<p>Yıllar önce merhum Turgut Özal’ın bir yurt dışı seyahatında yanında taşıdığı , şimdilerde meşhur ve duayen bir gazeteci şunları fısıldar kulağına “ efendim ben seve, seve sizin yalakalığınızı yaparım”! Kıyamet kopar!  Muhalif gazetelerin yazar çizerleri veryansın ederler  adamcağıza ve hemen lakap hazır, “liboş…”! …</p><p>Son birkaç yıldır dikkatinizi çekti mi bilmem, özellikle bazılarının yandaş medya olarak zikrettiği gazete ve televizyon kanallarında yorumcu ve yazar enflasyonu yaşanmakta. Her birisi İslam bilimci olan ( güya)! Bu taifenin en çok buluştuğu ortak nokta “ yalavaçlık” Her gazete kendi kalemşörleri vasıtası ile muhataplarının en çok hoşlandığı  damarından girerek, patronlarının kıymeti harbiyesini artırmakla kalmayıp otoritenin gözünde, kendi namı hesaplarına da kapitalizmin envaı çeşit nimetlerinden nasiplenme yarışına girmişler gibi. Öyle bir haddeye geldi ki iş, adeta çığırından çıktı. Sadece otoriteye yağcılık yapmakla yetinemeyen bu çevreler coştukça coşuyor, gaza,  en çok gelen, en çok dokunaklı cümleler kurarak, otoritenin yedi ceddini de kapsayan ballı sözler sarfederek rüştünü ıspatlamak gayretinde !</p><p>Çocukları yaşında ki tıfılları dahi “hanedandandır” sav’ıyla  kutsayarak övgü yağmuruna tutan  kimi İslamcı yazar takımının, görsel efektler uyarlayarak kendilerine İslamcı bir nitelik katmaları, bunların yağdanlık eylemlerini masumlaştırmaz. Dün 28 Şubat’larda kan ağlayan, o dönemin yandaş medyasına en galiz küfürleri (pardon! Bedduaları, zira İslamcı oldukları için sövemezler) yapan  kimileri, bugün Kapitalizmin nimetleri karşısında nasılda kuyruk sallıyorlar!...</p><p>Ahmet Hakan mevzuunu iyi bilirsiniz! Doğan grubunda yer aldığı için midir, yoksa yazdığı muhalif yazılarından dolayı mıdır bilinmez ama,  adamı bir tek “kafir” ilan etmedikleri kalmıştı. Ahmet Hakan’ı sevdiğim veya nefret ettiğimden değil ancak, nitelik açısından bunu yapanların Hakan’dan ne farkı var ki? Dünya nimetleri karşısında eriyen ve ideallerini kurban eden herkes aynıdır, başını sağa yada sola çevirmesi ona ayrı bir katma değer yapmaz.</p><p>Aslında bu adamların yalın manası ile herhangi bir ideolojinin pazarlıksız gönüllüleri olması gayri muhtemel olduğu gibi, an itibarıyla aşkından aşerdikleri  Cumhurbaşkanı sayın Recep Tayyip Erdoğan’ıda yürekten sevebilmeleri  yer kürenin çekim gücüne aykırıdır! Bugün her olur olmazı övebilen bir dil, dalkavuk bir ağızın malıdır ve yarın aynı dilin sahibi kişisel çıkarlarına ters düştüğünde sövmeyi de pekala beceremez mi?</p><p>Kocaman bir yazıklar olsun! Koca, koca adamlar kendilerinden geçmiş, cezbe halinde hep bir ağızdan ve de koro halinde coşuyorlar! “yaşa, varol, nurol!” … hadi be! Her devrin kendine özgü liboşları varmış meğer.</p><p>Ve son söz! Levhi  Mahfuz’un kalemi  gibi dosdoğru olmalıdır yazarın kalemi ve hakikatleri yazmalı, sadece doğruları. Aksi halde kaleminiz gibi, kalplerinizde eğrilir…</p>