Elektrik Mühendisleri Odası (EMO) Gaziantep Şube Yönetim Kurulu Başkanı İslim Arıkan, dikkat çeken bir açıklamada bulundu. Arıkan, “Elektrik enerjisi sistemlerinde en önemli konulardan biri de üretim ile tüketimin aynı anda dengelenmesidir. Elektrik, diğer birçok enerji formunun aksine büyük ölçekli olarak depolanamadığı için, talep arttığında üretim de aynı hızla artırılmak zorundadır. Sanayileşmenin hızla arttığı, 1930-1940’lı yıllarda, dünyada, elektrik üretim kaynağı hidrolik ve termik santrallerden oluşuyordu. Bu dönemlerde gece ve gündüz arasındaki tüketim farkı çok yüksekti. Büyük kapasite ile, sürekli üretim yapan termik santrallerin, kısa sürede, hızlı şekilde üretim kapasitelerini değiştirmeleri zor olduğundan, bundan dolayı dünyada uzun yıllardır pompaj HES’li sistemler kullanılmaya başlanmıştı.”
POMPAJ SİSTEMİ VAZGEÇİLMEZDİR
“Pompajlı hidroelektrik santralleri aslında bir enerji depolama sistemidir” diyen Arıkan, “Bu sistemde; Elektrik talebinin yüksek olduğu saatlerde, su türbinlerden geçirilerek alt rezervuara aktarılır. Elektrik talebinin düşük olduğu saatlerde (genellikle gece saatleri) sistemdeki türbin çalıştırılır ve su alt rezervuardan üst rezervuara basılır. Günümüzde gece ve gündüz elektrik tüketimi arasındaki fark giderek azalmıştır. Ancak bununla birlikte yenilenebilir enerji kaynaklarının elektrik üretimindeki payının artması, sistemde dengeleme ve regülasyon ihtiyacını daha da önemli hale getirmiştir. Bu noktada pompajlı hidroelektrik santralleri eskiye nazaran hem elektrik sisteminin dengelenmesinde hem de iletim hatlarının daha verimli kullanılmasında önemli bir rol üstlenmektedir. Dolayısı ile Ülkemizde ve dünyada yenilenebilir enerjinin kullanılması hedefi doğrultusunda pompaj sistemi vazgeçilmezdir.”
YENİLENEBİLİR ENERJİ KAYNAĞI HİDROLİJ KAYNAĞA DÖNÜŞÜYOR
Sistemin detaylarını anlatan Arıkan, “Pompajlı hidroelektrik santrallerinde motor-jeneratör ünitesi çift yönlü çalışacak şekilde tasarlanır. Elektrik üretimi sırasında ünite jeneratör olarak çalışır; üst rezervuardan alt rezervuara bırakılan su, türbini döndürerek elektrik üretimini sağlar. Pompaj modunda ise aynı ünite motor olarak çalışır. Şebekeden aldığı elektrik enerjisiyle pompa-türbin sistemi çalıştırılır ve su alt rezervuardan üst rezervuara basılır. Mevcut hidroelektrik santrallerinin bir kısmı, teknik olarak uygun olması halinde, pompajlı sistemlere dönüştürülebilir. Bunun yanında, bazı uygulamalarda pompaj işlemi için ayrı pompa ve motor sistemlerine ihtiyac duyulacaktır. Bu sistemle, aslında, yenilenebilir enerji kaynaklarını, hidrolik kaynağa dönüştürmüş oluyoruz.”
ATIL KAPASİTELER KULLANILMALI
Arıkan, “Eğer pompajlı santrallerle etkin bir enerji planlaması yapmak istiyorsak, yenilenebilir kaynakların bir kısmı anlık tüketimi karşılamak için, diğer bir kısmı ise pompaj sistemini beslemek amacıyla planlanmalıdır. Böylece yenilenebilir enerji kaynakları, talebe uygun ve daha verimli bir şekilde kullanılabilir. Özellikle gece üretim yapabilen RES yatırımlarına öncelik verilmesi büyük önem taşımaktadır. Gündüz GES, gece ise RES üretiminin devrede olması, enerji üretiminin daha dengeli ve planlı bir şekilde yönetilmesini sağlar. Örneğin, 150 bin MW kurulu gücünde yenilenebilir enerji santrallerine sahip olsak bile, bu kapasite tek başına enerji tedariğine çözüm oluşturmaz. Çünkü güneş ve rüzgar gibi kaynaklar, 24 saat boyunca lineer enerji üretmezler. Bu nedenle kurulu gücün bir kısmı atıl kalır. Bunun içindir ki; bu atıl kalabilecek kapasiteler, pompajlı hidroelektrik santraller için kullanılmalıdır.”
ÜLKEMİZ İÇİN ÖNEMLİ
“Atatürk Barajı’nın yıılık ürettiği elektrik yaklaşık 9 milyar kWh’tır. Pompaj sistemle, toplamda aynı barajdan( aynı sudan) yılda 18 milyar kWh elektrik üretmiş olacağız. Atatürk Barajı gibi birkaç büyük rezervuara, GES pompaj depolama entegre edilirse, Türkiye’de, hem RES, hem GES entegrasyonu kolaylaşacak, hem de şebeke dengesi ciddi şekilde güçlenecektir. Yapılacak yeni rezervuarlı HES’ler pompajlı şekilde yapılmalıdır. Bu konu, Ülkemiz açısından son derece stratejik bir başlıktır. Enerji güvenliği, aynı zamanda milli güvenliğin ayrılmaz bir parçasıdır. Bu nedenle geç kalınmamalı, gerekli adımlar ivedilikle atılmalıdır. Önemsediğimiz bu konuya ilişkin görüş ve önerilerimizi ilerleyen süreçte de paylaşmaya devam edeceğiz” diye konuştu.





