<p>Ben diye başlayan tüm cümleler ne kadar yalın, yalnız, bohem ve itici!</p><p>Benim evim! Benim arabam! Benim yatım, katım, bil cümle ben varım yalnız ben, her şey benim için, ben, ben, ben…</p><p>Sen kimsin diye sorsan bir cevap alabilirmisin acep? Ben işte! E ben yaa!</p><p>Ben merkezli her şeyin içerisinde kibir var, çıkarcılık ve kişisel menfaat var. Kapitalist dünya kokan tiksinç bir korku ve ürkünç bir yalnızlık vahşeti var…</p><p>Bizim gibi kominal yaşayan ve aile tanımı yaparken dahi emmioğlu, dayıoğlu, ne varsa içerisinde bulunduran bir toplum, ne zaman ki Batı tarzı bir yaşama kapılarını açtı, işte bizim sosyal yaşam modelimiz yeknesak oluverdi. Batı kültürünün yalnızlık konforu aslında sorumsuz yaşama modelidir bir anlamda. Dünya ötesi hayata dair söyleyecek çok fazla sözü olmayan Batılı toplumlar, ancak içinde yaşadıkları hayatı gerçek addederek, “ ölene kadar mutlu yaşa” felsefesini hayatlarına tatbik ederken, bu konuda kendilerine ayakbağı olacak her ne varsa hayatlarından atarak sorumluluk almayı reddetmişlerdir. Örneğin bir çocuk 18 yaşına geldiğinde artık kendi hayatını kurmalı ve aileyi terk etmelidir.</p><p>Halbuki, bizim kültürümüz bütün ana donelerini ve kriterlerini Ahiret hayatından beslenerek belirler. Anne ve baba, kardeş ve kuzen hülasa akrabalık bağını gözetmeyi emreden, yardımda bulunulacak önceliği akrabaya tanıyan ve anne babayı Allah’tan cc sonra şükredilecek ilk varlıklar olarak tanıtan bir dinin müntesipleriyiz.</p><p>Hal böyle olunca sosyal yaşamımızın da buna göre şekillenmesi mutluluğumuz ve vicdani hassasiyetlerimiz açısından ön şart oluverir.</p><p>O halde yalnızlık güzel bir şey mi dir? Evet, ama bu yalnızlık ruhlarımızın sukunetine münhasır, ve sürekli olmayan bir yalnızlık olmalıdır, aksi halde biz toplum olarak anne, baba ve kardeşlerimizle, dede ve ninelerimizle bir arada yaşadığımız, şimdilerde nostalji olan o hayat modeli içerisinde çok mutluyduk.</p>