Bir insanın gerçek seviyesi; en çok, ağzından çıkan cümlede ortaya çıkar.

Bazı insanlar yıllarca “büyük adam” diye anılır.
Servetleri konuşulur,
masaları kalabalık olur,
salonlarda alkışlanırlar.

Sonra bir cümle kurarlar…
Ve aslında ne kadar küçük, ne kadar sığ, ne kadar bayağı oldukları ortaya saçılır.

Bir halkın kadınını küçümseyerek kahkaha üretmeye çalışmak;
ne mizah zekâsıdır,
ne kültürdür,
ne de asalet.

Bu; kibirdir.
Cehalettir.
Seviyesizliktir.
Aşağılıktır.
Karakter çürümesidir.

Çünkü Kürt kadınları;
bu coğrafyanın en ağır acılarını omuzlayan kadınlardır.

Yoklukta evlat büyüten,
eşini toprağa verip ailesini ayakta tutan,
acıya rağmen vakarını kaybetmeyen kadınlar…

Onların sessizliği bile,
bazı insanların bütün şaşaalı hayatından daha ağırdır.

Ve insan gerçekten hayret ediyor:
Bir insan, sahip olduğu onca servete rağmen nasıl bu kadar küçülebilir?

Çünkü bazıları zenginleştikçe zarifleşir.
Bazıları ise kendini insanlardan üstün görecek kadar yozlaşır.

Bir milletin kadını hakkında aşağılayıcı cümle kurup sonra adına “mizah” demek…
İnsanın bütün iç dünyasını ele verir.

Çünkü gerçek büyüklük;
gücü elindeyken bile kimseyi aşağılamamaktır.

Ama bazı insanlar,
paranın verdiği sahte dokunulmazlığın arkasına saklanıp her şeyi söyleyebileceğini sanır.

İşte en büyük çürüme budur.

Ve gün gelir…
İnsanların hafızasında servetiniz değil,
kurduğunuz o seviyesiz ve utanç verici cümle kalır.

Geriye ne alkış kalır,
ne o gösterişli masalar,
ne de sahte ihtişam…

Sadece bir halkın kadınını aşağılayacak kadar küçülmüş,
kibirden çürümüş bir zihniyet
kalır.