<p>İki gün evvel yazdığım makalemle ilgili olumlu ve olumsuz yüzlerce tepki aldım. “Öksürük varsa dirençte vardır” düşüncesiyle, yazımla ilgili beğenen, beğenmeyen, eleştiren, eleştirmeyen herkese teşekkür ediyorum.</p><p>Yazımda konu ettiğim başlıklardan özet geçmek gerekirse, AK Parti Aday listeleri ve seçim stratejisi hakkında görüşlerimi ifade etmiştim. İçerisinde eleştiride vardı, övgüde. Geçmişten örneklemeler yaparken, doğrulardan ve yanlışlardan geleceğe ışık tutmaya çalıştım.</p><p>Bazı okuyucularım tarafgirlik yaptığımı ve AK Parti’ye açık açık oy istediğimi söyleyerek beni yerden yere vurmuşlar! Ne yapsaydım? CHP’ye mi oy isteseydim? Diğer bir okuyucum beni “yanar döner” olmakla itham etmiş! Canı sağ olsun. Bir başkası “kafan karışık” diyerek haşlamış!</p><p>Ben tarafım! Evet ben elbette tarafım, zira “Taraf olmayan bertaraf olur” sözünün edebiyatına değil, icrasına inanıyorum. Partici ya da “partizan” asla değilim ama “partiliyim” çünkü vatandaşım da ben…</p><p>AK Parti’yle ilgili düşüncelerim, konuştuklarım ve yazdıklarımdan başka bir şey değildir. Zaman zaman AK Parti’ye en amansız eleştirileri yaptığım vakidir. İki gün önce yazımda toparlayıcı bir üslup kullanmam, gelecekte yapılabilecek bir yanlışa sükut etmem anlamı taşımaz.</p><p>Öncesinde AK Parti’yi eleştirdiğim için bana kızanlar, dün yazımda AK Parti için hoş sözler söylediğimde sevindilerse burada bir yanlış var! tersine çevirdiğimizde de muhalefet edenlerin şimdi kızmaları! buda sakat. Yanlış olan benim yazdıklarım ya da konuştuklarım değil, bilakis bu “Oportunist” zihinlerin düşünce biçimleridir.</p><p>Ben hiçbir siyasi Parti’yi, hatta hareketi kutsamadım ve kutsamam. Bu hakkın ve hakikatin doğasına aykırı, hem de günübirlik değişkenliğe açık, beşeri fikirler ve sistemlerin “ilahlaştırılması” anlamı taşıyacağı için sakıncalı bir durum olurdu.</p><p>Görünen o ki, AK Parti “Particiliği” yapan kimileri, tüm yanlışlarını doğru kabul ettiği ve “Benim Partim asla yanlış yapmaz” düsturuyla hareket ettiği için beni anlaması gayet zor olacaktır. Diğer taraftan,” üç yanlış bir doğruyu götürür” mantığında ısrarcı olan bir kesim ise AK Parti’nin 13 yıldır yaptığı hizmetlerin tamamını, üç beş yanlışa kurban ederek, sonuç itibarıyla ancak bir Parti olan AK Parti’yi yerden yere vurarak “topyekun” reddiye makamı olarak görmekte ve herkesin de bunu böyle görmesini dikte etmektedirler. Bu da diğeri gibi izahata muhtaçtır.</p><p>Oysa her iki kesimde “ifrat ve tefrit” te dir. Her iki düşünce yapısı da, bir Parti’nin aynı kişiler gibi, doğrularının ve yanlışlarının olabileceğini hesaba katmadan “ kutsal” bir anlam yüklemiş olmuyormu?</p><p>Dostlar, tüm Parti’ler, mevcut sistem içerisinde ve kanunların elverdiği ölçüde, halkın yaşamını düzenleyen kanunları çıkartmaya ve yönetmeye talip insan topluluklarından oluşan kurumlardır, hepsi bu! Sadece bu!</p><p>Parti’lere değer ve anlam katan şey içinde kümelenen kişilerin inanç yapıları, samimiyetleri ve “adam”lıklarıdır. Ancak tüm bunlar dahi bir Parti’yi eleştirmemek için gerekçe olmadığı gibi, topyekun yok saymaya da mazeret kabul edilemez.</p><p>Ben doğru olanı yaptığımı düşünüyorum. Dün eleştirdiğim bir Parti’yi bugün övmem gerektiğinde övebilmeliyim. Yarın aynı Parti yanlış yaptığında yeniden eleştirebilirim. Bu beni kafası karışık birisi yapmaz, ancak “doğruya doğru” diyen birisi yapar. Tam tersi, bunun aksi beni yalaka, yalavaç ve sinsi birisi yapar.</p><p>Dün eleştirirken kimseden korkmadım, bir yerlerin tetikçisi olmadım. Bugün överken de bir yerlerden talimat almadım ve ulufe beklemiyorum. Bizim dostluğumuzda, düşmanlığımızda ancak hak ve hakikat içindir vesselam…</p>