<p>Boş ve yalansın DÜNYA. Hiçbir şeyin gerçek ve kalıcı değil senin.</p><p>Kaç Süleyman geçti, kaç Sultan devrildi bilemiyorum.</p><p>Kaç firavun boğuldu denizinde kaç kavim helak oldu bir rüzgârın ile...</p><p>Ne Karun'ların malı kurtardı kendilerini ne Şah'larının saltanatı sürdü her daim...</p><p>Ne Habil'i katleden Kabil'e kaldı bu dünya ne de bir sinekle başa çıkamayan Nemrut'a...</p><p>Ne İbrahim'in kırdığı putlar var şimdi ne de yerin dibine batmış sapık Lut'lar...</p><p>Soldu İrem bağının bütün bahçesi kalmadı Ad kavminin tek bir çivisi...</p><p>Ne ölüleri dirilten İsa'ya kaldı burası nede Kızıldenizi asasıyla yaran Musa'ya...</p><p>Ne Yusuf yüzlülere kaldı bu güzellik ne Ömer'lere Ali'lere kaldı bu mertlik...</p><p>Ne Fatih fethedebildi bu Cihanı ne Kanuni'nin adeleti hükmetti ilelebet...</p><p>Ne Karacaoğlan'ın sevdası yaşattı fani aşkını</p><p>Ne aşık Veysel'in kalp gözü gördü güzelleri...</p><p>Ne Yunus Emre'nin ilahisi anlatabildi bu Zamanı ne Mevlana'nın mesnevisi...</p><p>Ne İbni Sina bulabildi ölüme çare ne de hayata meydan okuyan hekimbaşı...</p><p>Boşsun dünya bomboş her anın ve her şeyinle yalansın sadece çok kısa süren bir rüyasın...</p><p>Gerçek mekanı ve hayatı ise Rabbimiz bize bildiriyor: 'Bu dünya hayatı ancak bir eğlence ve oyundan ibarettir, ahiret yurduna gelince; işte gerçek hayat budur. Keşke bilselerdi'(Ankebut64).</p><p>Bilenlere selam olsun...</p>