<p>Namı diğer Emin hocayla ilgili bir yazı yazmayı ahde vefanın gereği ve hakikate katkı sunmak amacıyla kaleme aldım.</p><p>Emin hocayla ilgili kuracağım tüm cümleler, samimi ve yüreğimden gelen duyguların beyanından başka bir şey olmayacaktır. Günümüz “realizmi” ile çelişse de belirteceklerim, biz küçücük hayatlarına kocaman dostluklar sığdırabilen bir kuşağın temsilcileriyiz. Bizi şöyle tarif etsem yeridir “arabesk kuşak”… Hepimiz Ferdi Tayfur şarkılarıyla büyüdük, sevgiyi ve aşkı bedende değil, ruh dilinde arayan, şalvarın hep üst tarafına meftun sevdalar yaşadık.</p><p>Dostumuz için olmayan hiçbir şeyi, kendimiz için istemeyen, “anca beraber, kanca beraber” diyebilen, Yaşar Yavuz’un tabiriyle, lambadan, çıkan cinin dile benden ne dilersen hitabına “ canının sağlığını dilerim” diyebilen bir kuşağın son türleriyiz belki de…</p><p>Emin hocayı böyle bir zaman diliminde tanımıştım. Kendisi bir dershane işletiyordu o vakit. Uzun bir süre o işle iştigal etti hoca, arada bir ben de kendisine gariban ve yoksul kardeşlerden bazılarını selamımla gönderiyordum, tabi hak namına. Hoca sağ olsun ne beni, ne de benim gibi onlarca dostunu hiç kırmadı, hepsinin yolladığı gariban çocuklarını başına taç ederek orada tahsil eyleyip iş güç sahibi olmalarına büyük destek verdi. Bugün bir çoğunu tanıyorum, kimi Avukat oldu, kimi Doktor veya başka mesleklerden ve hepsi de hocaya minnet duyuyorlar.. Bir ara duydum ki hoca dershaneyi kapatmış ve bu dershaneden dolayı bir hayli zarar etmiş! Öğrencilerden yarısına yakını bizim “beleşçilerden” oluşan dershanenin diğer öğrencilerinin ödediği aidatlar ise ancak işletmenin kirasına v.s yetmişti ve hoca daha fazla dayanamayarak dershaneye son noktayı koymuştu.</p><p>Anlattıklarıma bulunduğu yerden bakan bazı zevat, meseleyi Kapitalist mantıkla incelediğinde çıkacak olan sonuç kendi dünyasının ölçeğine uygun olacaktır. “yahu bedavaya hizmet edilir mi?” Evet edilir! Ama sen edemezsin çünkü adam değilsin!</p><p>Realist beyinler, egoist mantıklar ve bencil ruhlardan özveriyi anlamaları elbette beklenemez. Fedakarlıktan bahsedildiğinde ancak kendisi doyduğunda kalan artığı başkasına vermeyi akıl edebilen hilkat garibelerinin “kim var diye sorulduğunda sağına ve soluna bakmadan, ben varım” diyebilmenin faziletini anlamaları da beklenemez.</p><p>Emin hoca dershane deneyiminden sonra ticarete falan atılmadı, bir başkasının “ o işten kaybettiğimi, şu işten kazanayım” türünden bir endişesi hiç olmadı hocanın. O vefakar ve cefakar duruşunu ve çizgisini hiç değiştirmeden STK larda gönüllü olarak hizmete devam etti. En son görev yeri olan İHH’da il Başkanlığı yaptığı zaman diliminde, ben de gönüllü olarak orada bulundum.</p><p>M. Emin Arslan şimdi siyasete soyundu ve AK Parti Gaziantep’ten aday adayı oldu. Gerekçesini ben biliyorum. Yeniden inşa edilmeye muhtaç adil bir dünyanın yapımında rol almak, hak ve hakikat için daha merkezden katkı sağlayabilmek.</p><p>Tıpkı İHH kökenli diğer Milletvekili adayı Ayşe Sevin gibi.</p><p>Dedim ya! Bizim kuşağımız farklı, hiç vermeden hep alanlar, ömrünü hep kazanmaya adayanlar, zaferin yenilgi, yenilgi büyüdüğünü bilmeyenler, ağlayabilmenin en büyük mutluluk olduğunu anlayamayanlar, hep “ben” diyenler, nereden bilebilecekler ki?  Ayşe Sevin’e kefil olduğum kadar, Emin hocaya da kefilim, işte benim adaylarım bunlar!… O kadar!</p>