Genelde kişilerin bazı durumlarda çok sayıda başarısızlık yaşayarak tekrar yapsa da olayların kendi kontrolünde olmadığını, o konuda bir daha asla başarıya ulaşamayacağını düşünüp, bir daha deneme cesaretini kaybetmesidir.
*
Bir proje olan Kemal Kılıçdaroğlu, CHP'nin başına seçim kazanması için getirilmedi.
Erdoğan'ın frenlenmesi, itibarsızlaştırılması ve seçmen gözünde onu küçültülmesi için getirildi. Çünkü Erdoğan Türkiye'yi ileriye doğru taşıyordu ve iktidardan uzaklaştırılması lazımdı...
*
Yiğidi öldür ama hakkını inkar etme derler! Kemal Kılıçdaroğlu'da kendine verilen bu görevi bu güne kadar hakkıyla yaptı ve hala yapmaya devam ediyor.
*
Erdoğan için, hırsız dedi, saray sahibi dedi, Türkiye'den kaçacak dedi, diktatör dedi, yabancılara mektup yazarak Türkiye'ye gelmeyin güvenli değil dedi, milletvekillerini PKK cenazelerine taziyeye gönderdi, Suriye'de ne işimiz var dedi, 15 Temmuz kontrollü darbe dedi... Aklınıza gelen ne kadar tezvirat varsa hepsini yaptı.
*
Tüm bunları yaparken CHP'ye gönül vermiş seçmeni de aldattı. Onlara yalanlar söyledi, onlara yüksek umutlar aşıladı. Fakat her seferinde de kaybetti, kendisi kaybedince CHP'li seçmenin umutsuzluğu çaresizliğe dönüştü. Muharrem İnce'nin dediği gibi:
Çıktı, yenildi, çıktı yenildi, çıktı yenildi....
*
Şimdi CHP seçmeni değişiklik istiyor, iktidar olmak istiyor partisi işbaşında olsun istiyor. Elbette tüm bu istekler seçmenin hakkıdır. Ancak bu isteklerin Kılıçdaroğlu ile olmayacağı kanaati seçmende ağır basmaya başladı. Ne var ki mevcut delege yapısıyla Kılıçdaroğlu'nu oradan indirmek oldukça zor gözüküyor.
*
Kılıçdaroğlu ve ekibinin beceriksizliği, basiretsizliği, tutuculuğu, zayıflığı ve siyasetin her zaman kaybedeni olması CHP seçmeni için bir "Öğrenilmiş çaresizlik" olmamalıdır. Seçmen delege üzerine ağırlığını koymalı ve bu değişiklik yapılmalıdır. Aksi halde CHP içinde bölünme kaçınılmazdır....