<p>Yirmi yıl öncesinden tanırım sizi. Henüz bu kadar büyük değildi egolarınız ve bankanızda yoktu daha.</p><p>Himmet toplantılarınızı daha küçük evlerde yapardınız, özellikle Ramazan ayı içinde iftar sofralarını seçerdiniz para toplamak için.</p><p>İşadamlarını sofranızın üst başına oturtur, lütfen kabul ettiğiniz küçük esnaf taifesini sofranın bir uç köşesine yerleştirirdiniz!</p><p>Sonuçta para, paraydı!</p><p>Önce yemekler yenir, ardından tatlı ve derken meyveler!</p><p>Gelsin çaylar gitsin çaylar. İşin dua ve sohbet kısmını  kısa kesensizde, dua kısmını bir hayli uzatırdınız zira gecenin mana ve öneminin en mühim bölümüydü.</p><p>Malum birazdan yüklüce himmet yapacak kurbanların yüreklerini coşturmak ve gözlerini ıslatmak gerekliydi ki, ruhlar cezbelensin ve pamuk eller huşu içerisinde ceplere uzansın.</p><p>En çok para veren en iyi “abiniz” oluverirdi, sekli, şemali, sakalı, bıyığı, abdesti, namazı hatta mezhebi ve hatta dini bile önem arz etmiyordu zatı alinize!</p><p>Yaşasın para!...</p><p> </p><p>Birkaç toplantınıza davetinize icabet edip katılmıştım.</p><p>Kılık kıyafetim ve kara kuru çelimsiz varlığım gözlerinizi fazlaca rahatsız etmiş olmalı ki bir daha da çağırmadınız zaten.</p><p>Bir radyo sahibi olmamdan ümitlenerek, safınıza katacağınız potansiyel bir kurban olarak görmüştünüz belki de beni ancak aramızdaki kan uyuşmazlığını benim gibi sizde hemencecik fark etmiş olmalısınız ki bir daha görüşemedik.</p><p>İyi ki de görüşemedik!...</p><p> </p><p>Allah şahittir ki ben sizi tanıdığım günden beri hiç sevmedim ve ben size hiç kardeşim demedim!</p><p>Çünkü siz hep bizden farklıydınız.</p><p>Biz fakir, gariban ve çelimsiz kimselerle ünsiyet ederken siz hep zengin, kudretli ve şişman kimselere tav oluyordunuz.</p><p>Bizim sohbet konularımız vahdet ve muhabbet iken, siz, cemaatinizi ve sigorta şirketinizi nasıl büyüteceğinizi tartışıyordunuz!</p><p>Bir gariplik vardı azizim ve farklıydınız siz!</p><p>Hiç bize benzemiyordunuz.</p><p>Sadece namaz kılarken bizimle aynı kıbleye dönüyordunuz ya! ettiğiniz duayı da yine siz bilirdiniz.</p><p>Çok ketumdunuz siz!</p><p>Hiç şeffaf değildiniz, aranıza sizden olmayan kimseyi almaz, sizden gayrisi ile pazar eylemezdiniz!</p><p>Kuzum siz ne tuhaf bir topluluktunuz öyle?</p><p> </p><p>Genellikle bıyık bırakırdınız ve kravat takardınız, takım elbiseleri sever ve hep güzel kokardınız!</p><p>Parfümleri ne de severdiniz siz!</p><p>Siz çok küşümlü idiniz!  bir şeyleri kendi aranızda bile gizleyerek yapardınız, kimsenin bilmediği şeyler mi yapardınız? Ne işler çevirirdiniz kimse bilmezdi, siz ne “top secret” idiniz öyle!</p><p>Nutuk atmaktan, övülmekten, hatta göklere çıkartılmaktan çok hoşlanırdınız.</p><p>Hocanızın bol gözyaşı soslu vaazları ile coşup cezbeli “allahhh” naraları atardı bazılarınız! Bayılanlar bile olurdu bu vaazların etkisinden.</p><p>Her şakirtin evinde bir kaset seti olurdu “hoca efendi”nin nasihatlarından, toplandığınızda bol bol dinleyip koro halinde gözyaşı geceleri düzenlerdiniz kendi aranızda!</p><p> </p><p>Siz büyüdünüz, çok büyüdünüz, hatta kaf dağına erdi burunlarınız.</p><p>Bankanız, televizyon kanallarınız, gazeteleriniz ve envai çeşit ticarethaneleriniz oldu.</p><p>Yüz yetmiş ülkeye okullar açtınız.</p><p>Etkili, yetkili yerlerde bağlılarınız, genel müdürleriniz ve hatta milletvekilleriniz oldu emrinize mu’ti!</p><p>Hatta Amerika’da bir malikane bile açtınız. Siz ne “international” bir cemaat oldunuz öyle!..</p><p> </p><p>Öyle bir çıktınız ki bir anda!</p><p>Karşınızda durabilene aşk olsun!</p><p>Bildiri dağıtırken gördük yetkili zatları adliye önünde ve mağrur yürüyordu “öz” abi’niz  kaşlarını çatarak!</p><p>Çok korktuk biliyor musunuz, biz çok korktuk zira, neredeyse yıkmaya ramak kalmıştı iktidarı.</p><p>Ne devrimci bir cemaatmişsiniz siz öyle!</p><p>Derken ortaya çıktı bir, bir cürümleriniz, döküldü ortalığa tüm günahlarınız.</p><p>Meğer ne hayatlar karartmışsınız boş yere!</p><p>Ne günahsız canlar çürütmüşsünüz kodeslerde.</p><p>Himmet geceleriniz, şantaj geceleri imiş meğer, vermeyenden zorla almasını da biliyormuşsunuz siz!</p><p> </p><p>Cıa, Mossad ve güneyde çok sevdiğiniz ülke, derken deşifre oldu tüm kirli çamaşırlarınız. Aslında çok mahir değilmişsiniz, tek marifetiniz satmak imiş vatanı!</p><p>Bunca kuru gürültünüz boş teneke misali curcunadan mütevellitmiş meğer.</p><p>Ne varsa satılacak pazarlamışsınız ecnebilere.</p><p>Servis etmişsiniz bilgi, belge, açık, gizli demeden!</p><p>Siz ne hain bir toplulukmuşsunuz öyle!</p><p> </p><p>Biz kardeş değiliz!</p><p>Hiç olmadık ve olamayız.</p><p>Biz bu vatanı sevdik siz Güneydeki ülkeyi.</p><p>Biz hiç kardeş olmadık!</p><p>Biz milleti sevdik, siz darbecileri!</p><p>Biz asla kardeş olamayız, biz Rabia’ya vurgunuz siz Sisi’ye aşıksınız!</p><p>Biz dost bile değiliz!</p><p>Biz mazlum dedik siz “otorite” dediniz!</p><p>Biz arkadaşınız hiç değiliz!</p><p>Biz Mavi Marmara dedik, siz İsrail dediniz!</p><p> </p><p>Biz sizi hiç sevmedik ve sevmiyoruz!</p><p>Sizin bizi sevmediğiniz gibi ve biz sizi asla affetmeyeceğiz çünkü Vatanı satana acımak dahi adalete zül olur…</p><p> </p><p> </p><p>Hamza Mercanoğlu</p>