<p>Elimde cam bir şişe var. Az önce yemek yediğimiz lokantadan aldım. Su şişesi, hani şu bildiğimiz hazır sulardan ama kapağı çok hoşuma gitti, vidalı ve şişenin şekli çok güzel. Çocukluk yıllarımı hatırlatıyor bana. O vakitler gazoz satarlardı böyle şişelerde, markası bile hatırımda “Portalin” Kimileri “bir sarı versene” diye isterdi bu gazozu. Rengi sarı portakal gazozuydu, ondandır, ben hala portakal gazozu isteyeceğim zaman hep “bir tane portalin verir misin” diye isterim marketçiden, o ise, her seferinde bana tebessüm ederek “olur bey amca” gibilerinden bir bakış atar. İtiraf etmeliyim ki yaşlanıyorum…</p><p>28 Şubat’la ilgili keyifli hatıralarım çok fazla olmasa da, hafızamı zorlarsam üç beş tane çıkartırım herhalde. Mesela, o dönemlerde Radyo Vahdet’te “Refah Parti” sinin il Müfettişi olan emekli İmam Muharrem Kazcı’yla birlikte haftanın siyasi gelişmelerini yorumladığımız bir radyo proğramımız vardı. Muharrem hoca çok zeki ve bir o kadar da samimi bir dava adamıydı. Emekli olmadan önce yanlış hatırlamıyorsam “Mehmet Paşa cami” sinde bir Cuma namazına gitmiştik dostlarla. Sevgili Ramazan Toprak, Bilal Gümüş, Coşkun Genç v.s . Bizim ekip muzip mi muzip, yerimizde duramıyoruz, genç ve sinerji doluyuz. Elimizde bir kamera sağı solu çekip duruyoruz. Bu arada Muharrem hoca Cuma vaazı vermekte ve bir an hocanın gözü benim elimdeki kameraya takıldı. O anda ne olduysa hocanın ses tonu öyle bir değişti ki sanırsın müftülük binasında vaaz yarışmasına giriyor. Gayet samimi olan vaaz niteliği bir anda resmi bir devlet erkanı açıklamasına dönüştü ve vaaz bitinceye dek kameranın objektifini hocanın bakışlarından bir an bile kurtaramadım. Bizim ekipte namaz sonrası kahkaha tufanı…</p><p>Muharrem Kazcı’yla daha sonraları yaptığımız bu proğramlardan birisinde başörtüsü meselesine fazla yüklenmiş olmalıyım ki, “Batı Çalışma Grubu” bizim konuşmaları kaydederek hakkımızda dava açmış. İkimizi de mahkemeye çağırdılar, koşa koşa gittik! Sıkıysa gitme! Muharrem hocanın o yüz rengini asla unutamam, kireçle boyanmış gibi bembeyazdı. Bende artık bağışıklık yapan bu davalar bana bir oyun gibi gelse de, hocaya bir hayli sıkıntı vermişti. E kolay değildi tabi, 30 yıllık memuriyet hayatından sonra gelen emekliliğin tadını dahi çıkaramadan hayatında belki de ilk defa mahkeme kapısı görmek hocayı ister istemez ürkütmüştü. Neyse ucuz atlattık, ilk mahkemede “maksadımızı aşan bir konuşma” yaptığımızı itiraf edip beraat kararını hak ettik!</p><p>Reha Muhtar’ın hamam tellalı edasıyla bağırdığını duyuyordum televizyondan “ İrtica hortladı” Evet hakikaten irtica hortlamıştı. Hüseyin Üzmez merhumun Ankara’daki evinde hortlayan irtica, Müslüm Gündüz’ün uçkurundan fırlayarak, sadece “ Fadime bacı” nın değil, en çok ta “Refah-yol” hükümetinin başı olan Merhum Başbakan Necmettin Erbakan’ın boynuna dolanmıştı kör olası! Artık olan olmuş ve Müslüm abimizin uçkuru, yalnızca bir uçkur olmaktan öteye süper güçleri olan bir “yağlı urgan” a dönüşüvermişti. Darbeciler “Muhtar” ın ağzından “muhtıra” lar yayınladıkça, sivil gözaltılar artıyor ve Müslümün uçkuruna asılmak suretiyle birer birer infaz ediliyorlardı. Fadime! Türbanlı ve saf bir bacımız! Önce Ali Kalkancı, daha sonra ise Müslüm Gündüz tarafından kandırılarak “kuma” alınmış mümine! bir kızımız! Merhum Hüseyin Üzmez’in evi ise irticanın hortladığı mekan!</p><p>Tüm televizyon kanallarında bu muhteşem üçlünün görüntüleri ve Müslüm Gündüz’ün yakalandığı ana ilişkin yarı çıplak görüntüleri dolaşıyor, “kartel medyası” tetikçileri bas bas bağırıyorlar “şeriat geliyooorrr, kaçııınnnn!”…</p><p>Yahu ne komik bir darbeydi 28 Şubat ve ne salak ca darbelendik öyle! Müslüm’ün bir istihbarat elemanı, Fadime’ninse bir tele kız olduğu yıllar sonra ortaya çıktığında ne gülmüştüm öyle. Hakikaten salakmışım, salakmışsınız ve salakmışlar! Biz ne saf bir milletmişiz ki hemencecik kandırıvermişler bizi! Darbecilere kızıyorsunuz değil mi? Ya kendinize kızdığınız oldu mu? Hiç sordunuz mu kendinize “ Ne oluyoruz ulan!”</p><p>Biliyorum şimdi uyandınız, artık bu nevi çakallıkları anında fark ediyorsunuz! Biri size bir haber getirdiğinde bir lafa, birde söyleyene bakıyorsunuz! Sonunda adam olduk mu ne? Korkmayın artık kimse darbe yapamaz bize, onlarda bunun farkında. Aslında onlar da usandılar bu oyundan, öyle ya! Nereye kadar sürecekti ki bu darbecilik oyunu?</p><p>Ben mi? Kim miyim? Boş verin beni! Bir 28 Şubat Mağduruyum sadece. Aslında ben, canım her portakal gazozu içmek istediğinde hep “Portalin” istemeye devam edeceğim zira ben onun ne anlama geldiğini iyi biliyorum, tıpkı Sizin her 28 Şubat yıl dönümünde “ kahrolsun darbeler” deyip, ne olduğu hakkında hiçbir şey bilmediğiniz gibi!...</p>