<p>Aday listeleri açıklandı ve hummalı yarış sona erdi. Halk dilinde bir tabir var ya “ olan oldu, biten bitti”</p><p>Geçmişe dönüp, liste üzerinde türlü şeyler söylemek mümkün. Eleştirmek daha da kolay, tartışılabilir bir listeydi. Doğrusunu söylemek gerekirse bende dahil olmak üzere herkes “ters köşe” oldu. Öncelikle şunu söylemek gerekir ki, AK Parti içerisinde Adaylık için yarışan herkes AK Parti’den Milletvekili Adayı olabileceğine inanarak yarıştı. Bence asıl önemli olan buydu. Siyasete girmek isteyen, yönetmeye talip olan her kesimden temsilcinin Aday olma cesaretini AK Parti’de bulması, bence, AK Parti’nin Parti içi demokraside geldiği aşamayı göstermesi açısından kayda değer bir gelişmedir.</p><p>Bu seçim her seçimden daha önemli bir seçimdir. AK Parti her şeye rağmen, Türkiye halklarının ve Dünya mazlumlarının “yekpare” umudu olmaya devam etmektedir. Gerek söylemleri, gerekse eylemleri bakımından “ikbal” e dair sonucu belirleyebilecek tek Parti konumunu muhafaza etmektedir AK Parti.</p><p>Ortaya çıkan listelerde ismini göremeyen her aday adayının hayal kırıklığı yaşaması normaldir, hatta bir miktar eleştirmesi “beşer” tarafına yorumlansa da, bundan sonrası için üslubuna dikkat etmesi bir zorunluluktur. Zira “ikbal” e giden yol uzun ve meşakkatli görünmektedir. Sonuç itibarıyla bir Milletvekilinin yetki ve görevleri sınırlıdır. Asıl olan şey merkezi güç. Hepimiz biliyoruz ki, ülkeyi yöneten, ulusal ve Uluslararası kararları alan mekanizma Genel Merkezlerdir. Her ne Kadar yerel sorunlar ve gelişime yönelik çözümler konusunda, merkezi yönetimi uyarması gereken Milletvekillerinin temsil noktasında ehliyet ve vicdan sahibi olmaları ve halkla iç içe olmaları gerekiyorsa da, gönlümüzden geçen isimler aday olamadı diyerek, topyekun bir “başkaldırı” da, bizim temel gaye ve davamıza büyük zararlar verebilir.</p><p>AK Parti listelerinde, üzerinde en fazla hassasiyet gösterilen konu, sanırım “paralel örgüt” ile ilgiliydi. Ülke genelinde Aday listelerine bakıldığında bu örgütün olası bir sızmasına karşı özellikle önlem alındığını görüyoruz. Düne kadar Paralel örgütün gerçekleştirdiği ihanet herkesi şaşkına çevirmemiş miydi? Ülkeyi nasıl peşkeş çektiklerini, Devletin sırlarını yabancı istihbarat örgütlerine nasıl servis ettiklerini gördüğümüzde nefretle dolmamış mıydı yüreklerimiz? AK Parti davasının lideri, Türkiye’nin umudu ve tüm Dünya mazlumlarının medarı iftiharı “Reis” e karşı, satılmış bir savcının “diz çöktürme” fantezisini duyduğumuzda hangimiz hınç duymadık ve hangimiz dişlerimizi sıkmadık öfkeden?</p><p>Yeniden Aday listelerine dönecek olursak, Bir kere şunu bilmeliyiz ki, AK Parti adaylarının hiç birisini liyakatsizlikle suçlayamayız. Nihayetinde onlarca kurullardan geçen ve birçoğu geçmiş dönemlerde Milletvekili olarak temsilde bulunan kişiler. Hal böyle olunca, nitelik bakımından bir sıkıntı olmamakla birlikte, “şehir tercihleri açısından yanlışlıklar yapılmıştır” Bu bir sitem konusu olabilir, dozunda bir eleştiriye de açık bulunabilir, ne var ki, topyekun reddiye malzemesi yapılamaz.</p><p>AK Parti’ye bir dava Partisi ve “Diriliş” hareketi olarak bakan herkes bilmelidir ki, “Reis” halen bu ülkenin başındadır, ülkenin politik ve siyasal rotası asla değişmemiştir ve değişmeyecektir. İnsan hakları ve özgürlükleri konusunda asla taviz verilmeyecektir. Listede gönlümüzden geçen adayların yer bulamaması bir son değildir ve kıyamet kopmayacaktır. Gönlümüz elbette halka yakın bizden isimlerin gitmesini ve TBMM’de temsil etmesini istiyor olsa da, AK Parti’nin bir bütün olduğunu unutmamamız gerektiğini de göz ardı etmemeliyiz diye düşünüyorum.</p><p>Son söz; Hakem düdüğü çalmış ve penaltı kararı verilmiştir. İtirazlarımız en fazla kart görmemizi sağlar. O halde, ya bu penaltıya razı olup, oyunda kalmaya devam edeceğiz, ya da hakeme itiraza devam edip oyundan atılmayı göze alacağız. Unutmayalım ki, maç doksan dakikadır ve biz oyundan atılsak ta maç devam edecektir ama bizim takım on kişi kalacaktır…</p>