başlıklar arasında yer alıyor.
Türkiye’de doğum oranı yüzde kaç, güncel doğurganlık hızı ne durumda, TÜİK verileri neyi gösteriyor?
2024 itibarıyla açıklanan güncel veriler, Türkiye’de doğum oranlarında ciddi bir düşüş yaşandığını ortaya koyuyor. Bakan Göktaş’ın paylaştığı bilgiler doğrultusunda, Türkiye’de toplam doğurganlık hızı 2,1’in altına inmiş durumda. Bu eşik, bir toplumun nüfusunu yenileyebilmesi için gerekli olan minimum seviye olarak kabul ediliyor.
Türkiye’de hanelerin yüzde 57’sinde çocuk bulunmaması, doğum oranlarındaki gerilemenin yalnızca istatistiksel değil, toplumsal bir dönüşümün göstergesi olduğunu ortaya koyuyor. Uzmanlara göre bu tablo, ilerleyen yıllarda iş gücü, sosyal güvenlik sistemi ve yaşlı nüfus oranı üzerinde doğrudan etkili olacak.
Türkiye doğurganlık oranı yıllara göre nasıl değişti, geçmişten bugüne düşüş nasıl hızlandı?
Türkiye’de doğurganlık oranı, uzun yıllar boyunca nüfusun kendini yenilemesini sağlayan seviyelerde seyretti. Ancak özellikle 2000’li yıllardan sonra istikrarlı bir düşüş trendi başladı.
2001 yılında kadınlarda ilk anne olma yaşı 25,8 iken, bu rakam 2024’te 29,3’e yükseldi. Anne olma yaşının yükselmesi, doğrudan çocuk sayısının azalmasına neden olan en önemli faktörlerden biri olarak gösteriliyor. Eğitim süresinin uzaması, kariyer planlaması, ekonomik koşullar ve şehirleşme gibi unsurlar, doğurganlık hızındaki düşüşü hızlandırdı.
Türkiye’de nüfus neden azalıyor, doğurganlık düşüşü hangi alanları etkiliyor?
Doğurganlık hızındaki gerileme, yalnızca nüfus artış hızını değil; toplumun yaş yapısını da köklü biçimde değiştiriyor. Uzman değerlendirmelerine göre mevcut eğilimler devam ederse, Türkiye nüfusu 2100 yılında 25 ila 54 milyon aralığına kadar gerileyebilir.
Bu durum;
Çalışan nüfusun azalması
Yaşlı nüfus oranının hızla artması
Sosyal güvenlik sisteminin sürdürülebilirliğinin zorlaşması
Ekonomik üretkenliğin düşmesi
gibi çok boyutlu sonuçlar doğurabilir. Bu nedenle nüfus meselesi, siyasi ve idari düzeyde “beka sorunu” olarak ele alınmaya başlandı.
Nüfus düşüşüne beka vurgusu, Cumhurbaşkanı ve Bakan Göktaş ne dedi?
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, doğurganlık oranlarındaki düşüşü daha önce yaptığı açıklamalarda “bir felaket” olarak nitelendirmişti. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş ise, bu konunun yalnızca aile yapısını değil, devletin geleceğini de ilgilendirdiğini ifade etti.
Bakan Göktaş, “Güçlü aile olmadan güçlü toplum, güçlü toplum olmadan güçlü devlet olmaz” sözleriyle, doğurganlık meselesinin stratejik önemine dikkat çekti. Doğum oranlarındaki düşüşün; ekonomik, sosyal ve güvenlik alanlarında zincirleme etkiler yaratacağı vurgulandı.
Türkiye’de hanelerin yüzde 57’sinde çocuk yok, bu ne anlama geliyor?
Paylaşılan veriler, Türkiye’de hanelerin yüzde 57’sinde çocuk bulunmadığını ortaya koyuyor. Bu oran, yalnızca çocuk sahibi olmama tercihini değil; evlilik yaşının yükselmesini, tek kişilik hanelerin artmasını ve aile yapısındaki dönüşümü de gözler önüne seriyor.
Bu tablo, eğitimden konut politikalarına, şehir planlamasından sosyal hizmetlere kadar birçok alanda yeni politikaların gerekliliğini gündeme getiriyor.
Aileye yatırım, geleceğe yatırım, devlet hangi adımları atıyor?
Bakan Göktaş, nüfus politikalarının merkezine aileyi yerleştirdiklerini açıkladı. Bu kapsamda hayata geçirilen en önemli mekanizmalardan biri Aile ve Gençlik Fonu oldu.
81 ilde uygulanan fon kapsamında:
68 bin 763 çift desteklerden yararlandı
Toplamda 8 milyar 466 milyon lira ödeme yapıldı
Fondan yararlanan 4 bin 715 gencin 4 bin 765 çocuğu dünyaya geldi
Bu veriler, doğrudan maddi desteklerin doğum oranları üzerinde pozitif etkiler yaratabileceğini gösteriyor.
Doğum yardımlarında yeni dönem, çocuk başına destekler ne kadar oldu?
Devlet, doğum oranlarını artırmak amacıyla doğum yardımlarında kapsamlı bir reform gerçekleştirdi. Yeni düzenlemeye göre:
İlk çocuk için tek seferlik 5.000 TL
İkinci çocuk için aylık 1.500 TL
Üçüncü ve sonraki çocuklar için aylık 5.000 TL
Bu ödemeler, çocuk 5 yaşına gelene kadar düzenli olarak annelerin hesaplarına yatırılıyor. Şu ana kadar 721 bin çocuk için 8,7 milyar liralık ödeme gerçekleştirildi.
2026–2035 Aile ve Nüfus On Yılı nedir, hangi hedefleri kapsıyor?
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, 2026–2035 dönemini “Aile ve Nüfus On Yılı” olarak ilan etti. Bu dönemde, doğurganlık oranlarını artırmaya yönelik politikaların yapısal bir çerçeveye oturtulması hedefleniyor.
Bakan Göktaş, bu projenin önümüzdeki ay Cumhurbaşkanı’nın katılımıyla kamuoyuna tanıtılacağını açıkladı. Planlanan çalışmalar arasında;
Aile desteklerinin artırılması
Genç evliliklerin teşvik edilmesi
Kadınların iş–aile dengesinin güçlendirilmesi
Çocuk bakım hizmetlerinin yaygınlaştırılması
gibi başlıklar yer alıyor.
Yaşlanan nüfus ve yaşlı bakım politikaları, ücretsiz bakım oranı yüzde kaç?
Doğurganlık hızındaki düşüş, yaşlı nüfus oranını da artırıyor. Bakanlık verilerine göre:
Bakanlığa bağlı huzurevlerinde 14.885 yaşlı
Özel huzurevlerinde 13.740 yaşlı
Yaşlıların yüzde 30’una ücretsiz bakım sağlanıyor
Ayrıca 2025 yılı itibarıyla 517 bin yaşlı ve yakınına, evde bakım desteği kapsamında aylık 11.702 TL ödeme yapılması planlanıyor.
Türkiye’de doğurganlık oranı neden milli güvenlik meselesi olarak görülüyor?
Uzmanlar, nüfusun azalmasının uzun vadede askeri kapasite, ekonomik üretim, sosyal dayanışma ve jeopolitik güç üzerinde etkili olacağını belirtiyor. Bu nedenle doğurganlık oranları, yalnızca sosyal bir konu değil; stratejik bir mesele olarak değerlendiriliyor.
Türkiye’nin genç nüfus avantajını kaybetmesi, küresel rekabet gücünü de doğrudan etkileyebilecek bir risk olarak görülüyor.





