<p>Her şey, ben küçük bir çocukken başladı aslında!</p><p>Köyleri çoğunuz bilirsiniz, bilmeyenler de duymuştur en azından.</p><p>Tabiatla daha bağlarımızın kopmadığı yerlerdir köyler. İnsan orada yıldızlara dokunabilir gece vakitlerinde. İnsan orada, meyvelerin en güzelini, toprağın en bozulmamışını, insanın en karşılıksızını bulabilir.</p><p>İşte ben de öyle bir köyde açtım gözlerimi ve başladı her şey!</p><p>Bir tavuğun ardına dizilmiş 8-10 civcivin peşinden gitmek bambaşkadır. Onlardan birini almaya çalışmak, alıp da sevmek istemek,her çocuğun istediklerindendir. Ben de alıp annesinden bir civcivi sevmek istedim.</p><p>İşte her şey o “sevmek istemek”ten sonra oldu.</p><p>Yaptığım hareketin ardından, anne tavuk atılınca üzerime, can havliyle kaçarken, bir yavru civciv ayaklarımın altında kaldı ve oracıkta öldü.</p><p>Evet, olay tam da böyle olmuştu. Bir civciv ezmiştim bilmeden ve saatlerce ağlamış, günlerce unutamamıştım. Küçüktüm, aklım başıma düşmemişti belki; ama kainattan büyük bir kalbim vardı. Merhametim vardı, tıpkı köyümüzün karşısında duran koca dağlar gibi.</p><p>……………………………………………………………..</p><p>Küçük bir çocuk. Üç ya da beş yaşında. İsmi, zeyd. Onun çok sevdiği bir kuşu var. Kuşun adı, umeyr. Tıpkı benim çocukluğumdaki gibi. Hazreti peygamber ona “Ebu umeyr” yani: kuşların babası, diye sesleniyor.</p><p>Ecel geldi bir gün. O küçük çocuğun kuşunun kalbine kondu. Alıp götürdü kuşu uzaklara. Çok ağladı zeyd. Günlerce, belki gecelerce ağladı, kuşu düşündü.</p><p>Bir vakit evinde iken zeyd, olmayacak olan oldu, gelmeyecek olan geldi. Allah’ın peygamberi onun üzüntülü halini işitmiş de evine kadar gelmişti. Ona taziyeye, “başın sağ olsun”a gitmişti.</p><p>Bitmeyecek sanılan acı bitmişti işte, Zeyd görünce çöle inen nuru gözlerinin içiyle değil sadece, tüm yüreğiyle sevinmişti.</p><p>Evet, tam da böyle olmuştu. Bir çocuğun kuşu ölmüş ve Allah’ın peygamberi onu ziyarete gitmişti.</p><p>……………………………………………………………</p><p>Başka bir çocuk. Adı Abdullah. Babasıyla beraber bir yolculuğa çıkıyor. Yolculukta efendimiz de var. Deve yeni ve terbiye edilmemiş olduğu için çok hızlı. Kontrol etmek çok zor. Sürekli kervanın en önüne geçiyor. Çocuk deveyi kontrol edemiyor, işte bu yüzden çocuğun babası Ömer de sürekli deveyi geri çevirmek zorunda kalıyor.</p><p>Deve, kafilenin önüne geçince yeniden, baba çok sinirleniyor ve bağırıyor evladına: “Allah’ın Resulünün önüne kimse geçemez!”</p><p>Evet, çocuğun azarlanmasına üzülen, kalbi yanan biri var orda. Yeryüzünün daha önce görmediği ve daha sonra da göremeyeceği kadar merhametli bir kalp var O’nda.</p><p>Çocuğun babasına diyor ki : “ Ya ömer, bana bu deveyi satar mısın?”</p><p>Ömer: “Deve senindir, ya Resulullah.”</p><p>Resul: “Hayır, ben satmanı istiyorum.”</p><p>Evet, deveyi satın alıyor insanların en güzeli. Ve kalbi kırılmış, yüreği burkulmuş, rencide olmuş o çocuğa dönerek şu altın cümleyi söylüyor: “Abdullah, deve artık senindir. Ona istediğin gibi binebilirsin.!”</p><p>…………………………………………………………………..</p><p>Şimdi yirmi birinci asrın tam ortasındayız.</p><p>Kuşlarımız öldü bir gece vakti ve gözlerimiz doyasıya ağladı. Bir ziyaret bekledi gözlerimiz. Bize çoğu kere; ölenin, bir hayvan olduğu anlatılmaya çalışıldı. Daha sonra gidip yenisini alabileceğimiz söylendi. Alınan her yeni, eskinin acısını bitirmezdi ki! Çünkü biz ruhu olan, duyguları olan, anlaşılmak istenen bir insan, bir çovuktuk oysa! </p><p>Misafirler geldi evinize. Çocuğunuz herkesten önce bir lokma aldı. Hadi, durmayın hemen bağırın ağız dolusu. Onun bir ruhunun olduğunu sakın hatırlamayın.</p><p>……………………………………………………………….</p><p>Merhamet lazım yüreklerimize. Ceplerimizin dolmasını istemek kadar, yüreğimizin, kalbimizin büyümesini de istemek lazım. Ayrıntılara takılmak lazım. Küçük bir çocuğun dünyasını görmeye çalışmak lazım. Kırılan bir kalp için, feda edecek dünyalıklar bulmak lazım.</p><p>……………………………………………………………..</p><p>Bugün ve uzun süredir, coğrafyamızda ve dünyada masumların kanı dökülüyor. Sahiden, oturup ağlayan kaldı mı? Bizim çocukluğumuzu hangi taşın altında ezdiler. Sahi, biz ne zaman kaybettik çocuk olmayı? Küçük bir kuşun ardından ağlayan o kalp, şimdi nerde?</p><p>………………………………………………………………………….</p><p>Not: Çocuk kalabilenlere, çocuklara ve çocukların ruhuna merhamet edenlere selam olsun! Bir şey yapmak istiyorsan, merhamet et!</p>