Nedense Akif'le ilgili konular hep gündeme geliyor. Kimisi onu överken kimisi de oldukça yeriyor. Onu yerenlerin durduğu nokta da farklı .
- Kemalist ve Laik çevreler onu dinci ve İslamcı olarak eleştiriyor.
- İslamcı çevrelerin bir kısmı şiirlerinde kullandığı ırk ve millet sözünden dolayı milliyetçi ve hatta ırkçı bularak eleştiriyor.
- Bir kısım İslamcı da onun şiirlerindeki bazı akideye muhalif gibi görünün noktalardan dolayı eleştiriyor. (Bedrin Aslanları ancak bu kadar şanlı idi) gibi.
- Bir kısım Muhafazakar da onun Sultan ll. Abdulhamid Han muhalifliği noktasında eleştiriyor.
Tüm eleştirilerin tabi ki haklı noktaları olduğu gibi, haksız veya ifrada varan noktaları da bulunmaktadır. Her eleştiri tek tek cevap verilebilir. Ama bu bizim çok zamanımızı alacağı için bir hulasa yapacağız.
Öncelikle laik çevrelerin eleştirisine cevap vermeye bile gerek yoktur. Ama şiirinde kullandığı ırk ve millet kelimesi daha çok Milleti İslam olarak düşünmek gerekir. Çünkü Akif'in kendisi zaten bir Arnavut'tur ve bunu şiirlerinde açıklar.
Şiirlerinde akideye ters gibi gözüken noktalar şiir belağatı ve teşbihi noktasında tevil edilse de yine de hoş olmamıştır. Bu konuyu Allah'a havale etmek ve hüsnü zan beslemek gerekir. Bedrin aslanları ancak şanlı idi ifadesi teşbihtir ve teşbih edilen şeyin büyüklüğünü gösterdiği için bir küçültme değil büyüklüğü kabul olarak izah edilebilir.
Akif'in Sultan ll. Abdulhamid muhalifliği ve bu konuda şiirlerinde kullandığı ifadeler en basit ifade ile şık olmamıştır. En azından eleştirilerini daha kibar cümlelerle kurabilirdi. Buna rağmen biz Akif'in şiirlerini dönemin şartları ve heyecanı içerisinde yazılmış duygular olarak düşünüyoruz. Doğru bulmasak bile dönemin aydınlarının Abdulhamid'i anlamadıkları sonucuna varıyoruz. Bu da doğaldır. Çünkü aydınlar içinde oldukları şartların esiriydiler ve olayı parçalı gördüler. Fakat ehli tarik Sultanı iyi anlamış ve onun çevresinde organize olmuşlardı bu da takdire şayandır.
Akif'in Sultan ile ilgili söylediği "Kızıl Kafir" ifadesi aslında Akif'in doğrudan Abdulhamid'i kast ederek söylediği bir söz olmayıp Asım'ın Nesli kitabında iki farklı dönemi karşılaştırdığı bir temsili hikayede geçmektedir. Muhafazakar birisinin yönetiminde insanlar sahabe asrı gibi yaşarken, ardından gelen zevk sefa döneminde önceki dönemi dalkavuklar kötülemekte ve yeni yönetime yaranmak için önceki yöneticiyi kızıl kafir diyerek eleştirmektedir. Akif burada ikinci dönemin dalkavuklarını aslında eleştirdiği gibi burada kastın Abdulhamid olduğu bilgisi tamamen niyet okuyuculuğu olarak görmek lazım...
Sonuçta Akif bizim babamızın oğlu değildir. Biz bir İslamcı şairimizi, istiklal marşı şairimizi kolay harcamamalı ve hüsnü zan göstermeliyiz diyoruz.
Onun Abduh ve Efgani'ye olan saygısı ve hürmetini dönemin iki popüler şahsa karşı olan hüsnü niyet olarak görmek lazım. Çünkü o, modernist şahısların tüm fikirlerini benimsemek yerine onların ıslah teklifini benimsemiş, diğer konulardaki görüşlerin çok da farkında olmadığını veya dikkate almadığını görüyoruz.
Akif'in sadece şiirleri olmayıp tefsir ve konuşmaları da vardır ve orada daha saygılı bir duruşu vardır sahabeye, sünnete ve hadislere karşı.
Akif'in şiirleri normal şiir olmayıp epik tarzdadır. Sadece Asımın Nesli şiiri 70 sayfadır ve oradan bir mısrayı alıp değerlendirmek yanlış sonuçlara götürür, çünkü bu şiirinde kişileri ve farklı düşünceleri karşılaştırmakta, yeri geldiğinde teşbih ve mecaz kullanmakta bir anlamda tüm şiir sanatını konuşturmaktadır. Kelimeler bağlamından koparılmayıp tamamen şiir sanatı noktasından bakmak lazımdır.
Akif'in şiirlerine baktığımızda ayetlerden ve hadislerden ilham aldığını gördüğümüz gibi doğrudan ayeti yazarak açıklamaktadır. Ama bazı şiirlerindeki itikadı zorlayan noktalar yine de hoş kaçmamıştır. Onu da aşırı duygusallığına versek de bu konu onu eleştireceğimiz bir nokta olarak kalacaktır.
İSLAMCI ŞAİR
Amin! Desin hep birden yiğitler.
"Allahü ekber!" gökten şehitler.
Amin! Amin! "Allahü ekber!"
Diyen bir İslam şairi. Akif demek cihad demek, dava demek, şehadet demektir. Onun şahsında şehadeti, mücadeleyi ve cihadı anlıyoruz. İstiklal marşı; şehadet, ezan temalarının en yoğun işlendiği marştır. Ama bize kimse istiklal marşını bu açıdan anlatmamış.
PEYGAMBER VE ŞİİR
Peygamber bile bazen eski şairlerin şiirlerini dinlerdi. Kendisine şiir yazan Kaab'a bürdesini hediye etti. Kur'an'ın koca bir süresi Şuara yani şairler adını almıştır. Resullah'ın da şairleri vardı. Kaab bin Malik, Abdullah bin Revaha, Hasan b. Sabit gibiler.
Rivayete göre Hz. Peygamber'in özel şairlerinden biri olan Ka'b b. Malik (ö.50/670) bir gün kendisine, "Ey Allah'ın Rasûlü şiir hakkında ne düşünüyorsun?" diye sorunca şu cevabı almıştır: "Mümin kılıcıyla olduğu kadar diliyle de mücadele eder."
Sahabeden Amr b. Şerid bu konuda şunları rivayet etmektedir: "Bir gün Rasûlullah'ın arkasında deveye binip yürürken bana şöyle dedi: ‘Ümeyye b. Ebû's-Salt'in şiirlerinden ezbere bildiğin bir şeyler var mıdır?' Ben de kendisine ‘evet' diyerek bir beyit okudum. Fakat Allah'ın Rasûlü bununla yetinmeyerek; ‘daha fazla söyle' de¬yince kendisine bir beyit daha okudum. Ancak O bununla da yetinmeyip; ‘daha fazla oku' deyince ben de kendisine tam yüz beyit okudum."
İSTİKLAL MARŞININ BİZE HATIRLATTIKLARI
İstiklal marşındaki
Bu ezanlar ki şehadetleri dinin temeli
Ebedi yurdumun üstünde benim inlemeli
ifadeleri günümüzde kelime-i şehadeti eksik yorumlayanlara tokat gibi cevap verirken şehadeti ve ezanı da bize farklı bir bakış açısıyla anlatmakta, bağımsızlıkla ezanı birleştirmektedir.
Bu vesileyle Akif'e rahmet diliyorum. Allah bu millete başka İstiklal Marşları yazdırmasın!