1. Mü'minler, gerçekten kurtuluşa ermişlerdir. Müminler kurtuluşa ermişlerdir deniliyor ,felaha ermişlerdir. Burada ALLAH'IN müslümanlara bir vaadi var kuşkusuz bir sözdür bu aynı zamanda bu kurtuluş hem dünyevi hemde uhrevi bir kurtuluştur. Mümin sahip olduğu vasıflar sebebiyle, dünya hayatında da felah ve kurtuluş içerisinde yaşar. Evet bir takım sıkıntılarla karşı karşıya kalabilir ama sahip olduğu vasıflar bunlar karşısında onun felah ve kurtuluş içerisinde olmasını gerektirir. Aynı zamanda mü'min ahirette' de felahta' dır.
Buradaki felah insanların bildiği kurtuluş felah kurtuluş anlamlarını içerdiği gibi sadece mü'minin kendi içerisinde hissettiği. Felah tır kendini güvende hissetmesi, yalnız olmadığını bilmesidir de aynı zamanda. Müminin manevi olarak iç dünyasında yaşadığı rahatlığı ancak kendisi bilebilir. buradaki felah öyle bir felahtır . Ve ahirette öyle nimetlerle karşılaşacaktır ki onları da sadece ALLAH BİLİR. Bu anlamda baktığımızda felah müthiş bir vaattir hem dünyada hem ahirette dünya hayatında, bireysel ve toplumsal hayatta bir kurtuluş reçetesidir.
Yine ahiret içinde bir kurtuluş reçetesidir. Kişinin maddi ve manevi rahatlığa ermesinin reçetesi, bu ayette zikredilen hususlardır. Mü'minin ilk vasfı huşu içinde namaz kılarlar.
2. Onlar ki, namazlarında derin saygı içindedirler. Onlar namazlarını hatasız eksiksiz kılarlar, onlar namazlarını dini ayakta tutma bilinci ile kılarlar. Kalbi ALLAH'IN huzurunda bulunmanın heybetiyle titrer ve derinden ürperir mü'min kişi. Enfal suresinin ikinci ayetinde gerçek mü'minler ancak o kimselerdir ki ALLAH'IN ayetleri okunduğunda kalpleri titrer, ayetleri karşılarında okunduğu zaman bu onların imanını arttırır ve onlar ancak rablerine dayanıp güvenirler.
Yani gerçek mü'min ALLAH anıldığı zaman kalbi titreyen ayetler karşısında imanı artan kimsedir . ALLAH anılınca kalbi titreyen, ayetler karşısında imanı artan bir kimsenin ALLAH'IN huzuruna çıktığında, adeta ALLAH ile konuşurcasına ibadet ettiğinde kalbinin etkilenmemesi, titrememesi, ALLAH'IN ayetleri okundukça imanının artmaması mümkün değil gerçek mü'min de bunlar oluyorsa kuşkusuz namaz esnasında buna zirvesini yaşayacaktır.
Rabbi karşısında huşu içerisinde olacak, onunla konuşmanın verdiği huzuru hissedecek ve başka hiç birşey hissetmeyecek düşünmeyecektir. Namazlarında bütün vecibeleri eksiksiz yerine getirmeli, dinini ayakta tutma bilinciyle namaza sarılmalıdır. Namaz kılarken Rüku'sunda ,secdesinde, kıyamın' da kıraatinde eksiksiz bir şekilde eda etmeli, namaz'ın içindeki ve dışındaki şartlara riayet etmelidir. ne dediğini bilmeden yalan yanlış namaz kılıp ben bu kadar biliyorum deyip kenara çekilemeyiz.
Nasılki alış verişimiz de, ticaretimizde, mesleğimizi icra ettiğimiz işlerde şartları zorlayıp olmayacak işleri yapabiliyorsak namaz'ı da çok kolay bir şekil de öğrenip eda edebiliriz. Namazda çalmayacak eksiksiz bir şekilde eda edeceğiz aksi taktirde sadece kendimizi kandırmış oluruz. Nasıl ki borcumuzu öderken, borcumuzu tahsil ederken ki ehemmiyeti vermemiz gerekiyorsa namaz'a da aynı hassasiyetti vermemiz gerekiyor. RABBİM ayaklarımızı sabit kılsın namazı hakkıyla ikame eden felah'a erden kullarından eylesin inşallah...