<p>Basın özgürlüğüne karşı olduğum savıyla hemen üzerime üşüşmeyin! Hele bir durun!...</p><p>Jandarma erinin bileğime kelepçeyi takarken söyledikleri hala hatırımda “ Gazeteci abi, benimde bir başörtülü bacım var, örtüsünden dolayı okuldan atlar. İçim kan ağlayarak takıyorum kelepçeyi ama biraz gevşettim abi, bileğini incitmesin diye…”</p><p>28 Şubat desem! Başörtüsüne destek desem! Gazeteciydim ve hapisteydim desem! Eminim ki anlamışsınızdır. Terörist başı Fetullah Gülen’in, başörtüsü için “fürüattandır” dediği yıllardı işte, bende, fürüata takılıp kodese, oradan Adana DGM’ye, epeyce turistik bir tatil! Keyfi yaşamıştım. Bunu niye anlatıyorum ki? Kimseye “vitrin” yapma gibi bir niyetim yok ayrıca pazarlamadan da hiç anlamam! Gayem o ki; 28 Şubat sürecinde onlarca aydın ve gazeteci, yüzlerce “İslamcı” kimlikli vatan evladı, darbeciler marifetiyle “damlara” tıkılırken, o zaman cemaat, şimdinin ise “terör örgütü” ne kadarda sessiz kalmıştı öyle! Safız ya! Sessizliklerini “korkaklıklarına” bağlamıştık. “Tırsıyor garipler” Mizaç meselesi deyip geçiyorduk.</p><p>Meğer bu adamların ne mangal yürekli! Olduklarını 17-25 Aralık’ta öğrendik! Tek korktukları “ruhlarını” kiraya çıkarttıkları İsrail ve ABD’li efendileriymiş. Elma denince saklanıp,armut denince saldırırlarmış…</p><p>17-25 Aralık darbe girişiminin üzerinden uzunca bir dönem geçti. Başka, başka marifetleri, birer ikişer ortaya döküldü bu yapının. Casusluktan, soru çalmaya! Evrakta sahtecilikten, şantajla himmet! Toplamaya, tapecilikten, montajlamaya varıncaya kadar, çuval, çuval, kamyon , kamyon suç ve günah yükü!...</p><p>Okyanus medyası diye bilinen, aslında saf Müslüman halktan “ hizmete himmet” adı altında kandırarak “çarptıkları” paralarla kurulan basın-yayın kuruluşları. Gazeteler ve televizyonlardan müteşekkil bu kuruluşlarda, şimdilerde yepyeni birliktelikler var! “Gay’ların birbiriyle evlenmesinde mahsur görmeyen” HDP’den tutunda, “Biz iktidar olduğumuzda, başörtülüler başlarını açacak” diyen CHP’ye kadar alayı bir araya gelip cümbüş eylemekte! Yakında toplu nikah kıyarlarsa şaşırmayın!</p><p>Gelelim işin asıl ve en ciddi kısmına. MGK’dan tavsiye kararı alan Devletimiz, paralel yapılanmayı F.E.T.Ö adı altında “terör örgütü” kapsamına alıp, “Kırmızı kitaba” dahil etmedi mi? Evet etti! Ancak burada anlamadığım bir şey var! Eğer bu yapı bir terör örgütü kapsamındaysa, bu örgüte her alanda sahip çıkarak, adeta onun sesi durumunda bulunan “Okyanus medyası” olarak bilinen televizyon ve gazeteler “ Terör örgütüne yardım ve yataklık” suçu işlemiş olmuyorlar mı?</p><p>Ellerine geçirdikleri her fırsatta bu ülkenin Cumhurbaşkanına etmedik hakaret bırakmayan, Başbakan ve diğer hükümet yetkililerine, sanki “ Moskof gavuru” muamelesi yapan bu yayın organlarına daha ne zamana kadar müsaade edilecek acaba? Devletimizin, bizim bilmediğimiz bir çekincesi mi var da, bu kadar aleni açıkça “vatan hainlerine” taraf yayın yapan bu organlara izin vermektedir?</p><p><br />Basın özgürlüğü kutsal bir haktır! Bunu en iyi bilenlerdenim zira bedel ödemiş bir gazeteciyim. Düşündüğü ve düşündüğünü söylediği için mahkum edilmiş her basın mensubu dostumudur!Tanısam da, tanımasam da, farklı şeyler düşünsek ve farklı hayatlarımız olsa da bu böyledir. Ancak; Basın özgürlüğü başkalarının kutsallarına sövmek midir? Ya da masum insanlara, montaj tape ve kasetlerle iftira etmek ve onları şantaj yoluyla sindirmeye çalışmak mıdır? İş adamlarının mahremlerini, yatak odalarını gizliden kaydederek, onlardan para aşırmak mıdır? Ülkenin Cumhurbaşkanını, Başbakanını, Dışişlerini ve hatta en gizli toplantı kayıtlarını, gizli çekim,açık teşhir eyleyip, yabancı örgütlere servis etmek midir? Müslüman bir ülkede ateş altında kalmış masumlara giden yardım malzemelerini teşhir edip “ aha burada silah var” diyerek, kendi ülkesini Dünyaya “Terörist ülke” gibi lanse etmek midir? Hayır! Koskoca bir hayır? Bu alenen şerefsizlik ve alçaklıktır! Böyle bir özgürlüğün varlığından bahsediliyorsa ve her nerede var ise böyle bir özgürlük, “Ben böyle özgürlüğün içine tükürürüm!!!”…</p><p>Son olarak “ Ortada bir örgüt var ise ki, var! O halde bu örgütün açık ve net bir şekilde propagandasını yapan ve bu ülkeye ihanet edenlerle birlikte hareket eden bu medya organlarının susturulması gerekmektedir. Hukuk ve Yasalarımız bunu emreder…</p>