Reis söylenmesi gereken son sözü dünyanın duyacağı şekilde söyledi:
"Sınır güvenliğimize yönelik bir tehdit oluştuğunu görürsek gereğini yaparız. Saldırının kimden geldiğine bakmayız. Bölgedeki terör örgütü üyeleri ile aynı elbiseleri giyen, birlikte hareket eden, yakalarında aynı arma ve rozetleri taşıyanların kim olduklarını fark edemeyebiliriz, o zaman onlar da birlikte oldukları ile birlikte aynı akıbeti taşıyabilirler. Yani aynı şekilde aynı toprağa gömülebilirler.
Erdoğan ciddi bir devlet adamı olup söylediğini yapan bir karaktere sahiptir. Yani söylediği sözü yere düşürmez; ciddiye alınması gerekir. Ayrıca bu sözleri de Türkiye Cumhuriyeti Devleti adına söylüyor ki bu devletimizin kararlığını gösterir.
Ayrıca; Erdoğan’ın bu kadar beklemesi diplomatik kanalları sonuna kadar kullanma tercihinden ve sulha olan inancından kaynaklanıyor. Muhatapları bunu “korku” şeklinde anlıyorlarsa yanıldıklarını anlamaları çok uzun sürmez.
ABD’yi Beyaz Saray'da oturan başkanın yönetmediğini Erdoğan'a verdiği "Bundan sonra YPG'ye silah vermeyeceğiz" sözünü yerine getiremediğinden anladık. Dolayısıyla Trump'tan pek ümit yok!
B unun yanında Genel Kurmay Başkanı Hulusi Paşa Brüksel'de ABD Genelkurmay Başkanı Joseph Dunford'a konunun ciddiyetini bir de asker ağzından anlattı. Ümit ederiz Amerikalı generaller YPG meselesini yeniden düşünürler...