<p>Merhum Cumhurbaşkanı, Turgut Özal ile başlayan “liberal” politika, 12 Eylül’ün hemen akabinde sıkıyönetimle idare edilen ülkede bayram sevinci ile karşılanmıştı. Askerin despot baskısından ve ekonomiye Fransız olmasından olacak ki, ekonomi çevreleri topyekun Özal’ın politikalarına destek vermişti.</p><p>İçine kapalı bir toplum modelinden, dışa açık, yeniliklerin kabul gördüğü ve üreten bir Türkiye idealiyle yola çıkan Özal ve Anavatan Partisi bu konuda epey mesafe aldı. Günahları ve sevabıyla, artıları ve eksileriyle bir döneme imza atan Özal’ın başarılarında halk ile bütünleşmesinin en büyük rolü oynadığı gibi, eleştirilen tarafında ise ailesinin hoyratça yaşamı ve Parti içerisindeki yolsuzlukların olduğunu söylemek mümkün.</p><p>2002 yılından bu yana ülkeyi yöneten Recep Tayyip Erdoğan ve Ak Parti iktidarı bu ülke için devrim niteliğinde olan şeyler yaptı. Halkın daha çok özgürleşmesinden tutun, iktidarlar üzerindeki vesayetlerin kırılmasına değin birçok alanda başarılı operasyonlar yaparak, Türk demokrasisinde bir dizi ameliyat gerçekleştirdi. Kabul etmek gerekir ki bunların tamamına yakınında başarılı oldu.</p><p> Ak Parti hükümetinin en büyük handikapı şu ki; Geçmişte ANAP’ın başına gelen ve muazzam halk desteğinin bir anda nasıl da tuz buz olduğundan yola çıkması ve kendisi için oradan gerekli dersleri çıkarması gerekir diye düşünüyorum. Ak Parti’yi başarılı kılan şeyin arkasındaki en büyük gerçeğin Tayyip Erdoğan’ın muhteşem eforu, halkla olan bütünlüğü ve söylemlerindeki net duruşu olmuştur. Bunun yanı sıra dürüst bir siyasetçi, profili çizen Sayın Cumhurbaşkanı bu yönü ile kabul görmüş tür.</p><p>Ak Parti’nin içerisindeki “çıkarcı” lobilerden rahatsız halk. Özellikle yerel yöneticilerin temiz olmadığını düşünüyor ( istisnalar hariç). Teşkilatların başına çöreklenen işadamı profilli siyasetçilerin asıl amaçlarının halka hizmet olmadığını ve her birinin “ihalevi ajandaları” olduğu gerçeğini çok iyi biliyor kamuoyu. Geçmişte ANAP’ı yıkan sebeplerde bunlar değil miydi? Merhum Özal’ın şahsı ile ilgili eleştirilerden ziyade ailesi ve Parti içerisindeki çıkar ve rüşvet çeteleri gündemde yer tutardı. Yani aslında Özal’ın temiz olması ANAP’ı ayakta tutmaya yetmemişti.</p><p>An itibarıyla Sayın Cumhurbaşkanının toplumda saygı ve sevgi gösterilen hatta efsane bir isim olması, bünyesinde ve teşkilatlarında kendi çıkarlarını halkın ve Partinin çıkarlarının önüne koyan bu zümreleri barındıran Ak Parti’yi ayakta tutmaya yetecek midir? Bence hayır! Daha şimdiden her şehirde Parti içerisinden muhalefet sesleri yükselmeye başladı bile. Çeşitli platformlar oluşturan Ak Parti içi muhalefet toplulukları seçimler öncesi taleplerini ve muhalefet etme gerekçelerini ortaya koyuyorlar. Başbakan Ahmet Davutoğlu heyecanlı ve dürüst bir lider, aynı zamanda çalışkan ve dengeleri iyi bilen birisi. 2015 Seçimleri sonrası yeni bir örgütlenmeye gideceği öngörülmektedir. Bu konuda neler yapabilir veya gücü nereye kadar yeter bilmiyorum. Örneğin teşkilatlarda yeni bir yapılanmaya giderken veya Milletvekili adaylarının belirlenmesinde iradesi Çankaya’ya ( şimdi Ak saray oldu) toslar mı?</p><p>Bildiğim bir şey var ki, gördüğüm Ak Parti seçimler öncesi yeni bir yapılanma içerisine girmezse ve özellikle milletvekili adayları belirlemede adil ve tabanın taleplerine uygun isimleri ortaya çıkartmaz ise bir hayal kırıklığı yaşayabilir. Velev ki seçimlerde yüksek bir oy yüzdesi ile çıksa bile uzun vadeli hesaplarına uyum gösterecek bir kadro ile yürüyememesi yakın gelecekte yapmayı planladığı “ büyük Türkiye” hedeflerinde aksaklığa yol açacaktır.</p>