<p>Nüfusunun yarısını düşmana karşı mücadelede şehit veren “Antep” halkının şanlı direnişi bir “kurtuluş destanı” olarak tarihe geçmiştir.</p>
<p> </p>
<p>Bir taraftan düşmanın gelişmiş top ve silahlarına karşı kendi yaptıkları derme çatma savunma silahları ile bir taraftan da açlık ve fakirlikle mücadele eden bu vatan evlatları;</p>
<p>Bazen yiyecek ekmek dahi bulamamışlardır.</p>
<p> </p>
<p>Buldukları tek şey zehirli zerdalidir.</p>
<p>Belki zehri gider diye ıslatıp yerler, ancak zehir gitmez, zehirlenirler. Daha sonra 'zehirlene zehirlene alışırız derler' ve alışırlar.</p>
<p> </p>
<p>Fakirlik ve açlığa, silahsızlığa ve düşman saldırılarına alışan bu aziz millet, ne mutlu ki; esarete, boyun eğmeye ve düşman çizmesi altında yaşamaya alışmamışlardır.</p>
<p> </p>
<p>Antepli Şahin’in Fransız garnizon komutanına yazdığı mektubun sonu şu cümlelerle biter;</p>
<p> </p>
<p>“Siz hiç ömrünüzde; Türk esir yaşamaz diye duymadınız mı? Namus ve hürriyet için ölüme atılmak bize ağustos sıcağında soğuk su içmekten daha tatlı gelir. Sizler canı kıymetli insanlarsınız. Çatmayın bize, bir an evvel topraklarımızdan savuşup gidin. Yoksa kıyarız canınıza!”</p>
<p> </p>
<p>Bu destanın yıldönümünde o günleri yâd etmek, şehitlerimize rahmet duasında bulunmak ve evlatlarımıza O yiğit dedelerini ve ninelerini örnek göstermek amacıyla bazı anmalar ve kutlamalar yapılmaktadır.</p>
<p> </p>
<p>“25 Aralık Kurtuluş programı” vesilesiyle belediyelerimiz ve diğer bazı kurumlarımız bir takım etkinlikler düzenlemektedirler.</p>
<p> </p>
<p>Son yıllara kadar oldukça mütevazı ve manevi içeriği yüksek olan bu merasimler, son yıllarda anma töreninden ziyade “şölene şenliğe ve eğlenceye” dönüşmüş durumdadır.</p>
<p> </p>
<p>Mukaddesata önem veren, manevi değerleri ön plana çıkaran ve muhafazakâr olduğunu iddia eden belediye başkanlarımız bu eğlence programlarının başını çekmektedirler.</p>
<p> </p>
<p>“Pop müziğin efsane isimleri”, “dans toplulukların en meşhurları”, “yarışma programların en heyecanlılarıyla” bu tarihi ve manevi günlerimiz maalesef özünden saptırılarak İçi boşaltılmaya başlanmıştır.</p>
<p> </p>
<p>Ramazan ayını diyet programına dönüştüren, kutsal-dini günleri mesaj trafiği ile heba eden, hacca ve umreye gitmeyi yurtdışı tatil programı gibi algılayan, hacı ve hoca ile dalga geçen bir millet haline geldik.</p>
<p> </p>
<p>Ne ara bu kadar bozulduk bilemiyorum.</p>
<p> </p>
<p>Kim gözümüzün önüne perde çekti ki göremiyoruz.</p>
<p> </p>
<p>Kim maneviyatımızı maddi değerler ile değişir oldu anlayamıyoruz.</p>
<p> </p>
<p>Kendimize gelmemiz, özümüze dönmemiz ve istikamet üzere olmamız gerekiyor.</p>
<p> </p>
<p>Düşman işgali ile karşı karşıya geleli daha çok olmadı. Ne çabuk unuttuk 15 Temmuzu.</p>
<p> </p>
<p>Esaret altına soktuğumuz kimliğimizi artık kullanmamız, Modernizeme mahkûm edilmiş maneviyatımızı kurtarmamız, dünyaya bağlanmış zincirlerimizi kırmamız gerekiyor.</p>
<p> </p>
<p>Bir kurtuluş destanı da biz yazmalıyız. Biz de kendimizi kurtarmalıyız.</p>
<p> </p>
<p>“Bu kaçıncı kurşundur, bu kaçıncı bismillah!</p>
<p>Bu kaçıncı ölüdür?</p>
<p>Bir türkü söylenir siperlerde her sabah,</p>
<p>Vurun Antepliler namus günüdür”!...</p>