Toplantıda konuşan GTO Meclis Başkan Yardımcısı Ali Bayram Sarıca, GTO Meclisi’nin Gaziantep iş dünyasının sahadaki beklenti, sorun ve önerilerini Oda gündemine taşıyan önemli bir istişare mekanizması olduğunu ifade etti.

Meslek komiteleri ve meclis üyelerinin, üyelerle GTO arasında güçlü bir iletişim köprüsü kurduğunu belirten Sarıca, “Gaziantep Ticaret Odası olarak en büyük gücümüz, üyelerimizden aldığımız geri bildirimler ve sahadan gelen gerçekçi değerlendirmelerdir. Meclisimiz, sektörlerimizin ihtiyaçlarının, beklentilerinin ve çözüm önerilerinin ortak zeminde değerlendirildiği önemli bir yapıdır. Meclis üyelerimiz ve meslek komitelerimiz, sektörlerinden aldıkları geri bildirimleri Odamıza taşıyarak bu sürece çok kıymetli katkı sağlıyor. Bu anlamda GTO meclisi güçlü bir köprü görevi üstleniyor. Bu katkının sürdürülebilir olması için üyelerimizin sesini doğru şekilde duymaya, sorunları zamanında tespit etmeye ve çözüm odaklı bir anlayışla hareket etmeye devam edeceğiz.” dedi.

YILDIRIM: TÜRKİYE’NİN JEOPOLİTİK DEĞERİ DAHA GÖRÜNÜR HALE GELDİ

GTO Yönetim Kurulu Başkanı Tuncay Yıldırım da meclis toplantısında yaptığı konuşmada küresel ekonomi, bölgesel gelişmeler, enerji piyasaları, enflasyonla mücadele süreci ve reel sektörün finansmana erişim sorunlarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Dünya ekonomisinin son yılların en kritik dönemlerinden birinden geçtiğine vurgu yapan Yıldırım, “Uzun süredir küresel gündemi belirleyen savaşlar, jeopolitik gerilimler ve ticaret savaşları bugün yerini yeni bir arayışa bırakmış durumda. Özellikle son dönemde İran ile ABD arasında şekillenen diplomatik süreç, yalnızca bölgesel dengeler açısından değil, küresel ekonomi açısından da yakından takip ediliyor.” dedi.

Son haftalarda yaşanan gelişmelerin Hürmüz Boğazı’nın dünya ekonomisi açısından önemini bir kez daha gösterdiğini belirten Yıldırım, “Dünya petrol ticaretinin önemli bir bölümünün geçtiği bu koridorda yaşanabilecek her gelişme; enerji maliyetlerinden enflasyona, üretim maliyetlerinden lojistik giderlerine kadar geniş bir alanı etkileyebilmektedir. Türkiye açısından baktığımızda ise tablo iki yönlüdür. Bir taraftan diğer enerji ithalatçısı ülkeler gibi yükselen enerji maliyetlerinden etkilenirken, diğer taraftan ülkemizin enerji koridoru, lojistik merkez ve diplomatik aktör olarak stratejik önemi daha da artmıştır. Kriz büyüdükçe Türkiye’nin jeopolitik değeri de daha görünür hale gelmiştir.” ifadelerini kullandı.

Küresel piyasalarda artık yalnızca savaşın maliyetlerinin değil, barışın ekonomik sonuçlarının da konuşulmaya başlandığını dile getiren Yıldırım, “Bölgede kalıcı bir normalleşmenin sağlanması halinde enerji piyasalarında daha istikrarlı bir görünüm oluşabileceği, küresel enflasyon baskılarının hafifleyebileceği ve ticaretin daha öngörülebilir bir zemine kavuşabileceği değerlendiriliyor. Bu tablo, merkez bankalarının kararlarını da doğrudan etkiliyor. Bugün küresel piyasalarda yalnızca faiz kararları değil, merkez bankalarının geleceğe ilişkin verdiği mesajlar da yakından takip ediliyor. Çünkü bugün faiz oranlarından önce beklentiler yönetiliyor.” dedi.

Editör Hakkında