<p>Kobani’de zuhur eden savaşın ardından,  yaklaşık bir aydan bu yana gelişen olayları anlamlandırabilmek ve “ne oluyor”? sorusunu sormak için tam zamanı. Kobani bahane edilerek sokaklara çıkma çağrısı yapan HDP eş başkanı Selahattin Demirtaş ile,  aynı zaman diliminde Abdullah Öcalan ile görüştükten sonra benzer bir açıklamanın da yine Öcalan’ın ağzıyla kardeşi Mehmet Öcalan’dan gelmesi bir tesadüf müdür? Türkiye’nin, Kobani savaşında ÖSO’nunda 1300 askerle yer alması konusunda ısrarcı olması ve bu konuda PYD ile bir görüş birliğine varması, kimin veya hangi ülkelerin planlarını bozdu ki, PKK peşi peşine, çözüm sürecine rağmen cinayetler işledi? En önemli soru,  ABD, PKK’nın neresinde duruyor?</p><p>Birkaç haftadan bu yana işlenen sivil cinayetleri tartışırken, HDP kanadından sağduyulu açıklamalar yapılması, çözüm sürecinin devamı konusunda tarafların yeniden güven tazelemesini sağlamışken,  Yüksekova’da şehit edilen üç sivil giyimli askerin PKK tarafından katledilmesi nasıl bir stratejidir?  ve bu adımla satrancın hangi taşını yerinden oynatmıştır PKK? Kim kime oynamaktadır?  Bu oyunu yazan kimdir?</p><p>ABD ve Batılı güçlerin bu bölge üzerindeki emellerini herkes biliyor. Bu kirli savaşın evvelinde ve ahirinde petrol gerçeğinin yattığı zaman, zaman ABD’li yetkililer tarafından medyaya sızdırılmaktadır. Bölge üzerinde en çok egemen olan ABD’nin,  kendi ulusal çıkarları konusunda ne kadar katı kurallarının olduğunu biliyoruz. Hal böyle iken bölge üzerinde belli bir nüfuza sahip Türkiye’nin dengelerini bozmak isteyen bir ABD, bahse konu çıkarlarını korumak için PKK ile işbirliği yapabilir mi? Elbette yapar ve daha ötesi, ABD bu hususta İŞİD ile işbirliği yapar mı? Cevap açık ve net ortada…</p><p>Bölgeyi çok iyi bilen gazeteci bir dostumun anlattıkları aslında meselenin özünü tüm çıplaklığı ile ortaya koymaktadır. “ 1990 lı yıllarda bölgede araştırma yapıyordum, PKK kamplarından bir tanesine kabul edildim, resmi geçit töreni yapılıyordu ve en az otuz ülkenin temsilcisi oradaydı. Bunlar içerisinde İran, ABD, Fransa ve İngiltere gibi ülkeler bulunuyordu”.</p><p>PKK’yı analiz ederken sadece işlediği menfur cinayetlerle değil aynı zamanda kuruluş amacı , kimler tarafından desteklendiği ve PKK kartını ellerinde bulunduran güçlerin asıl amaçlarının ne olduğunu bilmek gerekir. Hangi PKK? Diye sorduğumuzda karşımıza birkaç PKK ‘dan çok fazlası çıkacaktır. Tüm taşeron kiralık örgütlerde olduğu gibi PKK ‘da kendisini kiralayan ve ayakta kalmasını sağlayan ülkelerin çıkarları için, işlediği veya işleyeceği cinayetlere meşru bir kılıf bulmalıydı. Bunun adını da“ Kürtlerin hakkını savunmak” koydu, ancak bu örgüt aslında en fazla zararı ve zulmü de Kürt halkına yaptı.</p><p>Yıllarca bu bölgede yaşayan kürt halkının hem ekonomik,  hem de sosyolojik açıdan gelişmesinin önünde, şantiyeleri basıp yakan, yol yapımına engel olan, hastaneler yapılmasını kundaklayan ve bölgeye yapılacak olan yatırımların önünü tıkayan, bölgeye baskı ve korku yayan PKK engeli olmuştur. Kürt halkı bir yol ayrımına gelmiştir. Bölgeyi bir ateş sarmalına atan, Batılı güçlerin uşaklığını yaparak kendi yönetici kadrosunun İsviçre bankalarındaki hesaplarını şişiren ve kendi çocuklarına Avrupa kentlerinde modern ve safahat içerisinde bir hayat yaşatırken, gariban Kürt çocuklarını dağa kaçırıp mermilerin önüne süren bu kirli örgütten kurtulma zamanı gelmemiş midir artık?</p><p>Kürtler bilmelidir ki, PKK asla Kürtleri temsil eden bir hareket olmadığı gibi, onun siyasi uzantısı konumunda olan HDP’de bu taşeron örgütten farklı düşünmemektedir. Her ne kadar çözüm süreci içerisinde yer almış gibi görünse de, Kandil’in verdiği talimatları emir telakki etmiş, hiçbir zaman kendi iradesini ortaya koyamamıştır.</p><p>Artık top Kürt halkının elindedir. Bu bölgenin asıl sahipleri ve söz sahipleri kendileridir. Türk halkı ve diğer etnik unsurlarla barış içerisinde, güven içerisinde daha özgür bir geleceğe yürümenin tek şartı olan PKK kamburundan kurtulmak zorundadır Kürt halkı. Korkunun ecele faydası olmadığı gibi, gerçeklerle yüzleşebilme cesareti olmayan toplumların geleceğe ilişkin umutları da hayalden öteye gidemez. PKK, Kürt halkının geleceği ile arasındaki en büyük engeldir ve artık bu engeli ortadan kaldırmalıdırlar Kürtler ve Şunu söyleyebilmelidirler  “ PKK canın cehenneme!”…</p>